Yorumlar (Beyaz Dizi) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yorumlar (Beyaz Dizi) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Haziran 29, 2014

Kelly Hunter - Nefes Kesen (Yorum)


Orjinal Adı: The One That Got Away
GoodReads Puanı: 3.60
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Çeviri: Zeynep Arda

Yorumum:

Evie ve Max, MEO şirketinin iki ortağı. Yeni projeleri için büyük bir miktar paraya ihtiyaçları var ve bunun için akıllarına gelen yol evlenmek. Max'in fonundaki parayı alabilmesi için tek yol bu. Tabi ki anlaşmalı evlilik bu ve 2 yıl sonra boşanacaklar. Aralarında arkadaşlık dışında bir şey olmadığı içinde zor olmayacak.

Perşembe, Haziran 26, 2014

Jennie Lucas - Kalbimle Oynama (Yorum)


Orjinal Adı: Dealing Her Final Card
Seri Bilgisi: Princes Untamed #1
GoodReads Puanı: 3.64
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Çeviri: Semih Barutçuoğlu

Yorumum:

Kardeşi Josie Dalton'un borcu yüzünden kumar masasına oturmak zorunda kalan Bree Dalton'un hikayesini anlatıyor Kalbimle Oynama. Bree yıllardır kumardan uzak duran, bu işi babasından öğrenmiş biri. Ama kardeşi kumar masasında büyük bir meblağ kaybedince tekrar oturmak zorunda kalıyor. Eğer kardeşini kurtaramazsa ikisini de kötü şeylerin beklediğini biliyor. O yüzden masaya oturuyor ve parası olmadığından kendini ortaya sürüyor. 

Ama şansına masadaki oyunculardan biri kötü bir şekilde ayrıldıkları ve kalbini kötü bir şekilde kıran eski sevgilisi. Yine de Bree'nin başka şansı yok. Oynamalı ve kazanmalı.

Jennie Lucas bazı hikayelerini okuduğum bir yazar. Bu kitabını da oldukça sevdim. Yolculuğa başlamadan başlamıştım, ki arabam kalkana kadar kitabı yarılamıştım bile. İntikam almaya çalışan ama aslında alamayan Vladimir'de, her şeye rağmen kuyruğunu dik tutan Bree'de hoşuma gitti. 

Bu kitapta ayrıca Vladimir'in kardeşi de vardı ki 2. kitabın onun hikayesini olduğunu görünce sevindim. Gerçekten merak ettiğim bir hikaye, sanırım ava giderken avlanan bir erkek okuyacağız :D

Puanım: 10/9

Bree Dalton, duyduğu buz gibi sesin sahibinin bir zamanlar sevdiği Rus Prensi Vladimir Zendzov’un olduğunu anlayınca hayatının en büyük kumarını oynamaya karar verdi. Bir milyon dolara karşılık bedeni…
Bree bu adamın ne kadar acımasız olduğunu biliyordu. Ya şansı yaver gidecek ya da sonsuza kadar onun kölesi olacaktı. Tek bir kart hayatını zindana çevirmeye yetti. Acaba, ‘Kumarda kaybeden aşkta kazanır’ sözü gerçeğe dönüşebilir miydi? 


Pazartesi, Haziran 23, 2014

Sherryl Woods - Kaderim Sensin (Üşengeç Yorumcu 18)


Orjinal Adı: Tea And Destiny
GoodReads Puanı: 3.75
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Çeviri: Zehra Tapunç

Yorum:

Ann evinde 6 çocukla birlikte - ki hiç biri kendisine ait değil - bir inşaat mühendisi ile yaşayan bir psikolog. Geçmişinde acı çekmiş ama şimdi verici bir ruh. Hank ise depresik olduğunu zanneden ama özünde sevgiye aç ve bunu verecek birini bulduğunda korkmadan veren bir erkek. 

Woods zaten kalemini sevdiğim bir yazar kesinlikle. Bu kitap da diğer kitapları gibi dolu doluydu. Sanki beyaz dizi değil de roman okuyor gibi hissettim kendimi. Kitabın öyle bir akıcılığı vardı ki sonunun nasıl geldiğini bile anlamadım. Genelde bir hikayede çocuklar geçerse o kitabı daha çok seviyorum ve bu kitap da tam 6 çocuk vardı. Hepsi özünde birbirinden sevimliydi ama beni can evimden vuran Melissa oldu. O ağzındaki parmağı ve buruk bakışıyla kitaba girip sevesim geldi.

Ann ve Hank iki sevimli karakter ki bence Hank tam aşık olunası bir adam. Hem tatlı, hem aşık, hem de iyi bir baba figürü. Ann ne kadar kararsızsa Hank o kadar kararlıydı. O nedenle favori erkek karakterlerimden birisi olmayı başardı. 

Puan: 10/8



Ann Davies kalbini hastalarına vermeye alışıktı. Yardıma ihtiyacı olan birine elini uzatmakta hiçbir şekilde tereddüt etmezdi. 
İnşaat mühendisi Riley, Ann’den çok şey istiyordu. Vücudunu, kalbini ve tüm hayatını. Ann’in bir yanı ona istediği her şeyi vermesini söylüyordu. Arzu edilmek, onun ilgisini hissetimek muhteşem bir duyguydu Ancak diğer bir yanı Hank Riley’nin yaşattığı karmaşadan korkuyordu. Kontrolünü kaybetmek, mantığına veda etmek, anı yaşamak ve boyun eğmek. Bütün bunları yapmasına izin verdiği takdirde, Hank Riley zamanı gelip de kendi dünyasına döndüğünde, Ann’e ne kalacaktı?


Pazartesi, Haziran 09, 2014

Lynne Graham - Mutluluk Uzakta Değil / Aşk Sarmalı (Üşengeç Yorumcu 17)


Orjinal Adı: The Billionaire's Trophy / Challenging Dante
Seri Bilgisi: A Bride For A Billionaire #3 / #4
GoodReads Puanı: 3.22 / 3.60
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 114 / 110
Çeviri: Zeynep Arda


Yorum:

Serinin ilk iki kitabına nazaran daha çok sevdiğim bir kitaptı. Karakterler olarak da, konu olarak da çok hoş bir kitaptı. Bastian ile ilgili çoğu yerde öküz bu adam diye sorasım vardı fakat zor tuttum kendimi. Adam bir aşık olası kıvama geliyor, sonra fırt deyip avuçtan kayıp sapıtıyor. Yahu adam hem kızı eskort sanıyorsun hem de ben Yunanlıyım sert erkeğim diye geziniyor. O zaman sorarım sana haşin erkek, sen ne ayaksın? Hele şu erkeklerin kitap boyu yanılıp yanılıp sonra "Ah pardon yanlış anlamışım" demesi yok mu öldürüyor beni. Brian'da tam bu ayak okumadan bildiriyim dedim. Peki neden beş verdin diye sorarsanız bende anlamadım. Çünkü Brian her ne kadar öküz olsa da Emmie tam aksine çok sevimli. Üzüldüm kıza ben. Okuyunca anlarsınız spoiler vermiyim şimdi. 

Diğer kitaba gelince AŞK SARMALI açıkçası beni pek sarmadı. Uzun tamandır Topaz kadar 'Hoppa' bir kız okumamıştım. Allah'ım kız daha ilk sayfalarda resmen adamın kucağına atladı. Aslında olan şey başka da şimdi burda yazmıyım yoksa blog banlanır mazallah. Kendi adıma ne kitabı ne de Dante ve Topaz'ı sevdim. Benim için tek güzel nokta önceki karakterlerin de burada geçmesiydi. Onun dışında kitap yanlış anlaşılmalar rekoru kırdı. Öyle bir noktaya geldim ki ben bile konuyu acaba yanlış mı anladım diye düşündüm. Dante kıskanç ama saklıycam diye şekilden şekile giren bir adam. Topaz ise sözüm ona gururlu ve akıllı. Peh... Yemişim onun gururunu. Valla kendi adıma iki dakikada hayatında adam görmemiş gibi eriyen birisi pek de gururlu değildir bence. Tabi takdir okuyanların.

Puan: 10/8
İki kitabın ortalaması

* * *

MUTLULUK UZAKTA DEĞİL

Stajyerinin fotoğrafı eskort acentesinin web sitesinde ne arıyordu?
Bastian Christou, stajyerinin ikili hayat sürmesine mi, muhteşem fotoğrafına mı yoksa herkesten sakladığı vücut kıvrımlarına mı daha çok şaşıracağını bilememişti! Emmie Marshall onu bir türlü yakasından düşmeyen eski nişanlısından kurtarabilecek en iyi silahtı. Emmie, patronunun talepleri karşısında öfkeden deliye dönmüştü. Fotoğrafının o eskort sitesinde nasıl yayınlandığını bilmiyordu ancak patronu onun için ödemeyi yapmış, şimdi de hizmet almak istiyordu. Yunanistan’da sadece bir hafta sonu geçireceklerdi. İlişkileri sahte olabilirdi ama Emmie’nin, onu gördüğünde içinin titremesi, son derece gerçek gibi geliyordu genç kadına. 


AŞK SARMALI

Annesinin yeni yardımcısından hiç de etkilenmeyen Dante Leonetti, bu kadını şatosundan atmaya kararlıydı. Bu güzel ve zeki kadının tek derdi ailesinin servetinden pay koparmak olmalıydı. 
Topaz Marshall’ın babasını arayışı onu Dante’nin dünyasına kadar getirmişti. Şimdi Leonettiler’in meşhur gazabına doğrudan tanık olacaktı. Dante’nin onu servet avcısı olarak gördüğünü bilmesine rağmen onun cazibesine kapılmaktan kendini alamamıştı. Dante gerçeği ondan öğrenmek için elinden geleni yapsa da Topaz sonuna kadar direnmeliydi. Ancak gün geçtikçe bu zorlaşıyordu. Aşkını ne kadar daha inkâr edebilirdi ki?

Pazar, Şubat 23, 2014

Nora Roberts - Paylaşılan Hayaller (Yorum)





Orjinal Adı: For Now, Forever
Seri Bilgisi: The MacGregors: Chronological order #5
GoodReads Puanı: 4.06
Türkçe Yayın: Harlequin
Sayfa Sayısı: 224
Çeviri: Nilgül Özbörek




Yorumum:

Uzun zamandır beyaz dizilere yorum yapmıyorum. Yaptıracak bir kitapta çıkmadı. Nora Roberts'i ne kadar çok sevsem de bu serisi beni pek açmadı. Ta ki Daniel MacGregor ve Anna Whitfield'e kadar :D

Diğer kitaplarda her zaman Daniel'in olduğu sahneleri daha bir severek okurum. Kitabı olduğunu duyunca seveceğimi düşünmüştüm ama bu kadarını da beklemiyordum. Okuduğum en en güzel beyaz dizilerden biriydi. Okuma sürem bile benim için bir rekor sayılabilir.

Daniel bir trafik kazası geçirdikten sonra yoğun bakıma alınıyor. Bu sırada tüm ailesi onu yalnız bırakmamak için yanına geliyor ama başından bir dakika bile ayrılmayan 40 yıllık aşkı Anna. Tam da bu yoğun bakım zamanında geçmişe dönerek bize Anna ve kendisinin mükemmel hikayesini sunuyor. 

Anna her zaman Daniel'i dizginleyen kişi olmuştu kitaplarda. Vakur ve ağırbaşlı bir doktor. Hikayeyi okurken gördüm ki Anna gençken de böylemiş. Daniel de aynısı ama. Gördüğü dakika benim olacaksın dedi ve amacına ulaştı. Ben onların hikayesini çok sevdim. Anna da Daniel de sevdiğim karakter özellikleri sergiledi. Hatta 220 sayfa az bile geldi. Koca bir roman olurmuş onlardan. Nora da kozasından çıkmış, o çok hoşlanmadığım kısıtlı anlatımından uzaklaşmış, bol diyaloglu bir kitap yazmış. Okumadıysanız bence okuyun. Daniel'in etkilemeyeceği yürek zor bulunur (:

Puanım:

* * *

İşte Daniel’in, özgür, idealist, inatçı Anna Whitfield’ı elde edişinin ve muhteşem MacGregor hanedanlığının kuruluş günlerinin hikâyesi…
Anna MacGregor kırk yıllık eşi Daniel’in başucunda geçirdiği endişe dolu saatler boyunca, her şeye burnunu sokan, küstah, büyük bir aile kurmak uğruna her türlü çöpçatanlığı yapan, azimli, enerjik, inatçı, dürüst, her şeyi tek başına yapmak isteyen ve bunu başarıp, çabalarıyla milyoner olan bu olağanüstü adamla yaşadığı flörtün her anını, yeniden yaşar...
Kendini büyük bir azimle hayaline adamış tıp öğrencisi Anna Whitfield, Daniel MacGregor’ın hayalindeki uysal ve doğurgan eş tanımına uyabilecek en son kadındı.
O hâlde neden bu küstah milyoner, hayattaki en büyük ideali başarılı bir cerrah olmak isteyen bir kadını eşi olmaya ikna etmek için uğraşıyordu?

Pazar, Ocak 05, 2014

Pamela Clare - Aşka Adanmış Bir Gün (Üşengeç Yorumcu 9)



Satın almak için tıklayınız

Yorum:

Yahu bu kadın gerçekten yazmayı biliyor. Kitabı ilk elime aldığımdan son sayfasını kapatana kadar zaman nasıl akıp da geçti anlamadım bile.

Cannor McKinnon kardeşleri gibi güçlü, yakışıklı ve fazlasıyla tutku dolu bir adam. Ailenin en küçüğü olmasında da kaynaklı bir başına buyurukluğu yok değil. Asi ve çabuk ateşlenen bir mizacı var. Yani Sarah'ın tam tersi. 
Sarah ailesi tarafından el üstünde tutulmuş bir kız. Aynı zaman da ilk kitaptan beri isitkrarla kötü adam rölünü oynayan William Wentworthten'in de yiğeni. 
Bu kitabı okurken diğer kitaplarla nednese bir tutamadım. Çünkü seriyi sevsem de bu kitap yüreğimin farklı bir yerine dokundu.Sarah'ın tüm o yaşadıkları. Her sayfada yüreğim Sarah için daha da bir burkuldu. Kitabın ortasına kadar Sarah'a hayran olmadıysanız sonu da size göre olmayacaktır diyebilirim. Çünkü başı itibariyle sizi içine almazsa sonu da size sıkıcı gelebilir. Bu kitap gereksiz kavgaların ya da kurlaşmaların yer aldığı bir kitap değil. Hele hele masum, tatlı ve sünepe kızları içeren bir kitap hiç değil. Pamela bir kızın yaşayabileceği korkuları historical içerisinde anlatabileceği en iyi şekilde anlatmış bence. Evlilliğinin ilk gecesi de dahil.

Evet, kitap historical özelliklerini barındırıyor. Fakat çokça saf bir kızın başına gelebilecek en kötü şeylerin içinde bir aşkı yeşertmesini anlatmakta. En azından bende öyle bir his bıraktı.

Sarah ve Cannor'a tek kelimeyle bayıldım. Hatta kitabın sonunda William'ın bile bir kitabı olabilir diye düşünürken buldum kendimi. Çünkü bazen kötü zannedilen ve hatta kötü olan insanlar için bile içinde iyiliklerini barındırabilecekleri birilerinin olabileceğini görmemi sağladı. Bir çok historical'ın aksine bu kitap bana keyifle geçen birkaç saatten daha fazlasını kattı.


Puan:

* * *
Tutku bir kez alev aldı mı onu söndürmek ya da varlığını inkar etmek zordur.

Connor MacKinnon, komutanı Lord William Wentworth'ten öyle nefret etmektedir ki Wentworth'ün yeğenini bir Şavninin esaretinden kurtarmakla görevlendirildiğinde kızın da tıpkı dayısı gibi aşağılık biri olduğunu düşünür. Ancak karşısında gördüğü kadın cesur ve güzel fakat çevresi tehlikelerle sarılıdır. Sarah'yı kurtarmanın tek yolu ise onu kaçıran ve üzerinde kötü emelleri olan hain savaşçının ellerinden onu bir şekilde geri almaktır.

Londra'da yasaklarla büyüyen ve kendini bir anda bir trajedinin ortasında bulan Leydi Sarah sınırdaki zorlu koşullara karşı hazırlıksız yakalanmıştır ya da belki de hazırlıksız yakalandığı, Connor için hissettiği duygulardır. Ormanı geride bıraktıklarında asıl korunmaya ihtiyacı olan kişinin Connor olduğu anlaşılır. Dayısı Lord William, Connor'ın onu kurtarmak için yaptıklarını bilse hiç düşünmez onu öldürürdü.

Ne var ki tutku bir kez alev aldı mı onu söndürmek ya da varlığını inkar etmek zordur. Aşkın izlerinin savaştaki en kötü yaradan daha derin olduğunu gören Connor'ın Sarah'yı kendi yanına çekmek için krallığa karşı gelmesi gerekecektir.

Pazartesi, Eylül 02, 2013

Day LeClaire - Buz ve Ateş (Yorum)




Orjinal Adı: Becoming Dante
Seri Bilgisi: The Dante Legacy #9
GoodReads Puanı: 3.96
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Çevirmen: Banu Barutlu




Yorumum:

2 gün oldu okuyalı ancak yorum fırsatı oldu.

Uzun bir bekleyişten sonra sıra geldi üvey kardeş Gabe'e. Gerçi çarşıdan aldık bir tane eve geldik 2 tane durumu olmuş ama ben şikayetçi değilim. Sırada bir kitap daha var yaşasın :D

Arada yalpalasa da, absürdlükleri olsa da seviyorum ya ben bu seriyi. Bu kitapta çok güzeldi. Kendisine Buz denilen bir adama göre baya şeker kıvamındaydı Gabe. Kızı da sevdim. Arada ateşe kapılıp koyverse de, aklı başında bir kızdı. Bu kombinasyon her zaman olmuyor malum :D

Tek eleştirim Dante ailesiyle olan ilişkilere biraz daha yer vermemesi. Belki kardeşinde daha çok değinir diye umuyorum.

Lucia'yı bekliyorum sayın yazar, lütfen biraz daha hızlı :D


Değerlendirmeme gelirsek:

4.5 / 5 -  Bayıldım. Böylesi zor bulunur...



* * *

Gabe Moretti, babasının, annesinin yaşamını mahvettiğini anladığından beri, Dante ailesi ile olan bağını reddetmekteydi. Ölen karısının kuzeni Kat Malloy’la karşılaştığında yüreğinde alev alan bu cehennem ateşinden Dante genleri sorumluydu. Nefret duygusu, tene dokunuşlarla dönüşüme uğrarken tüm gerçekler ve inançlar önemini yitiriyordu. Karşı koyamadığı bu kadınla anlaşırsa Gabe, tutkularının esiri olabilirdi.


Salı, Ağustos 20, 2013

Nora Roberts - Alevlerin İçinden (Yorum)


Orjinal Adı: Night Smoke
Seri Bilgisi: Night Tales #4
(Gece Hikayeleri 4)
GoodReads Puanı: 3.96
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
Çevirmen: Ayşe Nur Gedik




Yorumum:

Klasik dolayısıyla güzel bir Nora hikayesiydi. İlk kitabın yakışıklısı Boyd'un kız kardeşi Natalie'ye yapılan saldırıları konu alıyordu. Kundakçılık müfettişi Ryan Piasecki olunca alevler asıl onların arasında yükseldi (:

Polisiye kısmının çok hoşuma gittiğini söylemeliyim. Romantik kısmında biraz sorunluydu. kitaplarda erkek ya da kadın karakterin hayır biz birlikte olamayız teranelerine bir türlü anlam veremiyorum. Evde bekleyen çocuğun mu var, tercihlerin mi değişik ya da ölümcül hastalığın mı var? At omzuna götür kardeşim ne o biz birlikte olamayız ayakları. Hayır aşık olmamalıyım. Gören de ölümcül virüs zannedecek. 

Bir de burada sanki Nora'nın sertliği yavaş yavaş oluşmaya başlamış gibi geldi. Daha öncekilerde sertti ama Natalie bildiğin taş kıvamında. Ama bir yandan da kendinden emin. Ki bazı yerlerde gözlerimi devirmeme yetecek kadar. Ne erkek ne de kadın çok iddialı olmamalı bence. 

Her ne kadar ilk görüşte Natalie, Ryan'dan pek hoşlanmasa da aralarındaki kıvılcım güzeldi. Bana inandırıcı geldi en azından. 

3. kitap şimdilik favorim gibi dursa Alevlerin İçinden'de bir çok açıdan güzeldi.


Değerlendirmeme gelirsek:

4 -  Kesinlikle geçer not aldı...


* * *

Kundakçılık müfettişi Ryan Piasecki, karşısına çıkan her türlü engele rağmen, yapması gereken işin üstesinden gelmekten asla vazgeçmeyen, zor bir adamdı. Söz konusu engel, fazlasıyla güzel bir kadın olsa bile, tutkularından ödün vermemeyi seçen biriydi. Hırslı, zeki ve son derece güzel bir iş kadını olan Natalie Fletcher’ın, üzerinde çalıştığı son projesi, alevler arasında küle dönüşürken, kundaklama-yı yapanın kim olduğunu bulabilmek için Ryan’ın yardımına ihtiyacı vardı. 
Ancak Ryan, yeterince dikkatli olmazsa bu zeki ve çekici genç kadın ile aralarında parlayacak tek bir kıvılcımla, kendilerini alevler içinde bulmak ve dumanların gölgesinde kaybolmak tehlikesi ile baş edemeyebilirdi.

Çarşamba, Ağustos 14, 2013

Nora Roberts - İz Peşinde (Yorum)



Orjinal Adı: Nightshade
Seri Bilgisi: Night Tales #3
(Gece Hikayeleri 3)
GoodReads Puanı: 3.85
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
Çevirmen: İrem Yerlikaya




Yorumum:

Neredeyse çıktığı zamanlar başladığım Gece Hikayeleri serisine ancak devam edebiliyorum. 2. kitaptan hiç hoşlanmadığım için bir soğuma yaşamıştım ama şimdi ara verdiğime çok pişmanım. 2 gündür elimden bırakamadan okudum. 

Nora yine şahane polisiyelerinden birini sunmuş bize. Althea'nın öldürülen muhbiri vasıtasıyla yolu Colt ile kesişiyor ve bol itiş kakışlı bir hikaye başlıyor. İten Colt, kakan da Althea :D

Colt. Seni anlatmaya kelimler yetmez. Ne tatlı bir adamsın sen öyle. Sürekli evlenmek üzerine kurduğu cümleler Althea'yı olduğu kadar beni de etkiledi. Althea gibi sert birini bile yumuşattı yani.

Bir de okurken aklıma sürekli Eve geldi. Bu kitap daha önce yazılmış ve Eve Dallas'ın çıkış noktası değilse bende bir şey bilmiyorum. O kadar çok benzerlik var ki Althea ve Eve arasında. Eve gibi tecavüzlü bir geçmiş, masasında sakladığı şekerler, kıçını tekmelerim tavırları, Colt'un baş ağrısını farketmesi (Roarke'cim uzmandı bu konuda) ve hatta komşunun adının Mavis olması. Bence ilham kaynağı olmuş. Değilse de aradaki benzerlik cidden çok.

Çok güzel, sıkmayan bir hikayeydi. Sadece çeviri de biraz problem vardı. Devrik cümlelerin çokluğu ve bazı anlamsız cümleler sıkıntı yarattı. Amabu güzel hikaye için gözardı edilebilir bence (:


Değerlendirmeme gelirsek:

5 -  Bayıldım. Böylesi zor bulunur...



Alıntı

"Eski yara izleri," diye mırıldandı Althea. "Sadece sıra dışı anlarda sızlar."

* * *


Yüzbaşı Althea Grayson gibi muhteşem bir kadınla ortak bir dava üzerinde çalışmak, hukuk diploması sahibi, hava kuvvetlerinde görev yapmış Colt Nightshade için umulmadık bir sürpriz olmuştu. Birbirlerine her konuda taban tabana zıt düşen bu ikilinin yollarını kesiştiren şey, Grayson'ın muhbiri Vahşi Bill Billings'in ölümü ile Nightshade'in, izini sürdüğü, eski bir dostunun kaybolan kızı Liz'in bağlantısıydı. 
Daha ilk karşılaşma anından itibaren, üçüncü bir kişinin dahil çıplak gözle fark edebileceği sıra dışı bir çekim vardı aralarında. Grayson'ın, bu çekime karşı koyma biçimi, ortak davalarının peşinde hızla yol almalarına neden olacak bir hırsa dönüştükçe farkında bile olmadan daha da fazla yakınlaşıyorlardı birbirlerine. İp uçları birbirini tamamladıkça, her yeni keşifle beraber, bir önceki çaresizlik, göz parıldatan bir umuda dönüşüyordu. Bu sayede her ikisi de geçmişlerinin gölgesinden giderek uzaklaşarak yine umulmadık bir yerde birleşiyorlardı. 

Pazar, Temmuz 07, 2013

Beverly Barton - Sığınak (Yorum)

Orjinal Adı: Raintree: Sanctuary
Seri Bilgisi: Raintree #3
GoodReads Puanı: 3.75
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
Çevirmen: Zeynep Arda




Yorumum:

Raintree serisinin son kitabı da taze taze bitmiş bulunuyor. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Hayır ters tarafımdan kalkmadım, hayır yazara garezim yok, ilk defa kitabını okuyorum. Birazdan bu soruları sormanız muhtemel çünkü.

Bu seriye Linda Howard'la başlamak büyük hata olmuş bana kalırsa. Çıta acayip yükselmiş. Bazı yorumlarda pek yeterli bulunmadığını okusam da bence en güzeli Cehennem'di. Sonra Adalet, bir doz daha düşük olsa da güzeldi. Sempatikti, sıcaktı. Keşke bu kitapta aynı şekilde olsaydı. Ya da öncelikle Barton başlasaydı da sonuç hüsran olmasaydı.

Bir kere yazar Fantastiğin dibine vurmuş. Kendilerince bir dünya yaratmaları çok hoş ama diğer kitaplardaki doğallık bu kitapta yoktu. Hani küçükken kendimizce hikayeler yaratır süper kahraman oluruz ya onu hatırlattı bana. Güçler tamam ama bir kişiye 50 tane özellik yazınca bütün inandırıcılık çöpe gitmiş. Sanki kendi dünyasını yaratmanın heyecanını yaşayan bir çocuğun abartısıydı.

İkincisi de sempatiden uzak karakterlerdi. İlk kitapta Dante'ye ukala demiştim ama hepsini geri alıyorum. Hayatımda Judah gibi birini zor okurum. Karşımda olsa bir kaşık suda boğarım o kadar yani. Senin sahibin benim dedikçe Mercy nasıl şiş kebap yapmadı hayret ediyorum. Hoş İlahi Judah'ta da yok yok. Dante'de Draniri ama Howard daha ölçülü yazmış. Bu kadar gücü barındıran biri bana hiç inandırıcı gelmedi.

Mercy'nin kızı Eve desen ondan beter. Ciddi ciddi Supernatural'deki küçük Lilian geldi aklıma. Melek yüzlü şeytan gibi bir şey. Her an içinden iblis çıkacak diye bekledim durdum. Bir çocuk karakter böyle sevimsiz yazılabilir mi? Üstelik güçleriyle afedersiniz ama Tanrı gibi lanse edilmiş. Abartının dibine bu kadar vurulmamalı bence.

Belki sıkı fantastikçiler için dozunda gelebilir ama ben ilk iki kitaptaki abartısız anlatımı çok aradım. İlk kitapta Dante için bile biraz abartıyor mu acaba ne demiştim ama bu kitabı okuyunca Howard ve Winstead'ın yazdığı dünyanın daha makul olduğunu gördüm. Üstelik son 20 sayfa da savaşı çıkartıp şıppadanak olayı çözmesi çok komikti. 200 sayfa aynı şeylerin etrafında döneceğine yarısından itibaren aksiyon katmasını isterdim.

Kapak orjinal olsa da sevmedim. Kız çok ürkütücü duruyor. Ama Harlequin yayınlarını hem -bir iki yerde hata olması dışında- çeviriden hem orjinal kapakları kullanmasından hem de bu kadar kısa sürede tamamlamasından dolayı tebrik ediyorum.


Değerlendirmeme gelirsek:

1.5 / 2 -  Sıkıldım ama bitti...



* * *

Raintreeler’in kaderini belirleyecek savaş gelip çatmıştı…
Ezeli düşmanları Ansara klanıyla savaşa girmeleri kaçınılmazdı. Mercy Raintree bu savaşta, Sığınak koruyucusu olarak üstlendiği görevi yerine getirecek, Raintreeler’in yurdunu koruyacaktı. Ancak savaşın ayak sesleri duyulurken Mercy’nin titizlikle sakladığı sırrı savaşın kaderiyle birlikte ortaya çıkabilirdi.

Cuma, Temmuz 05, 2013

Linda Howard - Raintree: Cehennem (Matipuf'un Kaleminden Yorumlar - 8)




Orjinal Adı: Raintree : İnferno
Seri Bilgisi: Raintree #1
GoodReads Puanı: 3.61
Türkçe Yayın: Harlequin

                                                                     
                                                                 



Yorumum:

Harlequin'in yeni serisi olan Mystery'in çok iddialı bir şekilde Mayıs ayında görücüye çıktı biliyorsunuz. Hemde 3 farklı yazarın yazdığı harika bir üçleme ile. 
İlk kitap Linda Howard'ın kaleminden çıkmış olan Raintree: Cehennem.
Kısa sürede okuyup bitirdim. Keşke daha uzun olsaydı. 
Linda Howard gibi deneyimli bir yazarın elinden güzel bir fantastik/aşk hikayesi çıkmış. Görünürde otel/kumarhane sahibi ancak gerçekte özel yeteneklere sahip Raintree klanının lideri Dante Raintree ve Lorna Clay'in hem etraflarındaki tehlike çemberinin, hem de birbirlerine karşı hislerinin etkisiyle birbirlerine çekilmelerini eğlenceyle izledim. Baştan sona heyecan dolu, keyifle okuduğum güzel bir kitap oldu. Devam kitaplarını okumayı merakla bekliyorum. Sizlere de tavsiye ederim.

Değerlendirmem:

4 - Kesinlikle geçer not aldı...





***

Raintree Klanı tarafından bozguna uğratılmalarından iki yüz yıl sonra Ansara büyücüleri, bu en amansız düşmanlarının karşısına bir kez daha çıkmaya hazırlanıyorlardı. Dante Raintree bir kral olarak klanını korumak zorundaydı ama karşısına çıkan Lorna Clay sadece yüreğini değil, neredeyse klanına duyduğu sadakati bile sarsacaktı. Lorna'ya güvenemediği gibi ondan uzak da duramıyordu. 

Reintreeler, doğaüstü güçlere sahip olmalarının yanında, modern hayatın içinde yaşıyorlardı. Bu savaş, klanın sadakat ve ilişkilerini test edecekti.

Düşmandan gelen ilk darbede her zaman hükmettiği ateş bu kez onu yeniyordu. Dante, klanıyla birlikte, galip çıkamayabilecekleri bir kavgayla yüzleşmek zorundaydı.

Perşembe, Haziran 27, 2013

Linda Winstead Jones - Adalet (Yorum)


Orjinal Adı: Haunted
Seri Bilgisi: Raintree #2
GoodReads Puanı: 3.72
Türkçe Yayın: Harlequin
Sayfa Sayısı: 224
Çevirmen: Zeynep Arda




Yorumum:

Harlequin yayınlarının bizlerle buluşturduğu Raintree serisinin 2. kitabını 3 çıkmaya çok yakınken okudum. Tüm serinin tamamlanmasını beklemediğime hafif bir pişmalığım da yok değil. Bazı detaylar ister istemez unutuluyor.

Cehennem'in sonunda 2 ve 3'ün ilk bölümlerini okumuştum. Özellikle Gideon ilgimi çekmişti. Kızını görmesi falan çok merak uyandırıcıydı.

Gideon elektiriğe hükmeden ve ölülerle konuşan kardeş. Arada gelecekteki kızı olduğunu iddia eden küçük Emma ile de konuşması cabası. Her ne kadar buna inanmasa da ben çocuk istemem diye direten koca bir çocukla karşı karşıyayız. Gideon elektriğe hükmedebildiğini unutmuş galiba kadere değil :D Yeni ortağı Hope işin içine girince kazın ayağının öyle olmadığını anlıyor tabi ki (:

Karakter açısından Gideon'u daha çok sevdim. Dante de iyiydi ama kral olması onu biraz ukala yapmıştı. Gideon daha uyumlu ve sevimli biriydi. Ama konu işleyişine gelince ilki daha iyiydi. Aslında dolu dolu bir kitap ama nedense çok uzun sürdü okumam. Cehennem daha kolay okunan, akıp giden bir kitaptı. Adalet sıkmamakla birlikte biraz ağır tempoluydu. Sanırım bunda olayların çok kısa sürede geçmesi de etkili.

Evet bir de bu süre kısmı takıldı kafama. 1 hafta da böylesine aşık olan karakterleri arada yadırgamıyor değilim. Ama neyse ki çokça vakit geçiriyorlar da açığı kapatıyoruz.

3. kitabı ve gelecek savaşı merak etmekle birlikte hem savaşı hem aşkı yazarımız nasıl işleyecek çok merak ediyorum. Ayrıca 3 farklı kişiden böylesine uyumlu kitaplar çıkması da çok takdire şayan. Son kitabı henüz okumasam da iki kitap geçer not aldı. 

Bu güzel seriyi böylesine kısa sürede bizlerle buluşturan Harlequin yayınlarına çok teşekkürler (:



Değerlendirmeme gelirse:

4.5 / 5 -  Bayıldım. Böylesi zor bulunur...


Alıntılar:

"Kendini hayattan bu kadar geri çekme. Dolu dolu yaşa ki zamanı gelip de gittiğinde geride büyük bir boşluk kalsın."



"Karanlıkta parlıyorsun Raintree." Hope bunu olağan bir şeymiş gibi söylemeye çalışmıştı.
"Sadece tahrik olduğumda." Gideon, Hope'a doğru yaklaştı ama Hope hemen geri çekildi. Kaçmamıştı ama yakınlaşmaktan uzak durduğu çok açıktı.
Gideon'a, "Çok komik," dedi, birlikte eve yürümeye başladılar.


Gideon bir süre sustu. Sonra, "Diğer polisler gibi olduğunu düşünüyorsun, biliyorum," dedi. "Ama değilsin. Sen benimsin ve seni kaybetmek istemiyorum."
"Dayanıklıyımdır."
"Kırılgansın."
"Değilim," diye ısrar etti Hope.
"Değerli şeyler kırılgandır."


* * *

 İlk kitap Cehennem yorumu için tıklayınız...

* * *


Raintree sadece bir soyadı ya da bir soyağacına düşülen bir not anlamına gelmiyordu. Bu onların kaderiydi…
Cinayet dedektifi olan Gideon Raintree hem elektriği kontrol edebiliyor hem de hayaletlerle konuşabiliyordu. Karanlık kalpli Ansara büyücülerinin üstlerine saldığı acımasız seri katille başa çıkabilmek için bütün güçlerini kullanmak zorunda kalacaktı. Ama bundan önce, baş döndürücü ortağı Hope Malory’yle ilişkisini çözmek zorundaydı. Tam bir savaşın ortasındayken âşık olacağını düşünmemişti hiç. Kötülük tüm köşe başlarını tutmuş, onlara pusu kurarken Gideon ve Hope, aşklarını, ailelerini ve henüz doğmamış çocuklarını korumak için zamana karşı müthiş bir yarışın içinde bulacaklardı kendilerini.

Cumartesi, Mayıs 11, 2013

Blog Tur 2. Gün: Linda Howard (Yorum ~ Yazar Tanıtımı ~ Sonra Ne Okumalı)






Orjinal Adı: Raintree: Inferno
Seri Bilgisi: Reintree Series #1
GoodReads Puanı: 3.59
Türkçe Yayın: Harlequin 
Sayfa Sayısı: 224
Çevirmen: Zeynep Arda







Yorumum;

Linda Howard okuyor ve üstüne seviyorsanız sizi hayal kırıklığına uğratması çok zor. Nitekim yine enfes bir hikayeyle kendisine hayran bıraktı.


200 yıl önceki yenilgiden sonra yaralarını saran Ansara'lar intikam peşinde. Tabi ki Raintree'lerin bundan haberi olmadığı için haksız bir rekabet doğuyor. 

Raintree klanının Dnarisi yani kralı Dante Raintree, kendileri için yapılan planlardan habersiz Rino'daki kumarhanesinde Lorna Clay ile uğraşmakta. Hile yaptığından şüphelendiği kadını ofisine getirten Dante'nin Lorna'yı görünce ateşi başına vuruyor. Gerçekten! Bunu mecazi anlamda söylemiyorum. Dante ateşi kontrol edebilen bir Draniri ve etkiye tepkisi ateşle oluyor.


Tabi ki güçler bunlarla bitmiyor. Koruma tılsımı yapmak, kardeşleriyle telapatik iletişim, insanların zihinlerine komut yerleştirme. Say say bitmiyor. Gerçi Lorna açısından son saydığım hoş bir durum değil. Kukla muamelesi görmekten hoşlanmıyor. Ee yani ben bile sinir oldum o kısımlara, kadıncağız nasıl olmasın :D


Kitap kısa olsa da bana dolu dolu geldi. Tabi ki bitince bundan çok güzel bir roman olur diyorsunuz. Dememek mümkün değil ki. Böyle güzel bir hikaye Linda Howard gibi bir kalemden çıkarsa tadı damağında kalır insanın. 

Ve en sevdiğim yanı da devamını okumak için aylarca bekletilmeyeceğiz. Önümüzdeki iki ay bitmiş olacak ve biz gönül rahatlığıyla bir seriye başlamış olduk. Bir kitap sever için bundan daha güzel bir durum var mı? Bence yok.


Karakterleri, çevirisi, konusu ve kapağıyla mükemmel bir kitaptı. Yarım kalmış fikirlerine katılamıyorum çünkü olay bu. Elim sende gibi. Devamının cazibesi de burada :D Yazarı takip ediyorsanız mutlaka okuyun derim :D


Ve Harlequin'e desteğinden dolayı teşekkür ederim.


Değerlendirmeme gelirsek;

5 - Bayıldım. Böylesi zor bulunur...


* * *

Yazar Hakkında



Linda Howard yazmaya henüz on yaşındayken başladı ve yirmi bir yıl boyunca sadece kendisi için yazdı. Bu arada bir nakliye firmasında çalışmaya başlamıştı. Nihayet bir gün cesaretini toplayıp kitap dosyasını yayınevine gönderdi. Doğru dürüst yemek yiyemeden heyecan içinde yanıtı bekledi. Sonunda Silhouette Books, romanını satın almış ve böylece Linda'nın on yıldır süren, ödüllerle dolu başarılı kariyeri başlamıştı.

Yazarın yirmi beşi aşkın romanı tüm dünyada 10 milyon adet satmıştır. Linda Howard sık sık New York Times, USA Today ve Publisher Weekly'nin çoksatarlar listesinde yer almaktadır. Silhouette Nocturne serisi ile ilk çıkış kitabı olan Raintree: Inferno, New York Times çoksatarlar listesinde dördüncü sıraya erişmiştir.

Türkçe'ye çevrilen yayınlanan bir çok eserinin yanında, geçtiğimiz aylarda "Kasırga Sessizliği" adlı kitabı Harlequin tarafından sevenleriyle buluştu. Bir çok kişinin severek okuduğu ve takip ettiği yazarın daha çok eserini görmek dileğiyle (:

* * *

Sonra Ne Okumalı

Bu konuyla ilgili düşündüğümde aklıma 3 yazar ve kitapları geldi. İlki Day Leclaire'nin The Dante Legacy serisi. 



Bu seri Dante ailesine özel durumlarını anlatıyor. Her bir Dante ruh eşleriyle karşılaştığında ve dokunduğunda çarpılmışa dönüyor, gözleri o kişiden başkasını görmüyor. Ve bu duruma Inferno diyorlar. 




8 kitabı çıkan serinin son kitabının bu yıl içinde çıkacağını duyurmuştu Harlequin. Tabi ki merakla bekliyorum (:

***


Önereceğim 2. kitap Sharon Sala'nın Zamanda Yolculuk kitabı.


Mary O’Rourke, mucizevî bir şekilde, harika kocası Daniel’i ve güzel bebekleri Hope’u o elim kazanın ardından gittikleri öte dünyadan geri getirebilmişti adeta. Şimdi yapması gereken tek şey onları yanında tutabilmekti. Yaşadıkları rüya değil, gerçek olmalıydı. Bunun nasıl mümkün olduğunu bilse her şey daha kolay olacaktı. Belki de biliyordu... Bir antika dükkânında, tanımadığı birisinin yüzüğünü taktığında, yüzük, genç kadını paralel bir dünyada yaşayan Daniel ve Hope’un yanına taşımıştı. Bu sayede Mary, ailesine tekrar kavuşmuştu. Genç kadının hayatını değiştiren o gün, bu sefer farklı yaşanmıştı. Acaba ona yeni bir hayat şansı mı verilmişti? Mary bunun anlamını çok önemsemiyordu. Kocasını ve kızını kaybettikten sonra geçen altı yılı bunun hayaliyle geçirmişti. Şimdi yaşadığı rüyayı gerçeğe çevirme zamanıydı. Bir dakikasını bile bu amacın dışında yaşamak istemiyordu. Ancak kader ona farklı bir oyun daha oynuyordu..


İlginç bir konusu yok mu gerçekten de (:

***

Son kitapta benim hastası olduğum Nora Roberts'tan gelsin. Donovan Legacy Serisinin 4. kitabı Büyülü Serüven.


Rowan Murray... Biraz çekingen, başkalarının iştek ve mutluluğunu kendisininkilerin önünde tutmayı yaşam ilkesi haline getirmiş bir İngilizce öğretmeni.
Kendisini tanımak için Oregon dağlarına çekilmeye karar verirken, başka kişi ve kavramlarla karşılaşacağını hiç düşünmemişti.
Liam Donovan... Bambaşka bir türün, bambaşka güçlerle donanmış bir örneği. Sorumluluklarını üstlenme arifesinde yaşadığı sancılar onu da çok değişik seçeneklerle karşı kırşıya getirmişti, ama bunların arasında çarpıcı bir kadın ve çarpıcı gerçekleriyle karşılaşmak yoktu...


Fantastik ögeler barındıran kitabı okuduğumda bayılmış devamı çıksa keşke demiştim. Nora Roberts kitapları böyle hummalı şekilde çıkmaya devam ederken belki yolumuz bu seriyle de kesişir kim bilir (:


* * *

3 kişiye bu harika kitabı hediye edeceğimiz çekilişimize henüz katılmadıysanız buyrun (:

Unutmayın bütün alanlar zorunludur :D



a Rafflecopter giveaway