6 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 10, 2016

RKBT 3. Gün || Kathryn Kramer "Bir Masum Menekşe" || Yorum


Künye

Orjinal Adı: Desire's Masquerade
Seri Bilgisi: -
GoodReads Puanı: 3.08
Türkçe Yayın: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 480
Çevirmen: Arzu Şensoy
Puanım: 5/3

Yorum

Adını ne zaman duysam içimden "Bir masum mor menekşe ağlıyor mu ne?" Şarkısını içimden geçmesini engelleyemedim bir kitap Kramer'in yepisyeni kitabı. 
Arka kapağı okuyanlar karakterlerin bu sefer alıştığımız o historical kitaplarından daha farklı olduğunu fark etmişlerdir. Niye mi? Merak edenler için söyleyeyim -spoiler içermez zira arkada yazıyor zaten- kadın karakterimiz Madrigal duyduğu komplo planı yüzünden kendi evinden kaçmak zorunda kalır. Hem de bir ozan olarak. Evet, ilginçlik işte böyle başlıyor. Ozan kılığına girmiş bir kadın, kardeşini olmadık bir yerde bulan bir adam ve tarihi Venedik şehriyle bezeli bir kitap Bir Masum Menekşe kitabı. 

Cuma, Şubat 06, 2015

RKBT 3. Gün || İlknur Birdal "Satılık" || Yorum


Künye
Orjinal Adı: ---
Seri Bilgisi: #1
GoodReads Puanı: 3.60
Türkçe Yayın: Postiga Yayınları
Sayfa Sayısı: 472
Çevirmen: ---
Puanım: 5/3
Kitabın Mottosu: Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın

Yorum:

Turumuzun 3. gününden herkese merhaba. Bugün çıktığından beri merak ettiğim Satılık kitabını yorumlayacağım. Ama nasıl olacak bilemiyorum. Niye derseniz çoook uzun yazasım var ama kendimi tutmalıyım.

Cumartesi, Aralık 13, 2014

RKBT 4. Gün || Lafebesi "Kızkafası" || Yorum


Kızkafası, fuar dönemi çıktığını öğrendiğim bir kitaptı. O hengamede çıktığını bile farketmemiştim ki arkadaşımın şöyle şöyle bir kitap var demesiyle inceleme imkanı buldum. Hem yazar hem de kitap ismi ilginç olunca dikkatimi çekti. Ehh tabi var olan gizemli durumda oldukça ilgimi çekti.

Konusundan bahsetmek istemiyorum; tur boyunca arkadaşlarım değindiler zaten.

Kitabım aslında biraz geç kaldı. Son dakika bitirebildim. Biraz tereddüdüm de vardı. Arkadaşlarım spoiler vermemek adına konuşmalarımızda çok açık olamıyorlardı. Onlar için zor bir durum olduğu kadar benim içinde kötüydü. Neyden bahsediyorlar yahu derken meraktan çatlayacaktım. Ama tabii ki bu gecikme hevesimi de kaçırdı. Bir ara yetişemeyeceğim diye korktum. Ancak neyse ki okuması kolay bir kitap olduğundan bugün zorlanmadan bitirdim.

Bu kadar geyik yeter. Şimdi gelelim kitapla ilgili düşüncelerime. Öncelikle ben duygu ağırlıklı kitapları sevmediğim için anlatılan olaylar zincirini sevdim. Çoğu kişi daha derine inmek isterken ben çoğu kitapta -yani gerekmiyorsa- bunu aramam. Daha çok aksiyon insanıyım. Tabii ki buradaki aksiyon damlardan atlama değil. Ancak Kızkafasının başına o kadar çok şey geliyor ki, deyim yerindeyse olaysız günü yok. 

O sebepledir ki Narcus'u ve onu anlattığı yerlerden hoşlanmadım. Bir erkeğe bu kadar bağlanmak, onun tavırlarına katlanmak bana göre değil. Hani karşımda olsa iki tane çakardım o derece irrite bir karakter. Eh yani kızımızın yaklaşımını da sevmedim.

Bunun dışında genel tepki olan argoya bende katılacağım. Bu derece argoyu sevmiyorum. Bir yandan şuna takıldım çünkü ben. Kızımızın ağzı ne kadar bozuk olsa da aslında aşırı tepkiler veren biri değil. Sadece ağzında var gibi. O zaman da takılıyorum ben. Bu kadar argodan sonra o parmaklara bir saç dolanmalıydı yani. Hani hak eden bir sürü de kişi geçti kitabın içinde. Ben okurken sinir oldum, karşımda olsalar ne olurdu bilemiyorum.

Dediğim gibi bayaaaaa olaylı geçen bir 4 sene yaşamış kızımız. Bazı yerlerde yok artık dedim. Hani insanın karşısına bu kadar mı sütü bozuk insan çıkar. Acaba kurgu olan kısımlar hangileriydi diye merak ettim. Ya da hepsi gerçek miydi?

Bu kadar gizemin ardından biraz daha farklı bir kitap beklemiştim. Onu karşıladı diyemem ama rahatsız edici, aman nereden okudum bitmedi gitti dediğim bir kitap olmadığından benim için oluru vardı. Son kısımdaki bazı siyasi kelimelerin katılmasından hoşlanmadım gerçi ama artık sonuna geldiğimden göz ardı ettim. 

Sözün özü, okuma serüvenim için değişik bir esinti oldu Kızkafası. Yazarımız tur boyunca çokta ilgiliydi. Başarılarının devamını dilerim (:

Pazar, Kasım 23, 2014

RKBT 3. Gün || Jamie McGuire "Tatlı Sır" || Yorum


Yorumum:

Kitaplarını severek okuduğum Jamie McGuire'in bir kitabı daha dilimize kazandırıldı. Hem de kısa süre içinde ve tabi ki hemen okumam gerekiyordu. 

Pazartesi, Ekim 20, 2014

RKBT 2. Gün || Jessica Brockmole "Mektubunda Diyorsun ki" || Yorum


Çoğu okuduğumuz kitaptan biraz daha farklı bir yazım tarzı var kitabın. Çünkü tamamı mektuplardan oluşuyor. Okuduğumuz "Büyük Adamlardan Aşk Mektupları" tarzı kitaplara benzer ama onlardan farklı olarak içinde kitap oluşturacak kadar bir konu barındırması.

Salı, Ekim 14, 2014

RKBT 2. Gün || Lemariz Müjde Albayrak "Hissiz" || Yorum


Hissiz turumuzun 2. gününden herkese merhaba. Dün önokumayı paylaşmıştım, sıra yorumuma geldi.

Öncelikle yerli bir yazar olmasına rağmen yabancı karakterler kullanması bu kitabı okumak için heyecanlanmama sebep oldu. Belki Türk bir yazarın yabancı isimler yazması tuhaf karşılanabilir ancak ben seviyorum, o yüzden bu kitaba daha bir ilgiyle başladım. Konusundan biraz bahsedeyim sonra ne umdum neleri buldum yazayım.

Cumartesi, Eylül 20, 2014

RKBT 2. Gün || Kimberly Fisk "Son Adım Aşk" || Yorum


Jenny nişanlısı ölmüş ve beraber kurdukları şirketi tek başına ayakta tutmaya çalışan bir kadın. Jared ise Jenny'nin nişanlısının arkadaşı ve şuan acil olarak borç verdiği paraya ihtiyacı var. 

Perşembe, Temmuz 24, 2014

RKBT 2. Gün || Denise Hamilton "Hasar Kontrol" || Yorum ve Çekiliş


Orjinal Adı: Damage Control
GoodReads Puanı: 3.57
Türkçe Yayın: Murat Sağlam
Sayfa Sayısı: 528
Çeviri: Martı Yayınları

Yorumum:

Maggie Silver, önemli müşterilerin bulunduğu bir şirketin halka ilişkiler çalışanı. 
Patronları çok gizemli, müşterileri çok ünlü. 
Şirketi ise başı derde giren kişilerin hasarını en aza indirmek üzere kurulmuş. 
Bu yüzden de kısaca Hasar Kontrol diyebiliriz. 

Pazartesi, Haziran 30, 2014

YK 1. Gün || Celeste Bradley "Gönlünü Kimseye Kaptırma" || Yorum ve Çekiliş


Orjinal Adı: The Pretender
Seri Bilgisi: Liar's Club #1
GoodReads Puanı: 4.00
Türkçe Yayın: Epsilon Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 432
Çeviri: Başak Yenici

Yorumum:

Yorumcu Kızlar olarak yaptığımız ilk turun, ilk gününden herkese merhaba. 

Bildiğiniz gibi tur kitabımız Asla Pişman Olma. Ancak ona geçmeden ilk ve ikinci kitaplara yorum yapmak istedik. Seri kitaba bunu yapmazsak olmazdı değil mi? :D

Agatha Cunnington, erkek kardeşi James'i aramak üzere Londra'ya gelmiş kızımız. Ancak Londra'ya gelirken küçük bir yalan söylemiş; evli olduğunu. Sosyetenin simaları tarafından kıskaca alındığında bu planın aslında çokta parlak olmadığını görüyor Agatha. Kendisine acilen kocası numarasını yapacak biri lazım. 

Pazar, Haziran 29, 2014

Kelly Hunter - Nefes Kesen (Yorum)


Orjinal Adı: The One That Got Away
GoodReads Puanı: 3.60
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Çeviri: Zeynep Arda

Yorumum:

Evie ve Max, MEO şirketinin iki ortağı. Yeni projeleri için büyük bir miktar paraya ihtiyaçları var ve bunun için akıllarına gelen yol evlenmek. Max'in fonundaki parayı alabilmesi için tek yol bu. Tabi ki anlaşmalı evlilik bu ve 2 yıl sonra boşanacaklar. Aralarında arkadaşlık dışında bir şey olmadığı içinde zor olmayacak.

Cumartesi, Haziran 14, 2014

RKBT 5. Gün || Başak Kızıltan "Tesadüfen Aşk" || Yorum


Yorumum:

Çocukluğundan beri sevdiği adamın aşkının peşinde olan bir kadın
ve
ilk görüşte bir çift yeşil göze vurulmuş bir adam.

Yeşim; tam umutlarından vazgeçecekken Cenker'den duyduğu sözlerle umuduna yeniden sımsıkı sarılıyor.
Ayaz; yıllardır aradığı kızı görüp umuda tutunurken onu başkasının kolunda görüyor. 
Birinin mutluluğu diğerinin mutsuzluğu oluyor.

Kitabı özetleyecek olsam bu cümlelerle özetlerdim sanırım. Başak Kızıltan ilk defa okuduğum bir kalem. (Kısa bir yazısı vardı o sayılmaz değil mi :D) Yeşim ve Ayaz'ı anlatıyor Tesadüfen Aşk kitabında. Gerçekten de adı gibi tesadüflerle başlayan bir aşk. Yeşim kendini bildi bileli ağabeyi Yiğit'in en yakın arkadaşı Cenker'e aşık kızımız. Ayaz ise ilk görüşte Yeşim'e aşık olmuş ama adını bile öğrenemeden izini kaybetmiş oğlumuz. Öyle böyle değil cidden bir daha ki karşılaşmaları yıllar sonra oluyor ve işler onun için hiç iyi gitmiyor. Yeşim, sonunda aşkına karşılık bulmuş. 

Konuya daha da girmeyeyim yoksa her şey ortaya dökülecek :D 

İlk yarısı çok hoşuma gitti kitabın. Zaten karakterleri sevdiğimi söylemiştim. Konusu da ilgi çekici. Ayaz, Yeşim, Yiğit, Gülce ve Alaz çok sevdiğim karakterler oldu. Benim bir dik duran kız sevgim sahip çıkan erkek özlemim vardır ya tam tamına karşılıyordu. Onlara destek olan ağabey ve kuzenler de diğer sevdiklerim oldu. Kitapta kötü karakterler de vardı tabi ki ama sonuçta iyiler kazandı :D

İtiraf etmem gerekir ki yarısından sonrası çok hoşuma gitmedi. Çünkü bir çok olay başlarda çözüldü ve sonrası aşk meşk, biraz yanlış anlaşılma ve az buçukta aksiyon. Herkes gibi Ayaz'ı bende sevdim aslında ama öyle çok fazla aşka bulanmış yerler hoşuma gitmedi. Şimdi olan var olmayan var canım :D İşin şakası bir yana ben aksiyon insanıyım romantizm olsun ama olay da olsun derim. Buradan anlayacağınız üzere şöyle sıkı bir romantizm okumak isterseniz doğru kitaptasınız :D Tur boyunca yapılan yorumları okuduysanız görmüşsünüzdür, kızlarımız Ayaz yüzünden mayışmış durumda :D

Kapağına bayıldığımı söylemezsem taş olurum. Öyle güzel bir resim ve öyle canlı bir baskı ki "kay yanına geliyorum" dedirten bir kapak. Elinize almadan anlayamazsınız bunu.  Turu yapacağımızı bilmeyen ablam bile kitap gelince kapağa vuruldu :D Dayanamadım ve bende pembe convercelerimle resim çekildim :D                                                                                                                                                                                            Ve redaksiyon. Buna da değinmezsem olmaz çünkü ne kadar takıldığımı biliyorsunuz. İsimler konusundaki yanlışlar özellikle çok dikkatimi çekti. Bir de isimler benzeyince -Ayaz/Alaz, Gülce/Gülse gibi- haliyle hatalar olmuş. Onlar da olmasa çok hoş olacakmış.

Yazarımızın kalemine sağlık. Benim için dozajı biraz fazla kaçmış olsa da, bol bol romantizm okumak isteyenler, hadi durduğunuz kabahat :D

Puanım: 10/6

İnsan kime âşık olacağını bilebilir mi? Tümüyle tesadüfte ömür boyunca kimi seveceğimiz! Hatta insan en tutkunu aşkını asıl, sevdiğini sanıp yanıldığını anladıktan sonra yaşayabilir.

"Buselik" adlı ilk kitabıyla okurlarının beğenisini kazanan Başak Kızıltan, yeni romanında, karhamanı Yeşim'le tanıştırıyor okurunu. Bir basketbolcunun sadece maçlarda heyecanlanmadığını da Ayaz'la tanışarak öğrenebilirsiniz.İlk aşkın gerçek olup olmadığına, her sayfayı şaşırarak çevirirken siz karar verin! Çünkü kahramanlarımız Yeşim ve Ayaz pekâlâ siz ve sevgiliniz de olabilir.



Yazarımız Başak Kızıltan, Bilken Üniversitesi'nde Turizm ve Otel İşletmeciliği okumuştur. Yıllardır eğitim gördüğü alanda çalışmakta ve müthiş manzarasından ilham alarak yeni romanlarını yazdığı Arnavutköy'de yaşamaktadır.

Salı, Haziran 10, 2014

Nancy Grossman - Uzak Ülke (Yorum)


Orjinal Adı: A World Away 
GoodReads Puanı: 3.83
Türkçe Yayın: Parodi Yayınları
Sayfa Sayısı: 432
Çeviri: Songül Doğru Getir

Yorumum:

Uzak Ülke arkadaşların oku demesi üzerine başladığım bir kitap. Tavsiye değil ama bu oku beğenirsen biz de alalım tarzında :p

Eliza Miller 16 yaşında olan bir Amish. İngilizler kendilerini sürekli ziyaret ediyor ama bu sefer ziyarete gelenler arasında Rachel Aster, Rumspringa döneminde olan Eliza'yı çocuklarına bakması için işe almayı teklif ediyor. Rumspringa dönemi Amishlerin dış dünyaya açılabileceği, Amish olmaya devam etmeyeğine karar verebileceği dönemleri. Bazı kişiler bu dönemi es geçerek yaşamlarına devam ederken -Eliza'nın ablası gibi- bazıları da bu dönemi dış dünyada geçiyor. -Eliza'nın annesi gibi- 
Yaz boyunca Rachel'larda kalmayı çok istiyor Eliza. Kendi dünyası artık yetmiyor diyebilirim. Özellikle her hafta ziyarete gelen insanlar merakını daha da arttırıyor. Giysileri, elektronik eşyaları ile bambaşka bir dünya ne de olsa. Her gün aynı şeyleri yapmak, yorgan dikmek Eliza'ya yetmemeye başlıyor.
Annesi de Rumspringa dönemini şehirde geçirdiğinden başta karşı çıkıyor. Babasının da uğraşları sonucunda yeni işi için şehre gidiyor Eliza. Ve yeni bir dünyanın kapıları da açılıyor böylece.

Öncelikle berlitmeliyim ki yazarın dili bence çok iyi. Konuyu saymasak bile yazarın dili sıkmıyor. Mesela sırf bu ikna dönemi 80 sayfadan fazla sürmüş. Sonunda ikna ettiklerinde bu kadar sayfa da uzar mı demiştim ama okurken geçiyor işte. Sıkıcılığı var mı? Tabi ki. Eliza'nın yeni dünyasını keşfetmesi vs. bunlar benim açımdan sıkıcıydı. Belki de bunları her gün kullandığımdan, çok enteresan gelmiyor. Ama bunda yazarın da payı var bence. Çünkü nasıl desem hep arada bırakmış olayları. Eliza ne tam olarak bu yeniliklere kaptırıyor kendini ne de alışmaktan vazgeçebiliyor. Her şeyi dozajında tutmaya çalışmış gibi yazar. 

Amish'lerle ilgili bir iki film izlemiştim. Onlarında etkisiyle biraz fikrim vardı doğal olarak. Anlamadığım bir yaşam stili. Yazar da böyle düşünüp insanların kafasında farklı düşünceler oluşturmamak için dengede tutmuş olabilir.

Annesi ve teyzesi ile ilgili kısımlarda en sevdiklerimdi bu arada. Onun dışında çok beğendim diyemem. Özellikle sonunda sanki bir kitap daha gelmeliymiş izlenimi veren kitapları sevmiyorum. 

Burada da kurtaran öğeler yazarın dili, çevirinin güzelliği ve bahsettiğim bu iki olay. Yayınevinin kapak ve baskıdaki kalitesini de es geçmemek lazım (:

Puanım: 10/6

Pazar, Haziran 01, 2014

Shannon Drake - Kader Ağları (Üşengeç Yorumcu 15)


Orjinal Adı: Come the Morning
Seri Bilgisi: Graham Saga #1
GoodReads Puanı: 3.80
Türkçe Yayın: Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Çeviri: Gizem Yanbolloğlu

Yorum:

Şimciiiik... Öncelikle kitaba kötü desem kötü değil, iyi desem o da yalan olur. O yüzden nasıl bir yorum yapayım bilemedim. 

Kitaba başladığımda ilk 50 sayfa falan "vurun beni ne olur" diye yalvaracaktım. Kadın öyle bir tarihin içine girmiş ki okula giderken bu kadar tarih okumamıştım. Başlangıcı beni o kadar yordu ki ortalara doğru olan toparlanma bende etkisini ancak sona doğru gösterebildi. 

Waryk ile Mellyora'yı sevdim mi bilemedim. Kitap o kadar havadaydı ki kim ne yapmış diye şapşala döndüm. Kitap Waryk'ın çocukluğu ile başlıyor. Sonrasında da Mellyora'nın kralı huzuruna çıkışı ile devam ediyor. Sonuç malum; mutlu son. Ama arada o kadar kaçışlar vardı ki sanki Waryk ile Mellyora değil de Tom ve Jerry. 

Kitap bildiğimiz hictorical. Kral var, lord var, leydi ve aşk var. Ama yine de eksik bir şeyler vardı ama çözemedim. Umarım siz çözersiniz de bana da söylersiniz :)

Puan: 10/6



* * *

İskoçya'nın işgal altında olduğu günlerde Kral David, kanının son damlasına kadar savaşacak sadık askerler aramaktadır. Bu askerlerin en ünlüsü Waryk de Graham'a, Aslan Lord adıyla birlikte şövalyelik unvanı verilmiştir ama bir İskoç şefi olarak bu onurlu mevkiye ulaşmasının bir bedeli vardır: Bedeni ve ruhuyla ona direnmeye yemin etmiş bir Viking gelini!

İrlandalı bir asilzade ve Viking bir babanın kızı olan Mellyora MacAdin, kendini Aslan Lord'un karşı konulamaz gücüne gönülsüz bir şekilde teslim olmuş bulana kadar babasından kalan toprakları savaşçı bir bakire gibi yönetmektedir, kılıcını kuşanarak ve hiçbir erkeğe boyun eğmeyerek

Şimdi meydan okumakla teslimiyet arasında bölünen Mellyora aslında kime sadık olduğuna karar vermeli ve kocasının kalbindeki sırları keşfetmelidir.