Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ağustos 20, 2015

RKBT 3. Gün || Rachel Gibson "Her Güne Bir Öpücük" || Yorum


Rachel gelir de çıkar çıkmaz okunmaz mı? Elbette çıktığı anda alınarak kitaplığın en nadide köşelerinden birine okunarak konuldu bile.

Kitabın konusuna ya da diline değinmeden söylemek istediğim ilk şey kapağı. Allah'ım bu kadar mı sevimli bir kapak yapılır. Evet sade bir resmin üstüne eklenen yazı ve bir öpücük resminden oluşsa da albenisi yüksek olmuş. Daha konusuna gelmeden insanı çeken bir etkisi var ki grafikerin etkisi azımsanamaz. Kapak zaten 10'lu puan sisteminde 3 puanı baştan kazandırdı.

Konusuna gelince zaten seri bir kitap ve tanıdığımız bir yazar olduğundan tarzı ve kalemi ile çok şaşırtıcı bir kitap değildi. Evet, konu olarak orijinal bir kitap kalmasa da Rachel ne yapıp edip artık klişe olmaya yaklaşmış bir kitabı yine güzel yapabiliyor.

Stella ve Beau ikilisini okumaya başladığım anda sevimli gelmeye başladılar. Stella barmen ama otoriter bir kişilik. Beau'ya değinmeye bile gerek yok ki zira kendisi eski bir asker diyeyim siz anlayın. Sanırım ikisinin bu kadar iyi anlaşmasının bir nedeni de Stella'nın mesleği. Çünkü kız o kadar dert dinleyip dertli insana içki siparişi yapmış ki her akşam her duruma alışmış. 

Beau  arkadaşına verdiği söz yüzünden Stella'yı bulmak için yollara düşer. Bulduğundaysa genç kızın hayatını düzeltemeyeceği şekilde değiştirmiştir bile. Sonunda beraber bir yolculuğa çıkarlar. Onlara göre Stella'nın kız kardeşine yapılan bu yolculuğun aslında aşka uzanan bir otobandan olduğundan habersizdirler. 

Çarşamba, Ağustos 19, 2015

RKBT 2. Gün || Rachel Gibson "Her Güne Bir Öpücük" || Alıntılar ve Röportaj


Rachel Gibson ülkemizde yayınlanan Chinooks Hokey takımı serisi ve yazarlar serisi kitaplarıyla oldukça beğenilen modern romans yazarlarındandır.


AŞK HİKÂYELERİNİN SİZİ CEZBEDEN TARAFI NEDİR?
Ben her zaman mutlu sonla biten hikâyelerin hastası olmuşumdur. Çocukken en sevdiğim masallar aşk hikâyeleriydi. Küçükken Sindirella'nın televizyonda çıkmasını bütün bir yıl beklemiştim. Küçük kalbim beklentiyle hızlı çarpıyordu ve daha ilk sahne ile büyülenmiştim.


BİR YAZAR OLARAK YENİ BİR KİTABI YAZMAYA BAŞLARKEN EN BÜYÜK MEYDAN OKUMANIZ NEDİR?
Kendimi tekrar etmemek. Her kitabımı taze, eğlenceli ve diğer yazdığım kitaplardan farklı kılmak.


EĞLENCELİ VE SEKSİ MODERN ROMANLAR YAZMAYA DERİN BİR TUTKUNUZ VAR. HİÇ TARİHİ AŞK ROMANI YAZMAYI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Hayır. Bunun olabileceğini gerçekten düşünmüyorum. Tarihi aşk romanları okumayı seviyorum ama benim daha çok modern bir sesim var ve bunun tarihi romanlara geçtiğimde uygun olacağından emin değilim. Üstelik çok fazla araştırma yapmam gerek. Asillere özgü unvanlar, davranışlar, mülkler… düşünmesi bile beni deli ediyor.


BİZE RACHEL GİBSON'UN HAYATINDA SIRADAN BİR GÜNÜ TARİF EDER MİSİNİZ?
Bu gerçekten çok ilginç bir şey :) Yataktan yuvarlanırım, bir kupa kahve kapar ve pijamalarımla öğleye kadar çalışırım. Kapı çalarsa cevap vermem. Öğlen bir duş alır ve gün için giyinirim. Eğer yazı işi iyi gitmezse ayakkabı alışverişine çıkarım -bu yüzden bu kadar çok ayakkabım var. Eğer yazı işi iyi giderse uyumaya gidene kadar çalışırım. Bu bazen akşam sekizde bazen de gece ikide olabiliyor.


SEVDİĞİNİZ YAZARLAR KİMLER?
Laura Lee Guhrke, Lori Handeland, Linda Howard, Simon R. Green, Charlaine Harris.


YAZAR OLARAK VEREBİLECEĞİN - ALDIĞIN EN İYİ TAVSİYE NEDİR?
Eğer biri bana tavsiye verecek olursa, dinlemem. Ben her şeyi zor yoldan öğrenebilecek tarzda birisiyimdir. Verebileceğim en iyi tavsiye ise otur ve yapabildiğin en iyi şeyi yaz. Yarın uyan ve bunu tekrar yap. Asla yeterince iyiye razı olma.
BOŞ ZAMANLARINIZDA NELER YAPARSINIZ?
Kayıkla gezmeyi severim. Eşim ve ben bir piknik sepeti paketleyip Payette Gölü'nde kayıkla gezmeyi seviyoruz. Bu çok güzel ve rahatlatıcı ayrıca hiç birimiz bilgisayar veya telefon getiremiyoruz.




SİZİ SADECE KİTAPLARINIZDAN TANIYAN OKURLAR İÇİN HAKKINIZDA HİÇ TAHMİN EDEMEYECEKLERİ BİR ŞEY SÖYLEYEBİLİR MİSİNİZ?
Çocukken okumayı sevmezdim. Bu benim için çok büyük bir çaba gerektirirdi ve yirmili yaşlarımın ortalarına kadar okumaktan zevk alamadım. Açıkçası yazarlık hevesi ile de doğmamıştım. Bir gece oturup Rüzgâr Gibi Geçti'yi yeniden yazdığım otuz yaşıma kadar kitap yazmakla ilgili herhangi bir fikrim bile yoktu.


OKURLARINIZA BURADAN SÖYLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?
Elbette. Her zaman yıllardır kitaplarımı alarak beni destekledikleri için okurlarıma teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Onların destekleri olmasaydı sekreterlik kariyerime geri dönmek zorunda kalırdım. Aslında, sekreterlik mesleğinde elbette kötü bir şey yok ama ben şimdiki işimi biraz daha çok seviyorum diyebilirim :)


Röportaj sahibi Deniz Rukiyye Sakallı'ya teşekkür ederim (:

Çarşamba, Nisan 15, 2015

Victoria Michaels - Bahse Var mısın? || Yorum

Künye
Orjinal Adı: Boycotts & Barflies
Seri Bilgisi: -----
GoodReads Puanı: 3.95
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap 
Sayfa Sayısı: 504
Çevirmen: Gökçe Müderrisoğlu Aktaş
Puanım: 5/ 3.5


Yorumum
Nemesis Kitap'ın fuar incilerinden biri de Bahse Var mısın kitabı. Yazarın daha önce Reklam Aşkı kitabı çıkmıştı hatırlarsınız ve birçok seveni olmuştu. Açıkçası ben o kitabı pek sevememiştim. Daha eğlenceli bir kitap beklediğim için -beklenti yaparsan böyle olur!- aradığımı bulamamıştım. Ve bu kitaba da başlarken biraz tereddüdüm vardı. Dile kolay 500 sayfa kitap. Ama neyse ki korkularımın hiçbiri gerçek olmadı ve kitap beni daha ilk sayfadan etkisine aldı. 

Çarşamba, Mart 18, 2015

Kate Perry - Sahile Aşk Vurunca || Yorum

Künye
Orjinal Adı: Perfect for You
Seri Bilgisi: Laurel Heights #1
GoodReads Puanı: 3.83
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap 
Sayfa Sayısı: 304
Çevirmen: Pınar Polat
Puanım: 5/ 5
Kitabın Mottosu: -----

Satın almak için

Yorumum:

Sahile Aşk Vurunca okunalı baya oldu. Yorum yapsam mı diye çokça düşündüm ve sonunda ne kadar geçerse geçsin, bayıldığım bu kitaba yorum yazmaya karar verdim.

Cumartesi, Ağustos 02, 2014

Rachel Gibson - Yaz Aşkım (Yorum)


Orijinal Adı: True Confessions
Seri Bilgisi: Gospel, Idaho #1
GoodReads Puanı: 3.89
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 350
Çeviri: Güzin Pelin Direnoğlu

Yorumum:

Sizde yazma isteği uyandıran yazarlar var mı? Benim aklıma bu fikirleri sokan birkaç yazar var. Ve nedense çok okuyan insanlarda bu tarz fikirlerin şekillenmiş olabileceğini düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Salı, Mayıs 06, 2014

Rachel Gibson - Papatya Falı (Yorum)


Orjinal Adı: Daisy's Back In Town 
Seri Bilgisi: Lovett, Texas #1
GoodReads Puanı: 3.76
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 336
Çeviri: Gamze Tokgöz

Yorumum:

Rachel Gibson kitaplarının çıkış hızındaki ilerleme çok takdire şayan. Özellikle son kitabı "Adı Aşk Olmalı" kitabını beğenmediğim için bu kitap ilaç gibi geldi.

Daisy 15 yıl sonra yaşadığı kasabaya geri dönüyor. Eşi Steven öldükten sonra yıllarca sakladıkları sırrı açıklamanın zamanı geldiğine karar veriyor. Ancak bu sırrı söyleyeceği çocukluk aşkı Jack buna bir türlü müsade etmiyor. Jack yıllar önce sevdiği kadının en yakın arkadaşıyla evlenmesini unutmamış ve doğal olarakta her fırsatta kinini kusuyor.

Gibson'un en iyi kitabı değildi belki ama okuması oldukça eğlenceliydi. Başta da dediğim gibi bir önceki kitabı cidden sevmemiştim. Bu özellikle ondan sonra çok iyi geldi. Daisy ve Jack sevimli karakterler. Aynı zaman ikisinin kardeşleri, Daisy'nin annesi ve Nathan da eklenince güzel diyaloglar ortaya çıkmış. Özellikle Jack ve Nathan arasında bir konuşma vardı ki koptum :D

Kitabın diğer güzel yanı da seri olması :D Daisy'nin boşanmak üzere ve hafif psikopata bağlayan kardeşi Lily ile devam eden seri 4 kitaptan oluşuyor. Daha çok Rachel demek bu yaşasın :D

Kitabı sevdiğimi 1 günde bitirmemden de anlayabilirsiniz (: Mükemmel değildi ama okuması çok zevkliydi. Çeviri de biraz problemler vardı ama yayıncının Nemesis olduğu düşünülürse buna da şükür Yarebbim :P

Puanım:


* * *

Daisy, yüksek topuklu ayakkabılarının bir daha Lovett kasabasının tozuna bulanmayacağına dair kendine söz vermişti. Ama hayat işte Geri dönmek zorunda kalacağını kim bilebilirdi ki

Üstelik her şey bıraktığı gibi duruyordu. Kız kardeşi hâlâ biraz çılgındı. Annesi bahçesini pembe plastik flamingolarla dekore etmeye devam ediyordu. Yıllar önce buruk bir hikâye olarak ardında bıraktığı Jackson ise hâlâ eski günlerdeki gibi çekiciydi. Daisynin, ona mutlaka anlatması gereken bir şey vardı; bir sır Yıllarca sakladığı ve artık sonuna geldiği için mutlaka açıklamak istediği bir sır. 

Jackson ise durmadan karşısına çıkan Daisynin onu takip ettiğini düşünmeye başlamıştı. Ondan uzak durmaya kararlıydı. Aynı hatayı tekrar yapmayacaktı; yapmayacaktı; yapmazdı, değil mi?!

Salı, Ocak 21, 2014

RKBT 2. Gün || Mary E. Pearson "Hayata Uyanmak " || Yorum ve Çekiliş


Satın almak için tıklayın

Orjinal Adı: The Adoration of Jenna Fox
Seri Bilgisi: Jenna Fox Chronicles #1
GoodReads Puanı: 3.73
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 304
Çeviri: Gamze Tokgöz

Yorumum:

Hayata Uyanmak, tanıtımı ilk çıktığında ilgimi çeken bir kitap olmuştu. Konu hakkında fazla sır vermese de hafıza kaybı yazması bile merak etmek için yeterli.

Jenna Fox, aynı konusunda bahsettiği gibi geçirdiği bir kaza sonucu 1 yıl komada kalmış, uyandığında geçmişini hatırlamayan 17 yaşında bir genç kız. Eksik parçalarını tamamlamaya çalışırken bugününe de anlam katmaya çalışıyor. Mesela büyükannesi Lily'ni davranışlarına. Hafıza kaybı yaşasa da bir şeylerin yanlış ya da değişik olduğunun farkında. 
Ailesi geçirdiği kazadan bile bahsetmezken tüm parçaları kendi başına bulmaya çalışıyor. Bu sırada ailesini ikna ederek okula başlıyor. Attığı bu yeni adımlar ve büyükannesi Lily'nin bıraktığı kırıntılarla sonunda gerçeği öğreniyor.

Yazarın anlatımı ya da çeviri, nedendir bilinmez akıp giden bir kitap, durağan olmasına rağmen. Altında yattığını düşündüğüm aksiyonlar yoktu. Ona rağmen elime aldıkça sayfaların hızla ilerlemesini durdurmadı. Üstelik benim hiç sevmediğim zaman dilimini kullanmasına rağmen. Ara verene kadar onu bile farketmedim diyebilirim. Tamamen izole olarak okumayı sağlayan bir tarzı var.

Kitap bildiğiniz -bilmiyorsanız şimdi öğrendiğiniz- üzere seri. Ama öyle bir yerde bitti sanki devamı olmayacak gibi. Yani beni hem son olarak tatmin eden hem de merakta bırakan bir kitaptı. Acaba diğer kitaplarda neler olacak diye sorular dolaşmaya başladı bile. 

Kitabı keyfine vararak okuduğuma göre geriye tek kalan, arkama yaslanıp devamının çabuk gelmesi için Nemesis kitaba düşünce gücüyle telkinler göndermek. Sizce işe yarar mı? Kimbilir? Denemekten zarar gelmez değil mi (:

Puanım: 

Sadece anlatım zamanından minicik yarım puan kırdım

* * * 

Çekilişe hala katılmadıysanız buyrun

a Rafflecopter giveaway
* * *

"Sürekli artan temposuyla, son zamanların en sürükleyici hikâyesi." 
Publishers Weekly

Benim bir kimliğim vardı.

Adım vardı: Jenna Fox.
Bana öyle olduğunu söylediler. Oysa ben, bir isimden daha fazlasıyım. Bana söyledikleri şeylerden daha fazlası Önüme koydukları durum değerlendirmeleri ve rakamsal verilerden daha fazlası İzlettikleri videolardan fazlası

Daha fazlası Ama ne kadar fazlası olduğundan emin değilim. Çünkü hatırlamıyorum. 
Yüzümü ellerinin arasına almış ve Küçük meleğim, demişti babam, sabırlı ol. Her şey sana geri gelecek. Zamanla hepsini geri kazanacaksın; zamanla Şimdi baktığımda, yürüyüşümün normale döndüğünü söyleyebilirim. Ama aynı şeyi hafızam için söyleyemiyorum. Annemi, babamı ya da Lilyyi hatırlamıyorum. Bir zamanlar Bostonda yaşadığımı da hatırlamıyorum. Kazayı hatırlamıyorum. Jenna Foxu hatırlamıyorum. 

Babam zamanla her şeyi geri kazanacağımı söylüyor. Zaman iyileştirir, diyor. 

Bense ona söyleyemesem de, zamanın ne olduğunu hatırlamıyorum

Cuma, Ocak 17, 2014

Rachel Gibson - Adı Aşk Olmalı (Yorum)

Orjinal Adı: It Must Be Love
GoodReads Puanı: 3.80
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 288
Çeviri: Güzin Pelin Direnoğlu

Satın almak için tıklayın

Yorumum:

Beni tanıyanlar nasıl bir Gibson hayranı olduğumu çok iyi bilirler. Kitaplarını çıkar çıkmaz alır, ablama bile elletmeden okurum. Bu kitabı taaa fuarda alıp okumayı ertelemem boşuna değilmiş. Sanki içime doğmuş.

Her ne kadar ılıman yorumlar da görsem, hatta çok beğenildiği söylenen yorumlarda görsem bence olmamıştı. Konu çok iyi ama karakterler hiç Rachel'a yakışır cinsten değildi. 

Gibson'un bir çizgisi var benim gözümde. Kızları ve erkekleri tabi birebir kopya değil ama genelde bir stil sahibiler. Hadi adamı geçtim de Gabrielle gibi bir kadın karakteri yazmaya eli nasıl varmış anlamadım. Öyle bön bön kızları ona yakıştıramıyorum. Rachel kızları çatlak olur bu açıdan doğru ama böyle pısırık olmazlar. Olursa da böyle beğenilmez işte.

Umarım bu bir anlık gafletle yazılan bir kitaptır ve diğerlerinde eski performansına döner. Hayır insan hayranı olduğu bir kalemden beklemiyor. Herkese Gibson tavsiye eden ben sanırım bu kitabı en sona yazacağım bundan sonra. Hatta baştan uyarımı da yapacağım; aman diğer kitaplarını seversen çok beklenti yapma diye.

Bir çift sözümde çevirisine var. Aslında teknik olarak hatasız bir çeviriydi. Bazı kelime yanlışları dışında edisyon hataları yoktu. Ama duygu eksikti. Çok mekanik ve monoton bir çeviriydi. Maalesef kayıp gitmiyordu. Tamam bu tercih olabilir, ben beğenmemiş olabilirim ama sürekli genç adam-kadın kelimelerini görmekten bıktım. Ya ismiyle ya da böyle sıfatlarla bahsedilmesi baydı. Saymadım ama sayfa başına düşen genç adam-kadın sayısı oldukça yüksekti. Bunlar okumaya gölge düşüren hatalar bence. Umarım sonraki kitaplarda aynı hataları görmeyiz.

Puanım:

* * *
Joe Shanahan, dedektiflik günlerine geri dönebilmek için teşkilatın gözüne girmelidir. O günlerde gerçekleşen büyük bir soygun, ona istediği fırsatı verir. Suçluyu yakalayarak eski günlerine geri dönmeye kararlı olan Joe, baş şüpheli olarak görülen Gabrielle Breedlove’ı takip etmeye başlar. Sonrasında işler karışır. Çünkü Gabrielle takip edildiğini anlamıştır. Joe ise herkesin konuşmaya başladığı bu hırsızlık olayındaki suçluyu bulmaya kararlıdır. Üstelik planı da hazırdır.

Joe’nun hesaba katmadığı bir tek şey vardır: aşk. 

'Heyecanlı, sıcak ve romantik.'
Susan Andersen


Salı, Aralık 31, 2013

RKBT 3. Gün || Tawna Fenske "Yalancı Aşık" || Diğer Kitapları


Turumuzun 3. gününden ve 2013'ün son gününden herkese merhaba!

Enine boyuna incelediğimiz yazarımızın ve kitabının son aşaması diğer kitapları. Aslında çok kitabı yok ama hem daha önce çıkan kitabı hem de bir kaç kitabını sizlere sunacağım. Belli mi olur belki beğenip yayınevine baskı yaparız. Ben özellikle birini gözüme kestirdim mesela :D

Öncelikle yine Nemesis Kitap'tan çıkmış Dalgalar Hep Aşk Getirse kitabı. Hem yorumumu da ekleyeceğim ki belki hoşunuza gider ve yazara şans verirsiniz (:


Dalgalar Hep Aşk Getirse


Konusu: 

Deniz fobisi olmasına rağmen Juli'nin Virgin Adaları'na yolculuk yapması gereklidir. Dayısının vasiyetini gerçekleştirmek için oraya gidip, küllerini St. John'a savuracaktır. Kendine bir tekne gezisi planlar. Yola çıkacağı sırada bir kafede karşılaştığı Alex ona gezi boyunca eşlik edecektir çünkü Juli yanlış tekneye binmiştir ve Alex'in de o yolculukla ilgili planları ve sırları vardır.

Juli ve Alex görevlerini tamamlamak isterlerken, dalgalar arasında yaptıkları yolculuk onlara aradıkları aşkı da getirecek midir?

Hedefler mi daha önemlidir, yoksa aşk mı?

Yorumum:

İntikam için kötü adamlığa soyunan bir grup iyi adamla, uyum sorunu yaşayan sıradışı bir kadının, onların planına dahil olmasını anlatan eğlenceli öyküsü.

Dayısının küllerini dökmek için bir yolculuğa çıkan Juli, tesadüfler sonucu kendini Alex ve tayfasının arasında bulur. Ve olaylar bu şekilde hız kazanır. Denizde geçen hikayeleri pek sevmeyen biri olarak kitap beni bile resmen kendine bağladı diyebilirim. Öncelikle çok eğlenceli ve karakterlerin hepsi son derece kendine özgü. Tam olarak ayak parmaklarıyla muz soyup yiyebilen bir yazarın yazacağı tarzda (:
Yazarla ilk defa tanışıyorum ve yılın son sürprizi oldu bence. Yayıncıların son dakika sürprizlerini severim ama yine de bu kitaba yeterli hakkın verilmediğini düşünüyorum. Sessiz sedası çıksa da biraz daha duyurulmalıydı bence. 
Her şeye rağmen son anda karar değiştirip aldığıma memnun olduğum ve ilk kitabını başarılı bulduğum yazarı takibe alacağım bir kitap oldu. Eğlenceli zaman geçirmek isteyenlere de rahatlıkla tavsiye edebilirim (:

Puanım da 5 üzerinden 5, 10 üzerinden 10'du :D

Satın almak isterseniz tıklayın

* * *

Eat Play Lust


Konusu:

Cami Pressman ömrü boyunca abur cuburla gizli aşk yaşayan bir yoga eğitmenidir. 
Karşı konulamaz bir erkek bile, onun bu ağız sulandırıcı yiyeceklere düşkünlüğünü değiştiremez. 

Ta ki, Paul Hammond sınıfına kaydolana kadar. O, fitness ipuçları isteyen gurme bir şef ve Cami ile randevusu var. 
Aniden Cami, arzu duyduğu yiyeceklere karşı heyecanını kaybeder. 

Sadece bu günahkar şef ve ateşli yoga öğretmeni yemek, eğlence ve şehveti bir araya getirerek, takıntıyı yeni bir seviyeye taşıyabilir.

* * *

The Great Panty Caper - A Shultz Sisters Mystery


Konusu:

JJ Shultz iki ateşli erkek arasında kalır? Bir kız böyle bir durumda ne yapar? Tabii ki kararı uzatmak için Seattle'a kaçar. Özellikle kız kardeşi Lori onu bir moda fuarına davet etmişken.

Planı tüm haftasonunu kokteyllerle geçirmek ve kardeşlik bağlarını sıkılaştırmak için güneye inmektir, ta ki Lori'nin iç çamaşırı otel odasından kaybolana kadar. Herhangi bir çift iç çamaşarı değil - Lori'nin gösterime neredeyse hazır olan yeni ürünü.

Birkaç yeni tanıdık ve bazı arkadaşlarının yardımıyla, kendini durduramayan bir kedi tüm kanıtları sızdırmadan Lori'nin o değerli çamaşırını bulmaya kararlıdır.

The Great Panty Caper'da, Lori bir haftasonu kaçamağı düşünüyor ve uzun ve karanlık yakışıklıyla ne kadar ileri gidiceğine karar vermeye çalışıyor. Yemek, flört ya da daha fazlası? Size kalmış! Bu arada, JJ'nin hafiyelik ipuçları için hangi erkek arkadaşının rol alacağı konusunda yardıma ihtiyacı var. Telefondaki sıcak İngiliz erkeğine karşı koyabilir mi? Yoksa iri kıyım Amerikalılar onun ihtiyacını karşılayabilir mi?

* * *

Frisky Business


Konusu:

Marley Cartman, kendisine süprüntü gibi davranan kibirli zengin erkeklerden usanmış, parasını kazanırken tırnaklarının altı kirlenen erkeklerle çıkmaya yemin etmiştir. 

Yeni patronu William Barclay, tam olarak kaçınmak için uğraştığı türde bir erkek:  boru biçimli ayakkabılarıyla eksantrik bir milyoner ve ona karşı açıklanamayan bir kan davası.

Ama fallik eserler ve huysuz porsuk üzerine kafalarını toslayan Will ve Marley, ihtiyaçlarının bazen, istekdiklerinin tam tersi olduğunu keşfederler.


* * *

İşte böyle. Frisky Business 2014'de çıkacakmış. Hepsi bizde de çıksın ama hepsi birbirinden güzel bence (:


Pazartesi, Aralık 30, 2013

RKBT 2. Gün || Tawna Fenske "Yalancı Aşık" || Yorum


Orjinal Adı: Believe It or Not
GoodReads Puanı: 3.84
Türkçe Yayın: Nemsis Kitap
Sayfa Sayısı: 287
Çeviri: Tuğba Kırca Alptekin

Satın almak için tıklayınız

Yorum:

Dalgalar Hep Aşk Getirse ile tanıdığım yazarın kalemine, daha ilk kitabıyla aşık olmuştum. İkinci kitap için çokça bekledik ama bence değmiş. Yine bir çırpıda okuttu kendini.

İlk kitaptaki karakterlerin ne kadar enteresan olduğunu biliyorsunuzdur. Çok eğlenceli, akıldan silinmeyecek karakterlerdi. Yine kendine münhasır karakterlerle eğlenceli bir kitap vardı. Tabi biraz daha normal karakterlerle :D

Annesi bir medyum olan Violet ile haftanın 2 günü sahnesinde erkek striprizcilere yer veren Drew'un hikayesi çok eğlenceliydi. Violet'in annesi Moonbeam kaza geçirince yerine bir süre kızı bakmak zorunda kalıyor. Violet için bu tam bir işkence çünkü küçüklüğünden beri annesinin medyum işlerinden kaçmaya çalışıyor. O yüzden ki kendini sayıların gerçekliğine vererek muhasebeci olmuş. 
Drew ise Moonbeam ile kapı komşusu, aynı zamanda bu işlere zerre inancı yok :D

Aslında buraya kadar bir sorun yok çünkü Violet'te annesinin medyum işlerine o da güvenmiyor ama burada söz konusu annesi, tabi ki kimseye onu lafını ettirecek değil. Üstelik onun yerine bakarken bir kaç okkalı tahmin de yapınca... Tam okumalık bir kitap ortaya çıkıyor :D

Üstelik annesi hastane yatağında bile rahat durmuyor. Yakışıklı doktoru kızına ayarlama derdinde. Eh biraz rekabet fena olmaz değil mi :D

Gerçi benim iki erkek arasında kalan kızları sevmediğimi biliyorsunuz ve ben bu kitabı çok sevdim, bu da ufacık bir tüyo olsun :D 

İlk kitabın yeri bende ayrı olmakla birlikte ona yaklaşacak güzellikte bir kitaptı. Nasıl başladı ve bitti anlamadım bile. Haliyle yetmediğini bile söyleyebilirim. O yüzden yetkili mercilere sesimi duyurmak istiyorum, lütfen sonraki kitabı biraz daha hızlı çıkartın. 

Puanım:

* * * 

* * *

Violet McGinn, anormallikten ve soyut şeylerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan, mantıklı bir kadındır. Belki de bu yüzden kendine meslek olarak muhasebeciliği seçmiştir. Annesi ünlü bir medyumdur ve bir gün hastaneye yatırılır. Violet, annesinin işini bir süreliğine devralmak zorunda kalır ve hiç istemese de sahte medyumluk yapmaya başlar.

Drew Watson, yakışıklı bir bar işletmecisidir. Cumartesi geceleri barında çaldığı müzikler eşliğinde dans eden müşterileriyle ve arkadaşlarıyla mutludur.

Chris Abbott ise her kadının hayalini kurduğu genç, yakışıklı, kibar ve başarılı bir doktordur.

Violet birini seçmelidir. Kalbini mi yoksa mantığını mı dinlemelidir? 
Yolunu bulmaya çalışırken yapacağı bir hata, belki de üçünün kaderini toptan değiştirecektir.




Cumartesi, Aralık 28, 2013

Goce Smilevski - Freud'un Kız Kardeşi (Yorum)


Orjinal Adı: Freud's Sister
GoodReads Puanı: 3.36
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 240
Çeviri: Levend Amedov

Satın almak için tıklayınız

Yorumum:

Konusu ve gördüğüm yorumlarla ilgimi çeken bir kitaptı Freud'un Kız Kardeşi. Konusuna bakınca merak etmemekte çok zor sanırım.

Konusunu tekrar yazmayacağım. Ama bana kalırsa o çok yetersiz kalmış ya da eksik kalmış bir tanıtım. Evet Freud 4 kız kardeşini arkasında bırakıyor. Kitapta böyle başlıyor. Hatta 40 sayfa sonuna kadar evlerinden alınıp götürülmüş bile oluyorlar. Ben işte buraya kadar elimden bırakamadan okudum. O sıra hastanede muayene olmak için beklerken bırakmak zorunda bile kaldım. Çünkü yavaştan gözlerim doluyordu. Böyle de gider diye tahmin ettim ama aslında arka kapakta yazan konu burada son buluyor.

Bu sayfalardan sonra Adolfina Freud çocukluğundan başlayarak anlatmaya başlıyor. En sevdiği kardeşi Freud'la olan ilişkisi, bu ilişkinin bozulması, anlaşamadığı annesiyle tek başına yaşamak zorunda kalması, daha sonra akıl hastanesine yatması. 

Eğer böyle ilerleyeceğini bilerek devam etsem kesinlikle daha çok severdim. Tabi ki psikoloji seven biri olmadığımı gördükten sonra mükemmel diyemezdim ama yine de biraz daha hitap edebilirdi. Sürekli tekrar günümüze dönerek sömürge günlerini daha çok anlatacak diye bekledim o yüzden dönmeyince de biraz sorun oldu. 

Yine de sevdiğim yerler, yüreğime dokunan kısımlar vardı. Özellikle Adlofina'nın çocuk özlemi ve yaşadıklarında. Ve son 30 sayfa çok hoşuma gitti. Ama sonunda kitabı kapatınca derin bir nefes alıp bıraktım. Fazlaca umutsuzluk seziliyordu, her ne kadar gerçek olaylar olsa da.

Zevkler ve renkler yine farklılık gösterdi. Gri Gölgeler Arasında gibi bir kitap okuma moduna girince sonuç kötü oldu. Size tavsiyem okumayı düşünüyorsanız tanıtıma fazla bağlanmadan beklentisiz başlayın :D



Puanım:

* * *

Bağlayıcı olması beklenir kardeşliğin. Öyle umulur. Kardeşler birbirlerine borçludur ya; bir soluk, bir omuz, bir teselli...
Yine de düşünceler karmaşıklaşınca zihinde, unutulabilir borçlu addedildiğimiz görevler.
Bu kitap, dünyaca ünlü psikanalist Sigmund Freud'un ve onun dört kız kardeşinin gerçekte de yaşanmış sarsıcı öykülerini anlatmaktadır. Freud, İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler'in yaratacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülür. Ona Londra'ya geçmesi için yardım eden kimseler, yanına almak istediği insanların isimlerini bir liste haline getirmesini isterler. Freud o listeyi hazırlar. Eşi ve çocukları dışında eşinin ailesi, doktoru, doktorunun ailesi, hizmetçileri, hatta küçük köpeği bile vardır listede. Ancak dört kız kardeşi yoktur.
Freud'un seçimi kardeşlerinin kaderini nasıl şekillendirecektir? 
O karanlık günlerde verilen bir sınavdır belki de yaşananlar; kardeşlikle ilgili bir sınav. Belki de bir iç savaş; galibi de mağlubu da belli olmayan... 

"Nefis bir roman... Beni böylesine etkileyen başka bir kitap hatırlamıyorum."
-Vesna Mojsova-Cepiısevska (Makedonya)-

"Ustaca ve çarpıcı."
-Knack (Belçika)-

"Smilevski değişik ve ayırt edici tarzıyla, iç yaşamımıza ve fikir dünyamıza güzel bir bakış açısı getiriyor."
-Boek (Hollanda)-

"José Saramago gibi kuvvetli, çok yönlü ve detaycı bir yazar."
-La Repubblica Gazetesi (İtalya)

Cumartesi, Aralık 14, 2013

Beth Kendrick - Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi (Yorum)


Orjinal Adı: The Lucky Dog Matchmaking Service
GoodReads Puanı: 3.53
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 336
Çeviri: Su Alnıak


Yorumum:

Okuma Şenliğinde ilgili başlık için seçtiğim kitaplardan bir tanesiydi. Minik Bir Düş blogunda yorumu görünce okumaya kesin olarak karar verdim. Seçenek çok olunca okumak zor oluyor, böyle yorumlarda çok faydalı :D

Kitabın geneline bakarsam anlatımı güzel, sayfaları hızla çeviriyorsunuz. 
Lara Madigan köpekleri kurtmarma işinde çalışan (çalışan dediysek kazancı da yok kızın hep cebinden gidiyor) onlara yuvalar bulan, köpeklerle insanların ruh eşi olduğuna inanan ve o ruh eşlerini bulmaya kendini adamış biri. Kendisi ruh eşini bulduğunda 16 yaşındaymış. Bu köpek sevgisi onun insanlarla arasına bazı mesafeler de koymakta. İnsanlardan çok köpeklerle vakit geçiren biri olduğundan çok da şaşırtıcı değil. Amma velakin bu durum erkek arkadaşı ile arasının açılmasına kadar gidiyor.

Sonrasında inişli çıkışlı bir yol. Bir yandan işleri açılırken erkek arkadaş sorunu, diğer yandan annesiyle arası bir güzel bir kötü giderken en yakın arkadaşının doğumu. 

Diyaloglarını çok güzel buldum. Eğlenceli ve klişeden uzak. Sırf espri olsun diye yapılmamış, karakterlerle örtüşen ve havada kalmayan diyaloglar. Köpekleri kurtarma çabası, bunu her şeyin önüne koyması takdire şayan. Hele benim gibi köpek delisiyseniz. 

Ama bir sorun var ki tam da burada başlıyor. Ben sadece bir köpek sever değil bir hayvanseverim. O yüzden rahatsız eden yerleri de oldu. Mesela daha başında Buzağı derisinden çantadan bahsediyor ki ilk golü oradan yedik. Herhangi bir hayvanın derisinden yapılan bir eşyayı bir hayvansever evine bile sokmaz bence, sokamaz. Kitap tabi ki köpekler üzerine kurulu ama ben genel olarak hayvanlardan bahsedilmesini isterdim. Kurtarılmaya ihtiyacı olan sadece köpekler değil. En miniğinden en büyüğüne hepsinin kurtarılma ihtiyacı var. Evin önündeki aç kedilerden nesli tükenenlere kadar. Bunu dememin sebebi  de Lara'nın bu konuda biyoloji okuması. Hayvanları deney yapmalarından tutun da makyaj malzemeleri için kullanmalarına kadar bir çok konuya değinebilirmiş. Yani sosyal mesaj açısından sınıfta kaldı maalesef. 

Yine de eğlenceli bir kitap okumak ister, bu işlere fazla takılmam derseniz oldukça beğenirsiniz. Hatta tahmin ettiğinizden çok. Can Dostum ya da Sokak Kedisi Bob gibi kitapları okuduysanız da muhtemelen yetersiz gelir diye düşünüyorum. Benim için öyle oldu maalesef. 

Yetersizlikleri yanı sıra geçer not alan, okuması keyifli bir kitaptı.


Puanım:

* * *

Bir aşk hikâyesinde çoğunlukla iki tarafın olması beklenir. Ancak bu hikâye üç taraflı.

Durun, hemen aklınıza yasak bir aşk ya da ihanet gelmesin. Buradaki üçüncü taraf başka bir insan değil; köpekler.

Lara insanların içlerindeki boşluğu doldurabilecek en önemli duygulardan birinin hayvan sevgisi olduğuna inanmaktadır; özellikle de köpek sevgisi. Arkadaşlarıyla birlikte kurduğu küçük topluluk, insanlarla köpekleri eşleştirmekte, böylece yardıma muhtaç köpeklere kalıcı yuvalar bulurken, insanlara da sadık bir dost kazandırmaktadır.

Laranın evinde her zaman yardıma ihtiyacı olan bir köpek için daha yer vardır. 
Bir köpek daha... Bir tane daha...

Fakat bir gün, erkek arkadaşı Evan, onu ve köpeklerini artık istemediğini söyler. Evi köpekleriyle birlikte terk etmek zorunda kalan Larayı, zor günler ve önemli bir seçim beklemektedir. 

Beth Kendrickin romanları sağlam bir kurguya ve güçlü bir mizah anlayışına sahip.
Chicago Tribune

Kitaptaki şirin köpekleri de içeren harika karakterlerle birlikte eğlenceli ve romantik bir aşk hikâyesi.
Booklist

Cuma, Kasım 08, 2013

Sara Bennett - Aşkın Kollarında (Üşengeç Yorumcu 5)



Orjinal Adı: Led Astray by a Rake
Seri Bilgisi: The Husband Hunters Club #1
GoodReads Puanı: 3.53
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 272
Çevirmen: Pelin Şener










Puan:

* * *

Livy Monteith, sosyetenin pek de alışık olmadığı türden, yumuşak kalpli ve saf bir kızdır. Aynı zamanda cesaretlidir de. İstemediği bir adamla evlenmesi için ısrar eden ailesine hayır diyebilecek kadar.

Aslında kalbinde yer eden adam ise çapkınlığıyla ünlü Lord Dominic Laceydir. Küçüklüğünden beri ona âşık olan Livynin en büyük arzusu, bir gün onunla evlenmektir. Bunun için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Ve elbette, Lord Dominicin kalbini kazanmak hiç de kolay değildir. 
"Heyecan verici ve büyüleyici bir hikâye."
-Stephanie Laurens-


Pazar, Kasım 03, 2013

Fuar Bombaları... Şimdiden 1 Ölü Var

Fuar zamanı geldi de geçiyor bile. Dün başladı malumunuz. Günlerdir sağlı sollu kitap haberleri geliyor hangisine yetişeceğimizi şaşırdık kardeşim. Fuara gitsen kolunu bacağını vermeden çıkman çok zor. Yenilerin arkası pek kesilmiyorken sizlere fuar dönemi çıkan kitapları bir kez daha hatırlatmak istedim. Hepsi tek bir postta olacağı için genel bakış daha kolay olabilir :D
Beni şimdiden ölü sayabilirsiniz, bu kadar kitaba imkanı yok yetişemem :'(


Feniks Kitap;

1 tane ama has bir kitapla atak yaptı Feniks. Uzun süredir beklediğim kitap Kırık Camlar Üzerinde Dans. Yorumuma buradan bakabilir, hatta tanıtım yazısında 1-2 cümleme rastlayabilirsiniz :D


Kendi kurallarını koyan bir aşkın inanılmaz hikâyesi
Her evlilik bir danstır lucy. Bazen komplike, bazen sevgi dolu, çoğu zamansa olaysız. Ama Mickeyle dansınız kırık camlar üzerinde gibi olacak. Acı verecek. Ve sen, ne acıdan kaçabileceksin, ne de bir sonraki adımda canının daha az acıması için ona daha sıkı tutunup az camlı bir yere ilerleyebileceksin
21 yaşındaki Lucy, Mickeyle karşılaştığında Mickeynin kendisi gibi sorunlarla boğuştuğundan habersizdi. Lucy ailesinden miras kalan kanser ile Mickeye ise annesinden miras kalan bipolar bozukluğu ile boğuşmak zorundadır. 
Sıradışı bir evliliğin yalın bir portresi Kırık Camlar Üzerinde Dans, okuru insan kalbinin derinliklerinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.
Hancockun ilk eseri özgün ve acıklı bir hikâye; okurun kalbinde yer edinecek dokunaklı ve samimi bir öykü
Publishers Weekly

İthaki Yayınları;

John W. Campbell En İyi Yazar, Dünya Fantezi En İyi Roman ve Prometheus En İyi Roman ödüllerine sahip Jo Walton’dan bir başyapıt!
Modern fantezi klasikleri arasında yerini şimdiden alan Ötekiler Arasında; Hugo, Nebula ve Dünya Fantezi ödüllerinin üçüne birden aday olmayı başaran –ve ikisini kazanan– çok az sayıda kitaptan biri.
Morwenna Phelps (Mori), perilerin ve insanların dünyası arasında sıkışık bir hayat yaşamaktadır. Galler’de yetişen Mori’nin en yakın arkadaşları periler ve bilimkurgu romanlarıdır. Deli bir büyücü olan annesi, perileri karanlık bir sona doğru sürüklemeye çalıştığında Mori kendisini topal bırakacak büyülü bir savaşta onunla yüzleşmek zorunda kalır… ve ikiz kız kardeşi ölür.
Yaşadığı üzücü olaylardan sonra İngiltere’ye, onu ve kardeşini doğumlarında terk eden babasının yanına gönderilir. Burada arkadaş bulmakta zorlanan Mori, büyü yaparak kendisi gibi düşünen insanları çevresine toplamak ister, ama yaptığı büyü annesinin dikkatini çeker. Bu durum, Morwenna’yı yıllardır kitaplardan öğrendiği her şeyi kullanmasını gerektirecek bir hesaplaşmaya doğru sürükler.
Yolu Tolkien, Le Guin ve Vonnegut’tan geçen herkesin kendisini bulabileceği “anı”lar taşıyan bu eser, fantastik ve bilimkurgu edebiyatının esinlerini bir araya getiriyor. Günlük biçiminde yazılmış olan Ötekiler Arasında sadece bir roman değil, tüm bilimkurgu ve fantastik edebiyat dünyasına topyekûn bir övgü ve selamlama. Bu bol ödüllü eser dilimize M. İhsan Tatari tarafından çevrildi.


ŞAMANLAR DİYARI 2. KİTAP

Bir yolculuğa anlam katan; yol açtığı keşiflerdir. Kimi zaman yeni yerler keşfederiz, kimi zamansa yeni dostlar. Bazı yolculuklar vardır ki, içimizde kalıcı izler bırakır, derinlerde sakladıklarımızı açığa çıkarır. Her attığımız adımda bizi başka birine dönüştürür. Kahramanlarımız birbirlerinden ayrı çıktıkları yolculuklarda, sürprizlerle dolu maceralar sonunda acaba nelerle karşılaşacak? Yabancı sandığımız diyarları, yeni bir geleceği ve sınırlarımızın ötesini keşfetme zamanı!


Bir kelebeğin kanatları kadar narin ve hüzünlü.
Karanlıktaki bir bıçak kadar tehditkâr ve korku verici.
Neil Gaiman, sarsıcı eseri Yolun Sonundaki Okyanusta, insanı insan yapan tüm duyguları ortaya çıkarmakla kalmayıp, okurlarını onları çevreleyen karanlıklardan korunmaları için geçmişin sığınağına davet ediyor.
Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün aslında bir okyanus olduğunu iddia eden Lettie Hempstocka dair anılarının canlanmasıyla başlıyor. Bu andan sonra; küçük bir çocuğun fazlasıyla ürkütücü, garip ve tehlikelerle dolu geçmişine doğru bir kapı açılıyor.
Artık, yolun sonunda neyle karşılaşacağını kahramanımız da bilmiyor.


Kimi gaipten sesler duyuyor, kimi kötü geçen çocukluğunun intikamını alıyor, kimi kurbanlarının acısını dindirdiğini düşünüyor kimi de sadece sapıkça dürtülerini bastırmak için öldürüyor.
İşledikleri cinayetler aylar hatta yıllar sonra çözülüyor, polisler karşılaştıkları vahşet karşısında şaşkına dönüyor, kamuoyu bu davaları günlerce tartışıyor. Öldürme sebepleri ne olursa olsun onlar, çağımızın en vahşi, en acımasız, en psikopat katilleri. 
Seri katiller üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Fikret Topallı, bu kitabında da canilerin yaşam öykülerini mercek altına alarak kanınızı donduracak. 
Unutmayın; bu kitapta anlatılan vahşi katliamların, cinayet ritüellerinin ve yamyamlık deneyimlerinin hepsi gerçek!

Yabancı Yayınları;

IŞIĞIN OLDUĞU YERDE, KARANLIK DA VARDIR.
Nina, babasının ölümüyle kendisini Providenceta varlığından hiç haberdar olmadığı bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Babasının cenazesinin olduğu gün otobüs durağında tesadüfen karşılaştığına inandığı çekici, karşı konulamaz Jared ile yakınlaşmasıysa Ninanın hayatını tamamen altüst eder.
Jared ile Ninanın birbirlerine âşık olmaları işleri tamamen zora sokar. Jared, Ninayı sadece babasının düşmanları olan insanlardan değil, kendi soyundan olan yarı meleklerle Cehennemdeki Şeytanlardan da korumak zorunda kalır. Jared ile Ninanın birlikte olabilmek için kaderlerine karşı gelip düşmanlarını alt etmeleri gerekir.
Tatlı Bela ve Ayaklı Bela romanlarıyla olay yaratan
Jamie McGuire, bu kez farklı bir seriyle karşımıza çıkıyor.
Providence üçlemesinin ilk romanı Araf, devamını merakla bekleyeceğiniz fantastik bir aşka sahne oluyor.

Nemesis;

Joe Shanahan, dedektiflik günlerine geri dönebilmek için teşkilatın gözüne girmelidir. O günlerde gerçekleşen büyük bir soygun, ona istediği fırsatı verir. Suçluyu yakalayarak eski günlerine geri dönmeye kararlı olan Joe, baş şüpheli olarak görülen Gabrielle Breedloveı takip etmeye başlar. Sonrasında işler karışır. Çünkü Gabrielle takip edildiğini anlamıştır. Joe ise herkesin konuşmaya başladığı bu hırsızlık olayındaki suçluyu bulmaya kararlıdır. Üstelik planı da hazırdır.
Joenun hesaba katmadığı bir tek şey vardır: aşk. 

'Heyecanlı, sıcak ve romantik.'
Susan Andersen

Gavin Riley ünlü, yakışıklı ve çapkın bir beyzbol oyuncusudur. Birbirinden güzel birçok kadın ona sahip olabilmek için neredeyse sıraya girmiştir. Kadınlar, pahalı yemekler, içkiler, eğlence, ateşli birliktelikler… Gavin, gününü gün etmektedir.

Elizabeth Darnell, Gavin’in menajeridir ve onun hayatındaki en önemli şey kariyeridir. Erkekler, aşk, ateşli birliktelikler… Onun hayatında bunlara yer yoktur.
Bir gece, Elizabeth ve Gavin, birlikte çok eğlenebileceklerini fark ederler. Kurallar konulur ve oyun başlar. Fakat bu, ikisi için de tehlikeli bir oyundur ve çok geçmeden işler değişmeye, oyun bozulmaya başlar.

Epsilon;

New York Times çok satan yazarı Nora Roberts, Eve Dallas severleri yepyeni bir maceraya davet ediyor. Korkunç bir bilgisayar virüsü yayılıyor ve sınır tanımıyorLouie Cogburn son üç gününü dairesine kapanıp, bilgisayar monitörüne bakarak geçirmiştir. Baş ağrısı dayanılmaz bir haldedir sanki demirden çubuklar beynine saplanmaktadır. Ağrı giderek daha da kötü bir hal alır. En sonunda biri kapısını çaldığında, Louie beyzbol sopasını eline alır, kapıyı açar ve sopayı savurmaya başlar.Olay yerine gelen ilk polis şok tabancasını iki kere ateşler ve Louie hemen ölür. Teğmen Eve Dallas bu araştırmayı devralır ama adamın ani öfkesini ya da ölümünü açıklayacak hiçbir şey bulamaz. Elindeki tek ipucu bilgisayar ekranındaki mesajdır: Gerçek Masumiyete Ulaşıldı
Bir kişi daha neredeyse aynı koşullarda öldüğünde Dallas bir cevap bulmak için aklını zorlar ve imkânsız gerçekle yüzleşecek cesareti bulur Her şeyin sebebi makinelerden insanlara bulaşan bir virüs olabilir mi?

Kit Tyler, 1687 yılında Connecticut Kolonisine vardığı ilk andan beri şüphe ve hoşnutsuzlukla karşılaşır. Barbados adasındaki hayatını terk etmek zorunda kalan bu yalnız ve çaresiz kızın, hiç tanımadığı teyzesinin ailesine katılmaktan başka şansı yoktur. Kendi kimliğini koruma isteği ve yeni katıldığı bu topluluğa ayak uydurma uğraşları arasında kalan Kit, onu anlayan sıcak yürekli bir kadınla tanışır. Ancak Kitin, koloni sakinleri tarafından cadı olmasından şüphelenilen Hannah Tupperla olan arkadaşlığı, tahmin edebileceğinden çok daha büyük bir sorun olacak ve sonunda Kiti kalbi ve yapması gerekenler arasında bir seçim yapmaya zorlayacaktır.
Elizabeth George Spearein Newberry ödüllü romanı öyle bir kahraman tasvir ediyor ki, okurlar Kitin hiç bozulmayan doğruluğu ve sevgi dolu kalbine hayran olmadan edemeyecekler.

Bu roman, gerçek olaylardan ve salgın olasılığına karşı kaynağı araştırılmamış kan ürünleri ticareti kurbanı, gerçek insanların dramından esinlendi.... 
Gerçeğe dayalı bilgiler, kurguyla harmanlandı... Kitapta kullanılan tüm isimler ise yazarın hayalgücünün ürünü 
Dünyanın her yerinde 2 milyon masum insanın ölümüne neden olan yasadışı kan ticareti Farkında olarak ya da olmayarak bu ticaretin içinde bulunan işadamları, ülke yöneticileri ve diplomatlar Bu ticaretin sonucunda yayılan HIV virüsü ve diğer hastalıklar Altüst olan hayatlar Hepsi ilgi çekici bir roman kurgusuyla okuyuculara aktarılıyor 
HIV virüsü taşıdığını bilmeyen ve tek amacı oğlunun bakımını sağlamak olan hayat kadını Korina Hemşire kız kardeşler Sofia ve Darya Uluslararası bir skandal nedeniyle inceleme altında olan bir şirketin eski çalışanı Vincent Vineger İlk büyük haberini patlatmak için çabalayan gazeteci Kiril Hepsinin hayat hikayeleri bu romanda kesişiyor.

BAZEN KARANLIKTAN KORKMAK İÇİN ÇOK İYİ BİR SEBEP VARDIR! 
Güneş insanlığın üzerinde batmaktadır. Gece artık güneş batarken yerden yükselen obur iblislere aittir. Yaratıklar, kadim ve yarı yarıya unutulmuş güç sembollerinin arkasına saklanmak zorunda kalan ve sayısı gittikçe azalan insan nüfusunu avlamaya devam etmektedir. Muhafaza denen bu güç sembolleri, yalnızca iblisleri uzakta tutmaya yaramaktadır, fakat efsanelerde bir Kurtarıcıdan söz edilmektedir: bir zamanlar tüm insanlığı tek bir çatı altında toplayıp iblisleri yenilgiye uğratan, kimilerinin peygamber dediği bir generalden. Ancak o günler, gerçekten yaşanmışsa bile, çok gerilerde kalmıştır. İblisler geri dönmüştür ve Kurtarıcının geri dönüşü sadece bir masaldan ibarettir yoksa değil midir? 
Çöllerin hâkimi, Krasianın savaşçı kabilelerini iblis katili bir orduya dönüştüren Ahmann Jardirdir. Kendini SharDama Ka, yani Kurtarıcı ilan eden Jardir, bu iddiasını destekleyen kadim silahlar bir mızrak ve bir taç taşımaktadır. Ancak kuzeyliler, başka birini Kurtarıcı kabul etmiştir. Kurtarıcılarının adı Arlendir, ancak herkes onu artık Dövmeli Adam olarak tanımaktadır: Derisindeki muhafaza dövmeleriyle tüm iblislere karşı koyabilecek güce erişmiş olan karanlık, korkutucu bir figür. Dövmeli Adam kendisinin Kurtarıcı olduğunu reddeder, ancak yaptıkları bunun aksini söylemektedir. Bir zamanlar SharDama Ka ve Dövmeli Adam aynı saflarda dövüşmüşler, dost olmuşlardır. Şimdiyse birbirlerinin can düşmanlarıdırlar. Onların arasında ise, insana has dayanma gücünün sınırlarına itilmiş genç ve güzel bir kadın olan Renna; muhafaza yapma yetenekleri Dövmeli Adamınkileri bile aşan gururlu ve güzel şifacı Leesha; ve tekinsiz müziğiyle iblisleri yatıştırabilen ya da onları delirtip birbirlerine saldırtabilen gezgin kemancı Rojer bulunmaktadır. Ancak, eski ittifaklar sınanıp yenileri kurulurken, hepsi önceki yaratıkların tümünden daha zeki ve daha ölümcül olan yeni bir iblis türünün ortaya çıkışından habersizdir.

Aspendos;

Rahipler Cemiyeti, cadılara hiç olmadığı kadar eziyet ederken, ikiye bölünmüş Rahibeler Cemiyeti ise Catein kehanet edilmiş güçlerine bir an önce kavuşmasına ihtiyaç duymaktadır. Catein arkadaşı Sachi büyü yapmaktan dolayı tutuklandığında, savaşa susamış rahibelerden biri ona cevapları bulması için yardım teklifi sunar, tabii eğer Cate sevdiği herkesi tehlikeye atmaya gönüllüyse
Cate bir silah olarak kullanılmak ve aynı zamanda da arkadaşları ile Finni, Rahibeler Cemiyetinin planlarına alet etmek istememektedir. Ama Maura ve Tess Rahibeler Cemiyetine katıldıklarında, Maura cadıları zafere ulaştırabilmek pahasına her şeyi yapabileceğini açıkça kanıtlar. Bu, zarar verecek olan bir fedakârlık olsa bile. Bu, Catei yıkmak anlamına gelse bile. Tüm yollar savaşı işaret etse bile.
Günahkâr Doğanın devamı niteliğinde merakla beklenen Chatham Cadısı Günlükleri, Cate, Maura ve Tessin aşkı bulmaya, ailelerini korumaya çalıştıkları ve New Englandın süregelen tarihindeki tüm engellere karşı büyü güçlerini keşfettikleri bir macera ile devam ediyor.

EN BÜYÜK TUTKULAR...
Leydi Isobel Hume, savaşlarını nasıl seçeceğini bilen bir kılıç ustasıdır. Kral Henry, siyasi bir ittifak için Fransız bir asilzade ile evlenmesini istediğinde kabul eder. Ancak bu Sör Stephen Carleton şeytani cazibesi ile kalbini çalmadan ve nişanlısına, kralına ve ülkesine ihanet etmesi için onu yoldan çıkarmadan çok öncedir. 
BÜYÜK TEHLİKELERİ GÖZE ALMAYA DEĞER...
Sör Stephen Carleton, güzel Isobelin kalbini kazanmaya kendini adayana kadar kadın hayranları ile gününü gün eden bir çapkındır. Krala karşı düzenlenen bir komplo Isobeli ölümcül tehlikenin kıyısına götürdüğünde ise, Stephen kendisinin bir haz şövalyesinden daha fazlası olduğunu ve aşkın her şeyi fethedebileceğini kanıtlamak zorundadır. 
Kralın Adamları serisinden Arzu Şövalyesinin merakla beklenen devam kitabı Haz Şövalyesi ile tarihin tozlu sayfalarında aşk, tutku ve entrikayla örülü nefes kesen bir başka roman sizi bekliyor.

İlk önce çocuk kızı görmüştür ama arkadaşı ilk hamleyi yapar.
Kız daha güvenli olan tercihi yapar ama kalbi gerçeği biliyordur.
Severler, arzularlar, yalan söylerler.
Garrett McCarthy, Annabelle Parker ve Milo Roberts çok yakın arkadaşlardır. Mezuniyetlerinde, evliliklerinde birbirlerinin sevinçlerine ortak olup zor zamanlarda da birbirlerine destek olurlar.
Arkadaşlardan biri trajik bir şekilde susturulunca geride kalan iki arkadaşa parçaları birleştirip gerçeği ne pahasına olursa olsun bulmak düşer. Ancak yavaş yavaş arkadaşlarının yalanlarını ve arkasındaki güçlü insanları buldukça herkesi, her şeyi ve hatta kendilerini bile sorgulamaya başlarlar.
Herkesin sırları vardır; bazıları aşk için yaparken, bazıları güç için yapar. Bu sırlar algıları ve gerçeği değiştirir, hatta bazen hayatları mahveder.Tüm hayatınızın baştan sona bir yalan olduğunu öğrenirseniz ne yaparsınız?

Pegasus;

Masum bir öpücük şeytanı meleğe çevirebilir mi? 
Laura Fairleigh, kardeşlerinin bir evi olabilmesi için yirmi bir yaşına basmadan önce koca bulmalıdır. Ormanda baygın yatan, melek yüzlü, muhteşem vücutlu ve hafızasını kaybetmiş bir yabancı bulunca onu sahiplenmeye karar verir. Ancak cennetten düşmüş gibi görünen bu meleğin tam bir şeytan olduğundan habersizdir. 
“Devonbrooke Şeytanı” olarak tanınan çapkın Sterling Harlow onun, uzun zamandır kayıp nişanlısı olduğunu iddia eden genç kızın büyülü öpücüğüyle uyanır. Kız onun bir beyefendi olduğu konusunda güvence verirken Sterling hafızasıyla birlikte aklını da kaybettiğinden şüphelenmeye başlar, zira bu kadar çekici bir genç kızın ufak öpücükleriyle yetinecek biri olmadığından emindir! 
Genç adam düğün gecelerinden önce gerçeği açığa çıkarmaya uğraşırken, unutulmaz bir öpücük ikisinin de aklından çıkmayacak 
bir tutkuyu ateşleyecektir...


Mustafa Kemal Atatürk insanlara esin kaynağı olan bir general ve vizyon sahibi bir liderdi. Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken yurdunu korumak için savaştı ve imparatorluğun küllerinden modern Türk ulusunu yarattı. Olağanüstü bir devlet adamı ve modernleşmeci olarak tanınmasına rağmen liderlik vasıfları genellikle göz ardı edildi.
Albay Austin Bay'ın yazdığı bu sürükleyici biyografide Atatürk'ün askerlik kariyeri ele alınırken 20. yüzyılın en etkileyici liderlerinden biri karanlıktan günışığına çıkarılıyor. Atatürk'ün genç bir askerî öğrenci olarak kendini askerlik tarihi ve stratejiyi iyice öğrenmeye verdiği günlerle öyküsüne başlayan Bay, ardından okuyucuyu Libya, Çanakkale ve Birinci Dünya Savaşı'nın Türk-Rus cephelerine götürüyor. Bu yolculuk Atatürk'ün gerçekten yetenekli ve gözü pek komutanlığını, keskin zekâsını, savaş meydanlarındaki derin içgüdüsünü, örgütleme ve planlama konusundaki dehasını göz önüne seriyor. Onun askerî başarı, stratejik vizyon ve siyasi modernleşme konusunda bıraktığı miras 21. yüzyılda insanlara esin kaynağı olmaya devam ediyor.

Kendini ararken kaybolmanın ve yeni bir başlangıçla hayat ile aşkı keşfetmenin hikâyesi...
Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelmanı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margonun peşine düşer.
Genç kızla sabaha kadar ortalığı karıştırdıktan sonra okula giden Quentin, her zaman bilinmezlerle dolu olan Margonun artık tam bir gizeme dönüştüğünü keşfedecektir. Fakat kısa süre sonra ipuçları olduğunu ve bunların kendisi için bırakıldığını fark eder. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen ipuçlarının peşinde inatla ilerlemesine rağmen Quentin, Margoya ne kadar yaklaşırsa, tanıdığını sandığı kızdan o kadar uzaklaştığını görecektir...


Gece Evi tehlikede!
Ve bu kez tehlike Zoeynin ta kendisi
Saklanmışın sonundaki düşüşünün ardından değişen Neferet artık eskisinden de tehlikelidir. Benzeri görülmemiş bir intikam hırsıyla hareket ederek hem insanlara hem de Zoey ve arkadaşlarına cehennem azabı çektirmeye kararlıdır. Tulsada ise işler karışmıştır ve bunun sorumlusu olarak Gece Evi gösterilmektedir. Zoey, öfkesi topyekûn bir savaşa neden olmadan önce Nefereti durdurabilecek midir?
Kötülük hayata döndü ve şimdi her zamankinden daha güçlü.

Ateşböceğinin unutulmaz hikâyesi devam ediyor
Uzun zaman önce, hayatımın en kötü gecesinde Ateşböceği Yolu denen kapkaranlık bir sokakta yapayalnız yürürken ruhuma dokunan biriyle karşılaştım.
O gün bizim başlangıcımızdı. Aradan otuz yıl geçti Tully ve Kate. Sen ve ben dünyaya karşı. Seninle sonsuza dek dost kalacağız. 
Ama her hikâyenin bir sonu vardır, değil mi? Bir şekilde yola devam etmen gerekir.
Geçmişi yaralarla dolu Tully... 
Fedakârlığıyla etrafına ışık saçan Kate 
Onların dostluğunu ölüm bile bozamaz.

Marynin dünyasına basit gerçekler hâkimdi 
Rahibe Kardeşliği her zaman en doğrusunu bilir. 
Koruyucular kollar ve hizmet eder. 
Lanetliler hiçbir zaman pes etmez. 
Ve gözünü, kasabayı çevreleyen tel örgülerden ayırmaman gerekir. 
Kasabayı, Lanetliler Ormanından koruyan tel örgülerden 
Marynin kanıksadığı bu gerçekler, onu birer birer yüzüstü bırakmaktadır. Rahibe Kardeşliği ve Koruyucularla ilgili sırları keşfederken sorgulamaya başladığı hayatı, Lanetlilerin tel örgüleri aşmasıyla yerle bir olur. Mary artık hem yaşamın hem de ölümün acımasızlığıyla yüz yüzedir. 
Tel örgülerin ardındaki Lanetliler Ormanında bir ölüm kalım savaşına atılan Mary, hayallerindeki okyanusa ulaşmak için kasabası ile geleceği, sevdikleri ile kendisini sevenler arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır...

Sonsuz Kitap;

Dolambaçlı yolların sonu bu kez düzlüğe varacak mı?
Bölgenin sayılı zenginlerinden birinin malikânesinde hizmetçi olarak işe giren Tillie, kendini bu ihtişama öylesine kaptırmıştır ki gözünü hiçbir zorluk korkutmamaktadır.
Kız kardeşini yetimhaneden kurtarmak isteyen Mack ise para biriktirmek için çareler aramaktadır. Yetimhanede çocuklara kötü muamele edildiği kulaktan kulağa dolaşmakta, bu söylentiler Mack'i elini çabuk tutmaya zorlamaktadır.
Bu sebeplerden ötürü Tillie'nin çalıştığı malikâneden gelen uşaklık teklifini istemeyerek de olsa kabul eder.
Tillie ile Mack'in yolları kesişir. Ve birbirlerini görür görmez aşık olurlar.

Hayatındaki olumsuz gelişmelerden sonra her şeyini geride bırakıp özgürlüğe yelken açmak, Honor Santag için tek kurtuluş yoludur.
Sorunlarından uzaklaşmak ve bebekken kendisini terk eden annesini bulmak üzere İngiltere'ye gider ancak geçmişe bir çizgi çekmek amacıyla çıktığı bu yolculuk, tarifi mümkün olmayan, elini kolunu bağlayan bir aşkta mola verince, tüm planları suya düşer.
Geçmişte gizlenen sırlar ortaya dökülmeye başladıkça işin rengi değişir ve olaylar bambaşka bir hâl almaya başlar.
Honor şimdi iki yoldan birini seçmek zorundadır...

Müfettiş Joe Faraday, bir araba kazasında feci şekilde ölen genç iş arkadaşının cenazesiyle, yine tatsız bir haftaya başlamıştı.
Kimsenin bulaşamadığı, entrikalar kralı dedektif Paul Winter ise, hayal bile edemeyeceği bir felaketle burun burunaydı ve 
yapabildiği tek şey umutsuzca etrafındakilere  sataşmaktı.
Ama bu ekipte yas tutmaya yer yoktu. 
Gündemde, kötü şöhrete sahip bir kadın doğum uzmanının kayboluşu vardı. Onun yaptığı hatalı ameliyatlar yüzünden zarar görmüş onlarca 
kadın, artık birer cinayet şüphelisiydi.
İşlerin yoğunluğu yetmezmiş gibi, politikacılar da Faradayın hayatını zindan etmek için sanki sözleşmişti.

Martı Yayınları;

Her şey karardığında geriye kalan tek kalkanın, inancındır

Sadece kadınların sözünün geçtiği, erkeklerin köle olarak hayat sürdüğü Sylumda zincirin başka bir halkası olmayı reddeden Gaianın bilinmeze giden hikâyesidir bu.

Geçmişini ardında bırakarak, sadece inancı ve masumluğuyla hareket eden bu genç kızın perde arkasında dönen oyunlara karşı dimdik duruşudur.
Aşka saygısı, sadakati ve geleceğe karşı duyduğu sorumlulukla zorluklara karşı verdiği mücadelenin anlatıldığı güçlü bir destanın satırlarıdır.

Ve Çiğdem'in katalogdan çektikleri. Yeniler daha sitelerde bile yoklar :D