2 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mart 25, 2015

J. M. Darhower - Gözlerindeki Canavar || İnceleme

Künye
Orjinal Adı: Monster in His Eyes
Seri Bilgisi: Monster in His Eyes #1
GoodReads Puanı: 4.30
Türkçe Yayın: Yabancı Yayınları 
Sayfa Sayısı: 448
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Puanım: 5/2

Satın almak için

Yorumum:

Gözlerindeki Canavar incelemesinden herkese merhaba.
Bu sefer yorum değil inceleme diyorum çünkü daha derine inmeyi düşünüyorum. Nasılsa okumayan çok az kişi kaldı, eh o küçük kesimde yorumlar sayesinde ne olup bittiğini öğrenmiş durumda. Yani uzun bir yorum olacağı ve spoiler barındıracağı konusunda uyarmalıyım sizi.

Çarşamba, Ocak 29, 2014

Cathy Maxwell - Yıldırım Nikahı (Yorum)

Orjinal Adı: Married in Haste
Seri Bilgisi: Marriage #1
GoodReads Puanı: 3.38
Türkçe Yayın: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 336
Çeviri: İlker Sönmez

Yorumum:

Yıllarrrrrr önce ki 2010 oluyor bu, Aşkı Sende Buldum kitabıyla tanımıştık Maxwell'i. O zamanlar kitabı baya bir sevdiğimi hatırlıyorum. Acaba yanlışım mı var? Bir yazar bir kitabında öyle sevdirip diğer kitabında bu denli soğutabilir mi?

Kısaca konuyu yazayım zira bu kitapla ilgili yazacak pek bir şey yok. Brenn Owen İngiltere'ye zengin eş avına gelmiş biri. Tess Hamlin'se evlilikten kaçan, bolca sezon geçiren ve sosyetenin gözbebeği kızımız. İşte Brenn efendi baloya teşrif edince ilk görüşte birbirlerinden etkileniyorlar. Tess daha öncesinde bir takım haltlar karıştırmış, abisi zaten kızı versem de kurtulsam derdinde, o akşam üstüne skandal patlak verince Tess daha ne olduğunu anlamadan kendini nişanlı buluyor. Brenn ondan bir şeyler saklıyor, o Brenn'den.

Tess; sıkıcı. Brenn; sıkıcı. Konu; sıkıcı. Tam bir yerde toparlıyor dediğimde yine sıkıcılığına geri dönüyor. Ne kadar istikrarlı bir kitap ama değil mi o konuda hakkını yiyemem. 


Beğenmedim maalesef. Aslında duygusal erkekleri sevme potansiyelim vardır ama inandırıcılıktan uzak bir aşk vardı. Fazlaca dar bir çerçevesi vardı. Dışına çıktığı kısımlar, mesela Sarah ve Darryl'i ziyaret ettiği yerler. İki kişi ağırlıklı olabilir ama o zamanda elle tutulur olay ya da diyalog gerekiyor. O da maalesef ki yoktu. O yüzden üzgünüm ki bizimle değilsin :D

Ablam ikincisini de okudu. Geçer not verdi. Eğer beğenmezsem şahitsiniz onun yüzünden okuyacağım :D

Puanım:
* * *
Yıldırım nikâhı tutkular aşka, yalanlar sevgi dolu sözcüklere dönüşebilir mi?
Her genç kız Londra sosyetesine tanıtılmanın, en özel balolara gitmenin, muhteşem elbiseler giyerek pırıltılı mücevherler takmanın hayalini kurar… Sosyetenin en yakışıklı erkekleriyle gizliden gizliye öpüşmeye ve tutkulu sözlere dair hayallere dalarak tüm gece dans etmekten daha heyecan verici ne olabilir ki... 
Merton Kontu Brenn Owen, kendisine bir eş bulabilmek için Londraya gelmiştir. Yakışıklı savaş kahramanının önünde sosyeteye yeni tanıtılan birçok genç kız varken, gözlerini Tess Hamlinin üzerine diktiği anda Londranın güzellik kraliçesini kendisine bağlamadan rahat edemeyeceğini anlar.
Ancak Tessin umursamaz tavırlarının altında derin bir çaresizlik yatmaktadır. Ailesinin başından geçen talihsiz olaylar, sosyetenin dedikodu malzemesi olmadan önce evlenmekten başka şansı kalmamıştır. Fakat Brennin de çıkarları olduğuna dair hiçbir fikri yoktur...
"İnsanın kalbinden geçenleri anlayan ve öyküleri ruhumuza dokunan bir yazar."

Romantic Times

Cuma, Ocak 24, 2014

Burçak Çerezcioğlu - Mavi Saçlı Kız (Yorum)

Satın almak için tıklayın

GoodReads Puanı: 3.17
Türkçe Yayın: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 288

Yorumum:

Adını çokça duyduğum, çoğu kişi tarafından sevilen, çoğu yorumda ağlayarak okudum denilen bir kitap için yorum yazmak zor. Özellikle gördüğüm yorumlardakileri bulamamışken. Belki okuyanlar bana kızacak ama durum bu maalesef.

80 küsür baskı yapmış böylesine popüler bir kitabın konusunu bilmeyen kalmamıştır sanırım. Özellikle kötü sonları sevmiyorum ama bu gerçek bir hikaye olduğu için okumak daha kolay geldi belki de. Ya da zor tam bilemiyorum. 

Kitap tahminlerimin aksine hastalık süreciyle değil Burçak'ın 11 yaşında ilk cümlelerini yazmasıyla başlıyor. Bu günlüğü yayınlamak onun hayallerinden biri. Ailesi açısından bu hayali o öldükten sonra da olsa gerçekleştirmek güzel bir duygu olmalı. Yine de kitabı okurken ya da değerlendirirken biraz duygulardan arınmak lazım diye düşünüyorum.

Herkesin kitap zevki farklılık gösterir. Yine de gördüğüm, duyduğum onca şeyden sonra özellikle çoğu "hayata bakış açımı değiştirdi" tarzında cümleler olunca çok farklı bir hikaye beklemiştim. 11 yaşında başlanan yazılar çocukluğun verdiği hafifliği taşıyor. İlerleyen sayfalarda özellikle hastalıktan sonrasında daha çok bu konuda yazı beklemiştim. Burçak vefat edene daha doğrusu yazmayı bırakana kadar da bu hafiflik devam etmiş. Sizin, benim yazacağım günlükten tek farkı araya serpiştirilmiş hastalık yazıları. Çokça aşık olması, ergenlik durumları, bazen hayalleri bazen umutları. Bunlar bana kalırsa her genç kızın günlüğünde rastlanabilecek yazılar. En azından hastalıktan sonra değişim gösterir diye bekledim, umdum. Ama gerçekleşmeyince büyük hayal kırıklığı oldu. 

Ortalarında bir kısımda 1-2 damla düşmesi dışında ağlayamadım da maalesef. Tabi ki sonu hüzünlü ama ölümü üzerine yazılan minik bir yazı dışında bir şey yok ki neye üzülebilirdim. Zaten öldüğünü biliyordum. Hikayesini kitaptan yazdığından daha çok nette gördüm. Üstelik nette ki bilgiler olmasa salt kitapla işimde çok zor olurdu. 

Ailesi için çok zor bir durum olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu günlüğü yayınlatarak belki de son görevlerini yaptılar. Yine de annesinin yazılarına yer verdiği bir kaç bölüm gibi yere daha çok yer verseler, onların ağzından bu süreci dinlesek sanırım daha etkili, belki de kahredici olurdu.

Yineliyorum kitap zevki görecelidir. Hele ki böyle gerçek hikayeler daha fazla etkiler. Ama ben her zaman fazlaca empati kuran, okumayıp yaşayan biri olduğumu düşündüğüm halde aradığımı bulamadım. Belki 50-60 (o da resimleriyle birlikte) içimde bir yerlere dokunmuş olabilir. Onun dışında okumasam da çok şey kaybetmezmişim. Keşke ilerleyen zamanlarda ailesinden de bu süreci okuyabilseydik. 

Puanım:

* * *
Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yakıcı hayatlar. Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir. Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır.
Burçak Çerezcioğlu, 16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.
Bu kitapta, kısa bir yaşamın kederini, güzelliğini acısını, bir savaşı okuyacaksınız.
Ne yazıktır ki kurmaca olmayan bir hayatın öyküsünü.Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın.
Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum.
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir.

Salı, Aralık 03, 2013

Alyssa Day - Atlantis'in Yükselişi (Yorum)

Orjinal Adı: Atlantis Rising
Seri Bilgisi: Four Warriors of Poseidon #1
GoodReads Puanı: 3.96
Türkçe Yayın: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 426
Çeviri: Selim Yeniçeri



Yorumum:

Alyssa Day uzun zamandır aklımda olan bir isimdi. Özellikle yorumlardan sonra. Pinuccia'nın etkinliğinde bir kategeoriye oturtabilince çok sevinmiştim. Bu vesileyle ön sıralara çekebildim. Immm, şeyyy, aslında çokta şart değilmiş okumak. Maalesef hayal kırıklıklarımdan biri olarak tarihime kazındı.

En başta benim şaşkın ablam okuyunca çok övmüştü. Hatta yorumunu yazmıştım buraya. Ama gelin görün ki ben başlayıp sıkıldım diyince bende çok beğenmedim dedi! Arkadaş ne heveslendirdin o kadar o zaman. Atlantis olayını sevmiş. Başlayacağım olayına. Bilsem bulduğum diğer kitaplardan okurdum yaw.

Bulgaristan
7 savaşçısı, 1 prensi bir de yedek veliahtı olan bir seriyi anlatıyor Warriors of Poseidon Serisi. İtiraf etmeliyim ki çok güzel başladı. Anubisa'nın elindeki 7 yıllık esaretinden kurtulan prens Conlan'ın, Atlantis'e geri dönüşüyle başlıyor. 7 yıl hemi de Anubisa'nın elinde kalmış birinin akli dengesinde bir bozukluk olduğunu düşünmeleri çok normal. Üstelik Conlan oldukça kızgın. Çok hoş değil mi? Valla ben bekledim, bu adam kafayı bozacak intikam peşine düşecek hatta odunluklarıyla bıktıracak falan. Ama neredeee Conlan gel oğlum buraya, gel kuçu kuçu :P

Yani bunu demek istemezdim ama resmen durum bu. Tamam aşk meşk olaylarını severim suyunu çıkardılar iyice. Sanki nasılsa bunca zaman tutmuş, ilk görüşte bir şehvet falan yaparım işi götürür demiş gibi yazar. Diğerleri yerini hazır etmiş o da mis gibi faydalanmış. Valla bence olmamış. Fantastik + Şehvet + Romantizm = Kitap. Tarifi iyice basite indirgediler. Tabi ki bu formülle beğendiğim kitaplar oldu ama Atlantis'in Yükselişinde yetmedi.

Savaş kısımları, Conlan'ın sahipleniciliği ve Riley'in durumları çok yapmacık duruyordu. Tek sevdiğim yerler diğer savaşçılar ve Riley'in esprili kısımları oldu. Alaric demiyorum. Özellikle durumunu merak etsem de kibrin dozu fazla kaçmıştı. Güçlü olabilirsin tamam da bu havan kime dostum.

Portekiz
Riley'in de diğer savaşçılarla kısımlarını beğendim. Conlan'la bir mıçmıç durumları vardı ki sıktı. Seninim, benimsin, dokun bana, seni hissedeyim bla bla bla. Yapmayın böyle hareketler. Espriler dışında özgünlük yoktu. 

Sanırsam bu da devam etmeyeceğim seriler arasında tarihin tozlu sayfalarında yerini alacak. Gerçi gülmek için okuyabilirim çünkü son savaş sahnesinde baya bir güldüm. Sailor Moon'un kitap versiyonu gibiydi aklıma geldikçe gülesim geliyor. Allah iyiliğini versin Alyssa :D

Sonuç mu? Yelkenler fora, geminin burnunu başka limana çeviriyoruz :D


Puanım:

* * * 

"Bir Prens ve bir rahip," diye tekrarladı Barrabas. "Bu Atlantisliler devlet ve din işlerini
ayrı tutmak diye bir şey duymamışlar mı?"

* * *

Yüzyıllar önce dünyanın en gelişmiş toplumu olan Atlantise neler oldu?

Atlantisin prensi ve gelecekteki kralı Conlan, Deniz Tanrısı Poseidonun çalınan en önemli silahı Tridenti bulmakla görevlendirilir. Bu silah kötü amaçla kullanıldığı takdirde tüm kıtayı yok edebilecek kadar tehlikelidir.

Conlan, zorluklarla dolu bu mücadele sırasında kendini hiç beklenmedik bir durumun içinde bulur: bir ölümlüye beslediği yasak duygular ve arzular...

Karar anı gelmiştir: Conlan ruh eşi olduğuna inandığı ölümlünün mü yoksa büyük bir tehdit altında olan ve tüm umutlarını kendisine bağlayan Atlantis halkının mı yanında duracaktır?
Yasak aşk bu baskının üstesinden gelebilecek midir?

"Alyssa Day, Atlantisin Yükselişinde tekrar tekrar ziyaret etmek isteyeceğiniz inanılmaz ve nefes kesici bir dünya yaratıyor. Bu kitap romantik, seksi ve kesinlikle çok sürükleyici. Bayıldım!"
Christine Feehan

"Kaçırmak ve ayrılmak istemeyeceğiniz yepyeni ve inanılmaz bir dünya. Alyssa Day, seksi Poseidon Savaşçılarıyla okuru heyecanlandırıyor ve nefeslerini kesiyor."
Kerrelyn Sparks

"Vay canına! Alyssa Day muhteşem bir paranormal aşk romanı yazmış!"
Susan Kearney

"Alyssa Dayin karakterleri sizi alıp bir girdabın içine çekiyor. Uzun zamandır karakterlere veya bir hikâyeye kendimi böylesine kaptırmamıştım. Tadını çıkarın!"
Susan Squires

Pazartesi, Ekim 21, 2013

Kasey Michaels - Nefes Nefese (Yorum)




Orjinal Adı: How to Beguile a Beauty
Seri Bilgisi: Daughtry Family #3
GoodReads Puanı: 3.62
Türkçe Yayın: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 320
Çevirmen: Gizem Onat


Yorumum:

Birisi bana Kasey Michaels kitabında sıkılacaksın dese hadi be oradan diye kızardım. Maalesef ki çoğu kişinin beğenmediği iki kitabıyla kendisine aşık eden Michaels bu kez aynı hisleri yaşatamadı. Ne zamandır elimde sürünmesinden de belli oluyor zaten.

2. kitap Alev Alev çok güzel bir yerde kalmıştı. Genç Lydia aşk acısıyla başbaşa kalmış, bunun yükünü de Tanner'a yüklemişti. Tabi ki adamcağızın suçu yoktu ama bizi çok güzel bir kitap bekliyor diye düşünmüştüm. 

Yine de bu doğrultuda gitse umduğum gibi olurdu diye düşünüyorum. Talihsizliğe bakın ki farklı bir yol izlemiş yazar. Tamam karakterler gıcık değildi, üzerinden 1 yıl geçmiş ekilen aşk tomurcuklarını vermişti ama yetmedi. Naif hikayeleri sevmeme rağmen yetmedi. Sanki balayı hikayesi okur gibi her şey süt limandı. Onurlu erkek modeline oturtmak adına Tanner'a bir kaç anlamsız hareket yaptırmış tabi ki ama bunlar hem mantıksız olması hem de canlandırmak yerine daha çok kızdırması açısından fiyaskoydu. Yani adam zorla engel çıkartmaya çalıştı, anlayan varsa beri gelsin.

Koca kitapta sevdiğim tek şey zeki karakterler yazmasıydı. Hem Lydia hem de Tanner kuyruğunu kovalayıp durmadı. Özellikle Lydia okuduğum kızlar gibi aptallıklar yapmadı ve olayları çabuk çözdü. Gerçi gözümüze sokmuş yazar ama buna rağmen aaaa öyle mi o yapmaz ben fesatım tarzı bir yaklaşım yoktu. 

Buna rağmen sonlarına doğru katmaya çalıştığı aksiyonda yetmedi. Biraz esrarengizlik polisiye bir şeyler katayım demiş ama yapma lütfen bir daha yapma bunu. Hele ki böyle tumturaklı karakterler yazacaksan. Vallahi Nicole'nin haşarılığını özlettin kitap boyunca.

Son kitap Justin hakkında. Çok merak ediyorum. Umarım ilk iki kitaptaki farklılığı yine yakalamıştır. Tek kitapla infaz yapamam zaten. O kitaplar en sevdiklerim arasındaysa özellikle (:


Puanım:

* * *

Acıyı ve kaybı hatırlatan bir adam... 
Sevdiği subayı savaşta kaybeden Leydi Lydia Daughtry, bir daha kimseyi sevemeyeceğini düşünmektedir. Ta ki yakışıklı bir dük onda varlığından bile habersiz olduğu duygular uyandırana kadar. Fakat ona kaybettiklerini de hatırlatan biri için böyle duygular beslemesi mümkün müdür? 
Aşka ve tutkuya nasıl inandırabilir? 
Malvern Dükü Tanner Blake, ölmek üzere olan arkadaşına, onun "sevgili Lydia'sına" iyi bakacağına dair söz vermiştir. Bu yüzden genç ve güzel kadını arzulama hakkını kendinde göremez; özellikle de bir başkasıyla nişanlıyken! Tanner çareyi Lydia'ya uygun bir eş aramakta bulur. Fakat hayatlarına gizem ve tehlike girdiğinde ve Tanner'ın verdiği söz daha kişisel bir anlam kazandığında, Lydia'yı sonsuza dek yanında tutmak isteyecektir. 
"Kasey Michaels aşkı sadece modern zamanlarda değil, tarihin her döneminde görkemle kelimelere döküyor." 
-The Romance Reviews-

Çarşamba, Ağustos 21, 2013

Kalayna Price - Mezar Cadısı (Üşengeç Yorumcu 4)




Orjinal Adı: Grave Witch
Seri Bilgisi: Alex Craft #1
GoodReads Puanı: 4.00
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 315
Çevirmen: Ezgi Ünçe




Yorum:

Farkettiniz mi Üşengeç ablam sürekli Nemesis yorumu yapıyor :( Hayır kız haftada 10 kitap okuyor rahat gidip gidip aynı yayınevi. Nemesis'i sevmediğimden değil, sadece menümü kısıtlıyor ondan taktım (: Biraz daha sıkıştırsam iyi olacak :D



Değerlendirmeye gelirsek:

2 -  Sıkıldım ama bitti...


* * *

Ölülerin konuşamayacağını düşünüyorsan, Alex Craftla henüz tanışmadın demektir.
Alex Craft ailesi tarafından reddedilmiş bir mezar cadısı. Para kazanmak için en önemli özelliğini kullanıyor: ölüleri konuşturuyor.

Cinayete kurban giden birini konuşturması ve ona katilinin kim olduğunu sorması için polis tarafından işe alındığında ise olaylar karışıyor. Onunla birlikte çalışmaya başlayan dedektif Falin Andrews sürekli peşinde. Üstelik şüphe uyandıracak kadar gizemli birisi. Ruh toplayıcı göreviyle insanların en çok korktuğu şey olan Ölüm ise Alexin yanında. Dost gibi görünüyor. En azından şimdilik.

Bir ritüeli gerçekleştirircesine benzer şekilde işlenen cinayetlerin kurbanları ise Alexe katilin ismini fısıldamak üzere...

Perşembe, Temmuz 25, 2013

Agatha Christie - Ölüm Meleği (Yorum)




Orjinal Adı: Nemesis
Seri Bilgisi: Miss Marple #12
GoodReads Puanı: 3.82
Türkçe Yayın: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 192
Çevirmen: Gönül Suveren


 


Yorumum: 


Pinuccias Book'un düzenlediği yazar ayları kapsamında bu ay Agatha Christie okuyoruz. Okumak istediğiniz yazar Agatha Christie ise kitap seçmek cidden zor oluyor. O kadar çok kitap yazmış ki o piti piti tekniğini kullanmak zorunda kalıyorum bir yerden sonra. İşte uzun düşünme seanslarından sonra seçtiğim kitap Ölüm Meleği de buna benzer şekilde seçildi.

Ve sanıyorum ki bu aralar şanslı değilim. Çoğu kitabını sevdiğim bir yazarım yüzbilmem kaç kitabından çıka çıka sıkıcı bir kitap çıktı. Poirot kadar olmasa da Miss Marple okumaktan da hoşlanmam rağmen nedense bu sefer sıkıldım. 

Miss Marple bu kez baya zorlu bir işe girişmişti. Elinde hiçbir ipucu yokken eski bir dostunun yardımlarıyla karışık işlere girişiyor. İpucu yok derken gerçekten yok. Ortada işlenmiş bir cinayet mi var yoksa işlenecek mi belli değil. Pek ümitli olmasa da girişiyor bu işe. Bu ipucusuzluktan dolayı hoşlanmadım özellikle. Sanki zorlama bir hikaye çıkmış. Aslında Miss Marple'in çok zeki olduğunu vurgulamak için. Ki bir yerde bu bir oyun gibi geldi bana. Spoiler vermeden nasıl söylesem bilmiyorum ama araştırdığı olayla ilgisi olan kişinin yardım etmek için ölümüne kadar beklemesi ve bunu bir bilmeceye çevirmesi çok abes geldi bana. Üstelik işin içinde en yakını söz konusuyken. 

Neyse çok kötü de değildi. Ben yazarı çok sevdiğim için yetersiz geldi. Belki de büyüdüm eski tadı yok bilemiyorum. Zaten daha önce okuduğumdan da şüpheleniyorum. Çünkü çoğu şeyi tahmin ettim. Ya da o kadar çok polisiye şeyler okudum/izledim ki artık nokta atışı yapıyorum :D


Ayrıcaaaa;

5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.


Değerlendirmeme gelirsek:

2 -  Sıkıldım ama bitti...



* * *


Jane Marple hiç beklemediği birinden bir mektup alır. Yolculuklarının birinde tanıştığı Bay Rafielden gelen mektup yaşlı kadını şaşırtır. Kısa bir süre önce ölen adam, onun adalet duygusuna güvendiğinden söz ederek bir cinayet olayının ortaya çıkarılmasını istemektedir. Ama tüm bu isteklerin dışında cevaplanmamış sorular vardır: Bir; sözü edilen cinayeti kim işlemiştir? İki; cinayet nerede ve ne zaman gerçekleşmiştir? Tüm bu soruları cevaplandıracak olan yaşlı Marple, kalan zamanını ve düşmanını bilemeden hızla yol almak zorundadır...

Pazar, Temmuz 07, 2013

Beverly Barton - Sığınak (Yorum)

Orjinal Adı: Raintree: Sanctuary
Seri Bilgisi: Raintree #3
GoodReads Puanı: 3.75
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
Çevirmen: Zeynep Arda




Yorumum:

Raintree serisinin son kitabı da taze taze bitmiş bulunuyor. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Hayır ters tarafımdan kalkmadım, hayır yazara garezim yok, ilk defa kitabını okuyorum. Birazdan bu soruları sormanız muhtemel çünkü.

Bu seriye Linda Howard'la başlamak büyük hata olmuş bana kalırsa. Çıta acayip yükselmiş. Bazı yorumlarda pek yeterli bulunmadığını okusam da bence en güzeli Cehennem'di. Sonra Adalet, bir doz daha düşük olsa da güzeldi. Sempatikti, sıcaktı. Keşke bu kitapta aynı şekilde olsaydı. Ya da öncelikle Barton başlasaydı da sonuç hüsran olmasaydı.

Bir kere yazar Fantastiğin dibine vurmuş. Kendilerince bir dünya yaratmaları çok hoş ama diğer kitaplardaki doğallık bu kitapta yoktu. Hani küçükken kendimizce hikayeler yaratır süper kahraman oluruz ya onu hatırlattı bana. Güçler tamam ama bir kişiye 50 tane özellik yazınca bütün inandırıcılık çöpe gitmiş. Sanki kendi dünyasını yaratmanın heyecanını yaşayan bir çocuğun abartısıydı.

İkincisi de sempatiden uzak karakterlerdi. İlk kitapta Dante'ye ukala demiştim ama hepsini geri alıyorum. Hayatımda Judah gibi birini zor okurum. Karşımda olsa bir kaşık suda boğarım o kadar yani. Senin sahibin benim dedikçe Mercy nasıl şiş kebap yapmadı hayret ediyorum. Hoş İlahi Judah'ta da yok yok. Dante'de Draniri ama Howard daha ölçülü yazmış. Bu kadar gücü barındıran biri bana hiç inandırıcı gelmedi.

Mercy'nin kızı Eve desen ondan beter. Ciddi ciddi Supernatural'deki küçük Lilian geldi aklıma. Melek yüzlü şeytan gibi bir şey. Her an içinden iblis çıkacak diye bekledim durdum. Bir çocuk karakter böyle sevimsiz yazılabilir mi? Üstelik güçleriyle afedersiniz ama Tanrı gibi lanse edilmiş. Abartının dibine bu kadar vurulmamalı bence.

Belki sıkı fantastikçiler için dozunda gelebilir ama ben ilk iki kitaptaki abartısız anlatımı çok aradım. İlk kitapta Dante için bile biraz abartıyor mu acaba ne demiştim ama bu kitabı okuyunca Howard ve Winstead'ın yazdığı dünyanın daha makul olduğunu gördüm. Üstelik son 20 sayfa da savaşı çıkartıp şıppadanak olayı çözmesi çok komikti. 200 sayfa aynı şeylerin etrafında döneceğine yarısından itibaren aksiyon katmasını isterdim.

Kapak orjinal olsa da sevmedim. Kız çok ürkütücü duruyor. Ama Harlequin yayınlarını hem -bir iki yerde hata olması dışında- çeviriden hem orjinal kapakları kullanmasından hem de bu kadar kısa sürede tamamlamasından dolayı tebrik ediyorum.


Değerlendirmeme gelirsek:

1.5 / 2 -  Sıkıldım ama bitti...



* * *

Raintreeler’in kaderini belirleyecek savaş gelip çatmıştı…
Ezeli düşmanları Ansara klanıyla savaşa girmeleri kaçınılmazdı. Mercy Raintree bu savaşta, Sığınak koruyucusu olarak üstlendiği görevi yerine getirecek, Raintreeler’in yurdunu koruyacaktı. Ancak savaşın ayak sesleri duyulurken Mercy’nin titizlikle sakladığı sırrı savaşın kaderiyle birlikte ortaya çıkabilirdi.

Çarşamba, Nisan 10, 2013

Kings of the Boardroom Serisi (Beyaz Dizi Yorum)






6 kitaplık Kings of the Boardroom Serisini zevkle okudum. 6 farklı yazarın kaleminden çıkan hikayeler Maddox iletişimin 6 çalışanını konu alıyor.



Catherine Mann - İki Hafta



Orjinal Adı: Bossman's Baby Scandal
Seri Bilgisi: Kings of the Boardroom #1
GoodReads Puanı: 3.58


Benim Puanım: 4


Yorumum:

İlk kitap şirketin reklamcısı Jason Reagert ve kısa süreli iş arkadaşı Lauren Presley'in hikayesi. Jason 1 yıl Lauren'le çalışırken gideceği akşam bir birliktelik yaşarlar. 4 ay sonra tesadüfen Lauren'in hamile olduğunu öğrenir ve yanına gider. Daha sonra ikisi San Francisco'ya dönüp Maddox iletişimin muhafazakar işverenine karşı nişanlı rolü yapmaya başlarlar. 6 hikaye arasında en beğendiğim ikinci kitap bu oldu. Catherine Mann'in kalemini severim burada da yanıltmamış.


* * *

Emilie Rose - Anlaşmanın Mührü



Orjinal Adı:  Executive's Pregnancy Ultimatum
Seri Bilgisi: Kings of the Boardroom #2
GoodReads Puanı:  3.41


Benim Puanım:3


Yorumum:

Maddox iletişimin başkan yardımcısı Flynn Maddox 6 yıl sonra eşi Renee Landers'den boşanmadığını öğrenir. Renee çocuk sahibi olmak için tuhaf yollara başvurunca hala evli olduklarını öğrenen Flynn, baba adayı olarak kendisini önerir. Böylece evlilikleri ve unutamadığı karısı içinde şans elde etmiş bulunur. Emilie Rose'u da sevdiğim için tabi ki beğendim. 


* * *

Maya Banks - Aşk Tutsakları



Orjinal Adı: Billionaire's Contract Engagement
Seri Bilgisi: Kings of the Boardroom #3
GoodReads Puanı: 3.74


Benim Puanım: 5


Yorumum:

Maddox iletişimin diğer reklamcısı Celia, Evan Reese ile anlaşma imzalamak için kolları sıvar. Bu görüşmeler sırasında Evan'ın oyununa alet olup birkaç gün nişanlı rolü yapmaları gerekir. Tabi ki ikisi arasındaki çekim karşı konulmaz olmaya başlar. Genç ve güzel Celia geçmişinde yaşadığı olaylardan kaçarken gelip ayaklarına dolanır. Seride en beğendiğim kitap bu oldu. Celia'nın 3 ağabeyi ve babası ile diyalogları çok eğlenceliydi. Maya Banks güzel kalemiyle onlara da birer hikaye yazsa çok mutlu olurdum (:


* * *

Michelle Celmer - Silinmiş Anılar



Orjinal Adı:  Money Man's Fiancee Negotiation
Seri Bilgisi: Kings of the Boardroom #4
GoodReads Puanı: 3.59


Benim Puanım:4


Yorumum:

Maddox İletişimin mali işler direktörü Ash Williams, kendisinden kaçan sevgilisi Melody Trent'in peşine düşer. Yaptığı kaza sonucu hafızasını ve bebeğini kaybeden Melody'nin nişanlısı olduğunu söyler. Birlikte evlerine geri dönerler ve Ash'in intikam planları yeni Melody'i tanıdıkça kendini aşka bırakır. Daha önce bu hikayeyi okumuşum ama yeniden okurken sıkılmadıysam olmuştur bu kitap (:


* * *

Jennifer Lewis - Yalanlar Üstüne Aşk



Orjinal Adı:  Bachelor's Bought Bride
Seri Bilgisi: Kings of the Boardroom #5
GoodReads Puanı:  3.21


Benim Puanım: 2


Yorumum:

Maddox İletişimin diğer reklamcısı Gavin Spencer'in Bree Kincannon ile olan hikayesi bana göre en vasat kitaptı. Bree'nin babasının 1 milyon dolarlık teklifiyle genç kadınla ilgilenmeye başlayan Gavin, zamanla Bree'ye aşık olsa da aldığı yanlış kararlar Bree ile arasını açar. Sonuç olarak tatlıya bağlansa da, Gavin çok pasif geldi bana. Bree'den de pek hoşlanmayınca en düşük puanı aldı maalesef.


* * *

Leanne Banks - Aşka Güven



Orjinal Adı: CEO's Expectant Secretary
Seri Bilgisi: Kings of the Boardroom #6
GoodReads Puanı: 3.43


Benim Puanım:3


Yorumum:

Maddox İletişimin başkanı Brock Maddox'un sekreteri Elle Linton'la ilişkisi anlatılıyor. Bir önceki kitapta Elle'nin şirket cacusu olduğu ortaya çıkmıştı. Kitap yüzleşme ve Elle'nin hamile olduğunu Brock'un öğrenmesiyle başlıyor. Tabi ki çocuk için evlenmeye karar veriyorlar ve Brock her şeye rağmen Elle'yi affediyor. Kitap çok güzeldi sadece bir nokta rahatsız etti. Diğer kitaplarda çok daha ketum duran Brock'un kişiliğinde oynama yapılmış gibi hissettim. Kötü değildi sadece tutarlı gelmedi ki 6 farklı yazar olunca normal karşılanabilir sanırım. 


* * *


Romanların arasında 1'er 2'şer serpiştirdiğim Beyaz Dizileri okumak çok zevkliydi. 



Cuma, Mart 22, 2013

Çok Şükür Bitti (Andrea Cremer - Silüet)


 Andrea Cremer - Silüet




Orjinal Adı: Nightshade
Seri Bilgisi: Nightshade #1
GoodReads Puanı: 4.06




Çok şükür şu kitabın bittiği günü görmekte varmış. Kaç seferdir yarım bırakmamak için savaş verdiğim düşünülürse büyük başarı.

Baştan söyleyeyim, kitabın kapağı ve erkek karakterleri dışında hiç bir kısmı hoşuma gitmedi.
Bir kere anlatım felaket. Öyle bir giriş yapmış ki yazar, sanki öncesinde bir şeyler yaşanmış, kaldığımız yerden devam ediyoruz. Shadow Days (Nightshade, #0.5) diye bir e-book gördüm umarım her şey oradan başlamıyordur. Yani kitap bile sayılmayan bu yazılar basılmıyor, gidip İngilizce mi öğrenelim olayı anlamak için. Ya da bu sadece biz de yapılıyor, basılmıyor bön bön bakıyoruz n'oluyoruz diye!

O kadar sinir etti ki kitap beni çok eleştirmemek ile yerden yere vurmak arasında gidip geliyorum. Çok haksızlıkta yapmak istemiyorum.

Calla ile başlayayım. O nasıl bir ergen ya, ikinci Ana vakası gibi. Her durumda dudak ısırmalar, Ren'in kucağından Shay'in kucağına geçmeler. Saçma sapan rüyalar, ateş basmaları. Kızın ateşini bir söndüremediler. Zaten aşk üçgenlerinden nefret ederim ama bu gerçekten en kötüsüydü. Diğerlerinde en azından fiziksel etkilenmeler yoktu. Sadakat istiyorum çok mu? Ren'e dokunsa sağı yanıyor, Shay'e dokunsa solu. Bu nasıl bir kadın karakterdir arkadaşım. Bir de kitapta Ren Alfa erkeği olduğu için yapar sen yapamazsın diye söylemler olunca tepemin tası attı. Hoş bu kız nasıl dayanmış o yaşa kadar hayret. Hadi yapmak istiyorsun seç artık kızım birini!

Bir de kitabın iki mazlumu var. Ren ve Shay. Ren kötü çocuk diğeri de doğal olarak iyi. Ama ne kötü çocuğu ya al bağrına bas. Böyle kötüye can kurban. Bir de gidip böyleleri Calla gibi birine bakıyor. Gerçek misin sen ya? Okuduğum en salak kızlar kategorisinde başı çeker herhalde bu kız ve hala 2 talibi var. Yok yok gerçekten şaka olmalı bu.


Hadi diyelim bunları geçtik. Hele o kurtlara ne demeli. Bir kere kimin kim olduğu, neredeyse çeyreğinden önce anlaşılmıyor; çünkü anlatılmamış. Seri kitaplarda sevmem her kitapta açıklasın baştan ama arayıp soracaktım neredeyse abla bunlar ne ayak diye. Sanki yazarın kafasına girip, Araycı kim, Silüetler kim bilmek zorundayız. Var mı böyle olay?

Bir kurt görmüşlüğüm var, o da Alacakaranlık'tan, avaz avaz Jacob'ı isterim diye bağıracaktım. Saçma sapan kurallar, kurt olmuş ama hala erkek hegemonyasında yaşayan dişi kurtlar, anlamsız bir sistem. Hani ıkınmış tıkınmış ancak bu kadar çıkmış gibi. Mesela çoook katı kurallar var. O ceza bu ceza ama ay ölüyorsun kurt yap beni dedi diye 2 dakikada kurt yapılan sahne. Hani çok büyük cezası vardı. Hani?

Anlatımdan da Calla'nın ağzından anlatmasından da hoşlanmadım. Ne kadar soğuk ve yavan anlatımı var. Sanki olayları yaşayan biri değil, gözlemleyen biri anlatıyor. Robot gibi. Tek gördüğüm duygu emaresi kızın erkekler dokununca hissettikleri. Onu da yazmasaydı bari de sinirimi bozmasaydı. 

Ve çeviri. Çok kötü diyemem ama yetmedi. Hele ki bazı yerlerdeki anlamsız cümleler, çelişen ifadeler. Mesela 17 yaşındaki Calla'nın 18 yaşındayken katıldığı bir geziden kalma tişörtü var! Bu kadar bariz hatalar da olmasın ama artık, kaç kitap çıkarmış yayınevi, yakışmıyor. 
Kitaplarda noktalama işaretlerine dikkat ederim ama çok söylemem. Cümle düzgün olsun bir virgülü eksik olsun. Ama bu konuda da kötüydü. Konuşma devam ederken alt satırda paragraf yapılmış cümlelerden kimin ne söylediği anlaşılmıyordu. Bazıları da iki konuşma aynı paragrafta. Onu da geçtim tırnak olması gereken yerlerde yok olmaması gereken yerlerde var. Word'un hızlı değiştirme tuşuyla mı yapıldı nedir?


Sevdiğim kitaplara uzun yorum yapamam ama sevmediklerime de yazar dururum. Yine uzatmışım. Özetlersek kitabı beğenmedim. Devamını da okumayı pek istemiyorum. Okursam da atlayarak okurum ya da ablamı kurban ederim :D Okusun anlatsın yeter de artar bile. 

Okuyacak olanlara keyifli okumalar (:


Değerlendirmeme gelirsek;

2 / Sırf Ren ve Shay için verdim bu puanı da



* * *


Silüet bir kurt sürüsüne söz geçirebiliyor ama kalbine asla!

"Ateşli ve kesinlikle heyecan verici..."
Becca Fitzpatrick, Fısıltının yazarı

Calla, kaderinin ona ne getireceğini biliyordu:
Geleceğin ateşli alfa kurdu olmak… Ren Larochela eşleşecek, onunla omuz omuza savaşıp sürüyü yöneterek Bekçilerin kutsal mekânlarını koruyacaklardır. Ancak yakışıklı bir gencin hayatını kurtararak efendilerinin yasalarını çiğnediğinde Calla kaderini, varlığını ve kendi dünyasını sorgulamaya başlar. Kalbini dinlerse her şeyini, hatta belki hayatını bile kaybedecektir…

"Zekice yazılmış bir seri, okuyucuları koltuklarına çiviliyor."
Associated Press

"Seksi ve sarhoş edici; aksiyon, gerilim ve kesinlikle aşk dolu... 
Daha fazlası için sabredemeyeceksiniz!
Doğaüstü romanları sevenler için tam bir başyapıt."
Romantic Times

"Son derece romantik."
Justine Magazine

"Silüetin bağımlısı oldum!"
Kay Cassidy