Renkli Kalemler Blog Tur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Renkli Kalemler Blog Tur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 10, 2016

RKBT 3. Gün || Kathryn Kramer "Bir Masum Menekşe" || Yorum


Künye

Orjinal Adı: Desire's Masquerade
Seri Bilgisi: -
GoodReads Puanı: 3.08
Türkçe Yayın: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 480
Çevirmen: Arzu Şensoy
Puanım: 5/3

Yorum

Adını ne zaman duysam içimden "Bir masum mor menekşe ağlıyor mu ne?" Şarkısını içimden geçmesini engelleyemedim bir kitap Kramer'in yepisyeni kitabı. 
Arka kapağı okuyanlar karakterlerin bu sefer alıştığımız o historical kitaplarından daha farklı olduğunu fark etmişlerdir. Niye mi? Merak edenler için söyleyeyim -spoiler içermez zira arkada yazıyor zaten- kadın karakterimiz Madrigal duyduğu komplo planı yüzünden kendi evinden kaçmak zorunda kalır. Hem de bir ozan olarak. Evet, ilginçlik işte böyle başlıyor. Ozan kılığına girmiş bir kadın, kardeşini olmadık bir yerde bulan bir adam ve tarihi Venedik şehriyle bezeli bir kitap Bir Masum Menekşe kitabı. 

Perşembe, Ağustos 20, 2015

RKBT 3. Gün || Rachel Gibson "Her Güne Bir Öpücük" || Yorum


Rachel gelir de çıkar çıkmaz okunmaz mı? Elbette çıktığı anda alınarak kitaplığın en nadide köşelerinden birine okunarak konuldu bile.

Kitabın konusuna ya da diline değinmeden söylemek istediğim ilk şey kapağı. Allah'ım bu kadar mı sevimli bir kapak yapılır. Evet sade bir resmin üstüne eklenen yazı ve bir öpücük resminden oluşsa da albenisi yüksek olmuş. Daha konusuna gelmeden insanı çeken bir etkisi var ki grafikerin etkisi azımsanamaz. Kapak zaten 10'lu puan sisteminde 3 puanı baştan kazandırdı.

Konusuna gelince zaten seri bir kitap ve tanıdığımız bir yazar olduğundan tarzı ve kalemi ile çok şaşırtıcı bir kitap değildi. Evet, konu olarak orijinal bir kitap kalmasa da Rachel ne yapıp edip artık klişe olmaya yaklaşmış bir kitabı yine güzel yapabiliyor.

Stella ve Beau ikilisini okumaya başladığım anda sevimli gelmeye başladılar. Stella barmen ama otoriter bir kişilik. Beau'ya değinmeye bile gerek yok ki zira kendisi eski bir asker diyeyim siz anlayın. Sanırım ikisinin bu kadar iyi anlaşmasının bir nedeni de Stella'nın mesleği. Çünkü kız o kadar dert dinleyip dertli insana içki siparişi yapmış ki her akşam her duruma alışmış. 

Beau  arkadaşına verdiği söz yüzünden Stella'yı bulmak için yollara düşer. Bulduğundaysa genç kızın hayatını düzeltemeyeceği şekilde değiştirmiştir bile. Sonunda beraber bir yolculuğa çıkarlar. Onlara göre Stella'nın kız kardeşine yapılan bu yolculuğun aslında aşka uzanan bir otobandan olduğundan habersizdirler. 

Çarşamba, Ağustos 19, 2015

RKBT 2. Gün || Rachel Gibson "Her Güne Bir Öpücük" || Alıntılar ve Röportaj


Rachel Gibson ülkemizde yayınlanan Chinooks Hokey takımı serisi ve yazarlar serisi kitaplarıyla oldukça beğenilen modern romans yazarlarındandır.


AŞK HİKÂYELERİNİN SİZİ CEZBEDEN TARAFI NEDİR?
Ben her zaman mutlu sonla biten hikâyelerin hastası olmuşumdur. Çocukken en sevdiğim masallar aşk hikâyeleriydi. Küçükken Sindirella'nın televizyonda çıkmasını bütün bir yıl beklemiştim. Küçük kalbim beklentiyle hızlı çarpıyordu ve daha ilk sahne ile büyülenmiştim.


BİR YAZAR OLARAK YENİ BİR KİTABI YAZMAYA BAŞLARKEN EN BÜYÜK MEYDAN OKUMANIZ NEDİR?
Kendimi tekrar etmemek. Her kitabımı taze, eğlenceli ve diğer yazdığım kitaplardan farklı kılmak.


EĞLENCELİ VE SEKSİ MODERN ROMANLAR YAZMAYA DERİN BİR TUTKUNUZ VAR. HİÇ TARİHİ AŞK ROMANI YAZMAYI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Hayır. Bunun olabileceğini gerçekten düşünmüyorum. Tarihi aşk romanları okumayı seviyorum ama benim daha çok modern bir sesim var ve bunun tarihi romanlara geçtiğimde uygun olacağından emin değilim. Üstelik çok fazla araştırma yapmam gerek. Asillere özgü unvanlar, davranışlar, mülkler… düşünmesi bile beni deli ediyor.


BİZE RACHEL GİBSON'UN HAYATINDA SIRADAN BİR GÜNÜ TARİF EDER MİSİNİZ?
Bu gerçekten çok ilginç bir şey :) Yataktan yuvarlanırım, bir kupa kahve kapar ve pijamalarımla öğleye kadar çalışırım. Kapı çalarsa cevap vermem. Öğlen bir duş alır ve gün için giyinirim. Eğer yazı işi iyi gitmezse ayakkabı alışverişine çıkarım -bu yüzden bu kadar çok ayakkabım var. Eğer yazı işi iyi giderse uyumaya gidene kadar çalışırım. Bu bazen akşam sekizde bazen de gece ikide olabiliyor.


SEVDİĞİNİZ YAZARLAR KİMLER?
Laura Lee Guhrke, Lori Handeland, Linda Howard, Simon R. Green, Charlaine Harris.


YAZAR OLARAK VEREBİLECEĞİN - ALDIĞIN EN İYİ TAVSİYE NEDİR?
Eğer biri bana tavsiye verecek olursa, dinlemem. Ben her şeyi zor yoldan öğrenebilecek tarzda birisiyimdir. Verebileceğim en iyi tavsiye ise otur ve yapabildiğin en iyi şeyi yaz. Yarın uyan ve bunu tekrar yap. Asla yeterince iyiye razı olma.
BOŞ ZAMANLARINIZDA NELER YAPARSINIZ?
Kayıkla gezmeyi severim. Eşim ve ben bir piknik sepeti paketleyip Payette Gölü'nde kayıkla gezmeyi seviyoruz. Bu çok güzel ve rahatlatıcı ayrıca hiç birimiz bilgisayar veya telefon getiremiyoruz.




SİZİ SADECE KİTAPLARINIZDAN TANIYAN OKURLAR İÇİN HAKKINIZDA HİÇ TAHMİN EDEMEYECEKLERİ BİR ŞEY SÖYLEYEBİLİR MİSİNİZ?
Çocukken okumayı sevmezdim. Bu benim için çok büyük bir çaba gerektirirdi ve yirmili yaşlarımın ortalarına kadar okumaktan zevk alamadım. Açıkçası yazarlık hevesi ile de doğmamıştım. Bir gece oturup Rüzgâr Gibi Geçti'yi yeniden yazdığım otuz yaşıma kadar kitap yazmakla ilgili herhangi bir fikrim bile yoktu.


OKURLARINIZA BURADAN SÖYLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?
Elbette. Her zaman yıllardır kitaplarımı alarak beni destekledikleri için okurlarıma teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Onların destekleri olmasaydı sekreterlik kariyerime geri dönmek zorunda kalırdım. Aslında, sekreterlik mesleğinde elbette kötü bir şey yok ama ben şimdiki işimi biraz daha çok seviyorum diyebilirim :)


Röportaj sahibi Deniz Rukiyye Sakallı'ya teşekkür ederim (:

Cumartesi, Ağustos 01, 2015

RKBT 2. Gün || Jamie McGuire "Tatlı Yalan" || Önokuma, Yorum ve Çekiliş



Ön okuma;


Yorum;

Seriyi bize "Bir Maddox erkeği severse, bu sonsuza kadardır" sloganıyla tanıdan McGuire bu sefer ters köşe yapmış resmen. Hem de ne ters köşe. Öyle ki yazar bu kitapla kendi kendine çelişmiş adeta bence. Yani sen kalk bütün bir seriyi aynı cümle üstüne kur, sonra da git adamı başkasına aşık et. Resmen seriye güvenim kaçtı.
Evet, Camille belki Thomas'ın gerçek aşk değildi. Ama onu sevdiğini bir önceki kitabı okuyan herkes görmüştü. Zaten bu kitabın merakla beklenmesinin en büyük nedeni de buydu. Jamie şimdi ne yapacak?
Allah'tan yazar iyi bir dönüş yaptı da seri heba olmaktan kurtuldu. Spoiler vermemek adına çok şey yazamayacak olsam da şunu söyleyebilirim ki Thomas ve Liis'in aşkı benim açımdan gayet inandırıcıydı.
Liis nişanlısından ayrılarak görevi gereği Thomas'ın ofisine atanan bir FBI ajanı. Ama  filmlerde gördüğümüz çatışmalara katılan, elinden silah düşmeyen ajanların aksine o daha çok zekâsı ve becerisiyle düşmanlarını alt ediyor. Kızda bir dil yeteneği var akıllara zarar. Karakterini ayrıca taktir ettim. Ama nedense kitap boyu bana yer yer Abby'yi hatırlattı doğrusu. Yazar çok mu sevdi Abby'i ne? Ama bu hoş bir benzerlik. Çünkü Abby'nin tüm dişli özellikleri Liis'e yansımıştı. Kararlı, gözü pek ve ne istediğini bilerek bu uğurda savaşan bir kadın.
Thomas sevdiği kadını kardeşine kaptırmanın acısını uzun süre üstünden atamamış, otoriter bir yönetici. O kadar sert ki ofistekiler Liis onu yumuşattı diye neredeyse bayram edeceklerdi. Ama tüm o sertliğin altında ayıcık kadar yumuşak bir adam çıktı. Zaman zaman bu yanını okumak tadını damağımda bıraktı. 
Kitabın polisiye kısmı bence oldukça yavandı. İlk kitapta bile daha çok olay vardı. Kitap tamamiyle Liis ve Thomas'ın gel-gitleri, polisiyemsi olaylar ve 2. kitabın sonunda öğrendiğimiz Travis'in FBI ajanı olma sürecinin nasıl başladığını anlatılıyor.
Kitap geneli olarak güzel bir kitap olmuş. Severek okuduğumu söyleyebilirim. Dili akıcı ama imlayı bilemem. Beni rahatsız eden bir sayfa ya da satır olmadı. Ama beni tanıyanlar bilir ki söz konusu sevdiğim bir kitapsa arada çevrilmemiş cümle bile olsa zor fark ederim akıcılığından. Gerçi bu biraz aklın cümleyi arka planda tamamlamasıyla oluyor ama neyse. Sözün özü benim severek ve keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Seri kapakları tek tüyle başlayıp kanata kadar geldi. Son kitapta ne çıkacak merakla bekliyorum. :D

Keyifli okumalar.



Çekiliş;

Pazar, Mayıs 24, 2015

RKBT 5. Gün || Selvi Atıcı "Sen" || Alıntılar


Turumuzun son gününde "Alıntılar" ile karşınızdayım. Bir Senzede olarak o kadar alıntıdan vazgeçmek çok zor oldu inanın. Ama kendimi sınırladım ve sizler için birkaç alıntı hazırladım. 
Ancak dayanamayıp birkaç kelime yazabilirim benden söylemesi (:



Sırayı bozmadan ilerleyelim lütfennnn.


Offf be off. Süheyla'da Demir'in özel bir adam olduğunu farketse artık.



Süheyla ve lafları... Öldürecek bu kız beni. Ama muştasıyla değil, gülmekten (:



Kıyamazsın kiiiiiii :D


Demir'cim bana da bir kahve yapsannn :D




Bu resmi gördüğümde, daha doğrusu adamın resimlerini gördüğümde aklımda direkt Demir canlandı :D Ne kadar uyar bilmiyorum ama ben çok uygun buldum (:


Bu son günle turumuzun sonuna geldik. 
Sen turu çok ama çok güzeldi, umarım sizde aynı keyif almışsınızdır. 
Kitabımızı kazanacak 2 şanslı kişiden biri olmak için, çekiliş süresi dolmadan sayfamıza uğramayı unutmayın (:

Cumartesi, Mayıs 23, 2015

RKBT 4. Gün || Selvi Atıcı "Sen" || Yorum ve Çekiliş


Yorumum

Sen turumuzun dördüncü gününden herkese merhaba.

Turumuzu takip ediyorsanız ya da arka kapağı okuduysanız kitabın konusu hakkında yeterli bilgiye sahipsiniz demektir. O sebeple aynı şeyleri tekrarlamayacak ve sadece kısaca bahsedeceğim. 

Kitap, kadın kahramanımız Süheyla'nın, kardeşinin intikamını almak istemesiyle başlıyor. İntikam uğruna İstanbul'a gelip işe başlıyor ve aynı zamanda araştırmasını sürdürüyor. Tabii ki bu arada yolu da Demir ile kesişiyor. Sü, aslında Demir'den pek hoşlanmıyor ama eli mahkum adamın peşine takılmasına boyun eğiyor. Çünkü ilk karşılaşmalarında Demir'in eline geri alamayacağı bir koz veriyor.

Şimdi gelelim kitapla ilgili hislerime. Selvi Atıcı benim cidden sevdiğim bir kalem. Gerek kitapları çıkmadan önce okuduğum hikayesinden gerekse Kimliksiz'den biliyordum zaten dilinin ve anlatımının ne kadar güçlü olduğunu. Gerçi Kimliksizle ilgili nahoş hatıralarım var kabul ediyorum. Yine kabul ettiğim bir şey var ki, o kitapla ilgili duygularımdan sonra aynı yazarı okumama sebep olabilecek belki bir-iki isim vardır sadece. Ki Selvi Atıcı da bunlardan biri.

Bir kere Sü, kesinlikle ama kesinlikle okumaktan zevk aldığım, her kitapta görmek istediğim bir karakter. Özellikle yerli yazarlarda. Alınmaca darılmaca yok, yazılan karakterlerin ne kadar içler acısı olduğu bir gerçek. Bence bu açıdan kitap baş köşeye konacaklardan biri. 

Bunun dışında çok zekice diyalogları olan, hem güldüren hem de düşündüren bir kitap. Klişelerin dışına çıkan espriler yapmak ve okurken şöyle bir saniye durdurup kahkahayı bastırmak kolay bir iş olmasa gerek. İşte bu kitap, başından sonuna, iki karakterin tüm diyaloglarıyla bunu sağlamış. Tabii ki başka isimler de vardı ama Sen, buram buram Demir-Sü kokuyordu. 

Demir'e gelirsek; kendisi sevimli ve güçlü karakterlerin nadide parçalarından biri. Öyle esprili bir karakter ki sanırsınız hiçbir derdi tasası yok. Ama derine indikçe inmeye devam ettiğiniz, o yaralarından bahsettiğinde sizin de yüreğinizin burkulduğu bir karakter. Ve bu ikisi arasındaki geçişler öyle doğal ki bu neşeli adamda yaşadığı hüzün eğreti durmuyor, inandırıcı geliyor. 

Asıl karakterlerden bahsetmek yeterli olacaktır bence. Çünkü derine inersem cidden çıkamam çünkü Sen üstünde uzun uzun konuşmak istediğim bir kitap. 

Kitabı gerçekten beğendiğimi söyleyerek yorumuma son vereyim. Kendimi kaptırıp gitmekten korkuyorum (: Hani yazmak değil de mesele yazıp yine de hislerini tam olarak anlatamamak. Selvi Atıcı, her zaman her yerde övgüyle bahsettiğim bir kalem. Bu kitabın da iyi çıkacağını biliyordum. O yüzden gönül rahatlığıyla başladım ve bitirdim. 

Yine de şunu söylemeden bitiremeyeceğim. Ortalama, belki birazcık da üstü bir okuyucu olarak şahsi fikrim Selvi Atıcı dünyaya açılması gereken bir isim. Açıkçası isimler yabancı olsa rahatlıkla çevrilmiş zannedebileceğim bir kitap. Bunu söylememin sebebi yerli eserleri kötülemek değil kesinlikle. Çoğunlukla yabancı eserler okuyan bir okuyucu olarak aralarında fark görememem. Hatta dünyada milyonlar satan -nasıl sattığına akıl sır erdiremediğim- birçok isimden kat be kat güzel. 

Dünyaya yazmak için geldiğine inandığım yazarımızın kitaplarını daha çokça okuma fırsatımız olur umarım (:

* * *

Çekiliş için Renkli Kalemler Blog Tur sayfamızı ziyaret edebilirsiniz...


Arka Kapak

Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…

Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.

Pazartesi, Mayıs 04, 2015

RKBT 2. Gün || Lena Diaz "Körebe" || Yorum

Künye
Orjinal Adı: Take the Key and Lock Her Up
Seri Bilgisi: The Deadly Games Series #4
GoodReads Puanı: 4.03
Türkçe Yayın: Eksik Parça Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Çevirmen: Cem Yurttaş
Puanım: 5 / 4.5

Yorum

Klasik bir Diaz kitabı daha ile karşınızdayız. Lina Diaz bildiğiniz polisiyeleri yoğun bir aşkla harmanlayabilen ender yazarlardan birisi bence. Tüm o kovalamacanın içerisinde aşkı öyle bir yere koyuyor ki ara ara kitap polisiye roman mı yoksa aşk romanı mı karıştırabiliyorsunuz. Kalemi o kadar güçlü bir yazar ki kadın restorantta yemek menüsü yazsa severek okurum diye düşünüyorum.

Cuma, Mayıs 01, 2015

RKBT & KGBT 5. Gün || R. Gaye Önel "Hilekâr" || Röportaj

Turumuzun son paylaşımından herkese merhaba! 
Röportajsız olmaz dedik ve sorularımızı sorduk. Ancak yazarımızın sınavları nedeniyle biraz geç kaldık. Okul daha mühim tabii ki, sınavlarında başarılar demeyi de ihmal etmeyelim.

Gelelim sorularımıza ve Gaye'nin cevaplarına.



Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 


1. Klasik bir soruyla başlayalım. R.Gaye Önel kimdir, kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?


Derslerde sanat aşkı gelişen kitaplara resim çizen, aklı hep bir hikayede gezinen zaman zaman kahkaha atan bazen düşüncelere dalan, hayata geç kalmamaya çalışan devamlı koşturmalı geçen hayalperest biriyimdir.

Perşembe, Nisan 30, 2015

RKBT & KGBT 4. Gün || R. Gaye Önel "Hilekâr" || Yorum ve Çekiliş


Yorumum

RKBT ve KGBT ortaklığında yaptığımız Hilekâr turunun 4. gününde yorum sırası bende.

Öncelikle bu güzel ortaklığı yaptığımız için KGBT'na teşekkür ederim. Sanırım ilk defa böyle bir şey yapıldı. En azından benim takip ettiğim kadarıyla ilk oldu. Çok da güzel oldu neden daha önce yapmamışız ki (:

Salı, Nisan 21, 2015

RKBT 4. Gün || Deborah Smith "Kesişen Hayatlar Kafesi" || Yorum

Künye
Orjinal Adı: The Crossroads Cafe
Seri Bilgisi: -----
GoodReads Puanı: 3.82
Türkçe Yayın: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 512
Çevirmen: Zeynep Yeşiltuna
Puanım: 5 / 4.5


Yorum

Evet biliyorum kitap zevki görecelidir. Fakat bu kitap konusu itibariyle aşıladığı umut ışığı için bile sevilebilmeli. Sıkıcı yerleri yok muydu? Nadir olan birkaç kitap dışında hangisinin yok ki? Hepsinde illa ki laylaylom okuduğumuz satırlar mutlaka vardır açık konuşalım. Bu kitapta da buna benzer satırlar elbette vardı ama o kısımları geçtiğinizde elde gayet kaliteli bir kitap kaldı. Cathy ve Thomas ikilisine bayıldım. 

Pazartesi, Nisan 20, 2015

RKBT 3. Gün || Deborah Smith "Kesişen Hayatlar Kafesi" || Cast ve Çekiliş


Turumuzun 3. gününde kitabımız için hazırladığım casttan merhaba. Kitapta adı geçen kadın en güzellerden biri olunca seçmesi cidden zor oldu (:

Çarşamba, Nisan 15, 2015

RKBT 4. Gün || Ayşegül Çiçekoğlu "Bırakma Ellerimi" || Yorum


Yorumum

Bırakma Ellerimi turunun son gün yorumundan merhaba.
Sanki uzun zamandır tur yorumu yapmıyor gibi acemi hissediyorum kendimi. 1 dk cidden de uzun zamandır yapamıyordum (: Gerçi geçerli mazeretlerim var ama şimdi konumuz o değil (:

Arayı Bırakma Ellerimi kitabı ile kapatmak süper oldu öncelikle onu söylemem lazım. Yerli yazarlardan çok okuyamadığım düşünülürse genel olarak güzel kitaplara denk gelmemiz büyük şans. 

Pazar, Nisan 12, 2015

Cumartesi, Mart 21, 2015

RKBT 1. Gün || Aslıhan Akagöz "Senden Bebek İstiyorum" || Yorum ve Çekiliş


Yorumum

Demek ki önyargılar gerçekten yıkılabiliyormuş dedim, "Senden Bebek İstiyorum" kitabını okuduğumda. Evet, beğendiğim nadir de olsa bazı Türk yazarlara ait kitaplar olmuştu. Fakat Aslıhan Akagöz bu tabumu tamamıyla yıktı. Tam bir romantik-komedi havasında sıkmayan bir kitap yazmış. Genelde Türkler klişe ve kendi etraflarında dönen konular yazıyorlar. Yani ya tecavüzü işliyorlar kitaplarında ya da yanlış anlaşılma dolu hikayeleri. Fakat Aslıhan tam tersini yaparak bence yeni nesil yazarları ters köşeye yatırmış. 

Karakterlerin hepsi birbirinden eğlenceli ve tatlıydılar. Özellikle bir Mert var ki beni benden aldı. Allah'ım bu kadar tatlı bir adam olabilir mi? Tam bu adam hödük dediğimde öyle bir şey yapıyor ya da söylüyor ki yüzüme küçük bir tebessüm yerleştirdi. Sedef ve Mert'in o atışmalı aşk hikayelerini okumak çok keyifliydi. Yiğit ve Feyza'yı okumakta güzeldi. Ama Mert & Sedef ikilisini geçemezler. Özellikle de Sedef'in Mert için benim odunum demesi çok tatlıydı.

Kısacası o kadar tatlı bir kitaptı ki 600 küsur sayfalık kitap hangi ara bitti anlamadım. Sonunda bittiğini görmek içimi burktu. Keşke daha olsa da okusam dedim için için. Buradan Aslıhan'a duyurulur. Yani Yiğit ve Mert'in çocuklarının hikayesini yazarsan nasıl da okunur ama... Özellikle de Mert ve Sedef'in yaşlı hallerinin atışmalarını okumak çok keyifli olurdu :)


Çekiliş

a Rafflecopter giveaway


Satın almak için

Cuma, Mart 06, 2015

RKBT 3. Gün || Lisa Genova "Unutma Beni" || Yorum

Künye 
Orjinal Adı: Still Alice 
Seri Bilgisi: --- 
GoodReads Puanı: 4.28 
Türkçe Yayın: Artemis Yayınları 
Sayfa Sayısı: 340 
Çevirmen: Bilge Gündüz 
Puanım: 5/ 4
Kitabın Mottosu: Sahip olduğunuz her anıyı teker teker kaybedecek olsanız ne yapardınız? 

Yorum

Unutma Beni kitabı çokça beğeni, bir parça hüzün ve çok az da olsa hayal kırıklığı ile bitti. Yanlış anlamayın beğenmemezliğim kitabın işleyişinden, dilinden ya da çevirisinden kaynaklı değil. Sadece sonu çok havada kalmış bence. Yani sonunda Alice'e ne oldu? John nerede? Kitap sonundaki karakterler aslında kim?
Kafamda o kadar soru işaretleri bırakarak bitmesi bu güzelim kitap için çok büyük bir haksızlık olmuş. 

Alice gibi bilgili, kültürlü ve üst düzey bir bilim kadınının yaşadıklarını okumak çok farklı bir his bıraktı bende. Tüm o bilgi birikiminin yanında evinizin yolunu hatırlamamak ya da çıkardığınız kitabın konusu ile ilgili oturum yaparken bir sonraki cümleyi hatırlamak için kendi kendiniz le savaşmak. Kendimi bir an Alice gibi caddenin orta yerinde evimin nerede olduğunu düşünürken hayal ettiğimde içim burkuldu. Yani herkes bazı şeyleri unutur hayatında. Telefonunun ya da anahtarımızın nerede olduğunu unuturuz. Fakat Alice'in yaşadıkları çok başka bir şey. O tüm geçmişini unutuyor. Hani zaman zaman keşke her şeyi unutsam dediğiniz ama sonra pişman olduğunuz anlar var ya işte onların tamamı artık Alice'in hayatı oluyor. 

Kitabı sevmek ya da sevmemek başka fakat gerçek olması muhtemel bir olayı okumak bambaşka. Özellikle de Kelebek dosyası en içime dokunanıydı. Kendimi bir an Alice yerine koyduğumda bende yapar mıyım diye düşünmedim değil. İnsanın son noktası nedir ki? Nereden sonra insan hem hayattan hem de kendisinden vazgeçer? İnsan geçmişi unutmak için mi ya da geçmişini unuttuğu için mi en çok acıyı çeker? İşte bu kitap size bunu düşünmeye iten bir kitap. Çevirisi de aynı şekilde kitaba akıcılık katmış. Çabuk biten fakat keyifle okunan bir kitap oldu. Unutma Beni kitabını severek okuyanlar için Oskar ödüllü oyuncu Julianne Moore'un başrolünü oynadığı filmi de çıktı. İzleyip kitaba olan benzerliğine bakmak gerek. ;)



Arka Kapak


Artık dünü yoktu, belki yarını da. Sadece bugüne sahipti. Ama o, hatırlayacağı son anı için savaşmaya kararlıydı.

Elli yaşındaki Alice Howland hayatıyla gurur duyuyordu. Harvard'da bilişsel psikoloji profesörüydü ve dilbilim alanında dünyaca tanınan bir uzmandı. Aynı zamanda başarılı bir eşi ve üç yetişkin çocuğu vardı. Ancak Alice, unutkanlığının arttığını, aklının giderek karıştığını hissetmeye başlamıştı. Derken trajik bir teşhis hayatını geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirdi.

Etkileyici olduğu kadar rahatsız edici bir hikâye olan Unutma Beni, sizi Alzheimer hastalığının üzücü yolculuğuna çıkarıyor. Akıl Oyunları kadar sarsıcı, Sıradan İnsanlar kadar unutulmaz bir eser.

"Unutma Beni'yi okuduktan sonra içimden, yabancılarla dolu trende ayağa kalkıp bu kitabı almanız lazım, diye bağırmak geldi."
- The Boston Globe-

"Herkese anlatılması gereken bir hikâye."
- Brunonia Barry, New York Times Çoksatarı Yazar-
(Tanıtım Bülteninden)



Cuma, Şubat 06, 2015

RKBT 3. Gün || İlknur Birdal "Satılık" || Yorum


Künye
Orjinal Adı: ---
Seri Bilgisi: #1
GoodReads Puanı: 3.60
Türkçe Yayın: Postiga Yayınları
Sayfa Sayısı: 472
Çevirmen: ---
Puanım: 5/3
Kitabın Mottosu: Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın

Yorum:

Turumuzun 3. gününden herkese merhaba. Bugün çıktığından beri merak ettiğim Satılık kitabını yorumlayacağım. Ama nasıl olacak bilemiyorum. Niye derseniz çoook uzun yazasım var ama kendimi tutmalıyım.