2.5 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2.5 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 31, 2014

Claire Messud - Üç Oda Bir Yalnızlık (Yorum)


Orjinal Adı: The Woman Upstairs
GoodReads Puanı: 3.34
Türkçe Yayın: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 384
Çeviri: Derya Engin

Yorumum:

Martı yayınlarından çıkan ve okuma için gönderilen bu ilginç kitap biteli çok oldu aslında ama hala yorum yapamadım. 

Nora 37 yaşında bir ilkokul öğretmeni. İçinde bir sanatçı yatsa da bu mesleği yapmayarak, biraz da ailesinin yönlendirmesiyle öğretmen olmuş, bekar ve çok fazla arkadaşı olmayan biri. Annesi vefat etmiş, babasından ayrı yaşayan ve kardeşiyle çok görüşmeyen ayrıca. Hatta öyle ki okurken kardeşi gerçekten var mı emin olamadım. 
Nora bir gün markette gördüğü ve yakınlık hissettiği bir çocuğun kendi öğrencisi olduğunu görüyor. Nasıl desem, ilk görüşte aşk gibi çocuğa başka bir sevgi besliyor ve onunla ayrıca ilgileniyor. Reza isimli bu çocukla ilgilenirken önce annesi Sirena daha sonra babası Skandar ile tanışıyor ve yavaş yavaş ailelerine dahil oluyor. Öyle ki bazı akşamlar Reza'ya bakıcılık bile yapıyor. Tabi bundan önce Sirena da sanatçı olduğundan bir yer tutarak çalışmalarında bu stüdyoyu kullanmaya başlıyorlar. 
Bir şekilde aileye dahil oluyor anlayacağınız. 

Kitabın çokta sevdiğim bir tarzda olduğunu söyleyemeceğim maalesef. Yarısına kadar yine biraz okudum ama sonrasında açıkçası atladım. Nora fazla içine dönük bir karakter. Güzel bir konusu var aslında ama yazar Nora'nın iç dünyasına ve düşüncelerine daha çok yer vermiş. Belki de ben okuyacak modumda değildim, bilemiyorum. 

Sonuç olarak ortalama bulduğum bir kitap oldu. Yazarın değişik bir kalemi var, ha deyince okunmuyor. Ayrıca çevirisi de akıcı. 

Puanım: 10/5

* * *

Hayatı boyunca başarılı bir sanatçı ve anne olmanın hayalini kuran Nora amaçlarını gerçekleştirmek yerine "Üst Kattaki Kadın" ve güvenilir bir insan olarak yaşamına devam etmiş bir ilkokul öğretmenidir, fakat yeni öğrencisi Reza ile onun ebeveynlerini tanıdığı andan itibaren kendini, inançlarını ve benliğini sorgulatan bir varoluş karmaşasının içinde bulur.

Claire Messud'un içtenlikle ve yürek yakan bir üslupla kaleme aldığı Üç Oda Bir Yalnızlık'ta kendinden öte bir dünyaya dahil olmayı arzulayan yalnız bir kadının sürükleyici itiraflarına şahit olacaksınız.


Salı, Şubat 11, 2014

RKBT 2. Gün || Adam Braver "Uygunsuzlar " || Yorum ve Çekiliş

Satın almak için tıklayın

Orjinal Adı: Misfit
Seri Bilgisi: Seri değil
GoodReads Puanı: 3.66
Türkçe Yayın: Feniks Kitap
Sayfa Sayısı: 299
Çeviri: Merve Duygun

Yorumum:

Sinemanın en bilindik simalarından biri Marilyn Monroe.
Ve onun hayatına bir parça daha ışık tutacak "Uygunsular"

Marilyn Monroe her ne kadar bilindik bir isim olsa da benim için bilinmeyen bir kişilik. Hayatı ya da filmleri hakkında bilgim yok. İzlemedim, okumadım. O yüzden bu kitap tur için geldiğinde ilgimi çekti. Her yerde duyduğum bir ismi okuma fırsatı bulduğuma sevindim. Ama bu aynı zamanda benim zorlayıcı unsurum oldu. Çünkü bu kitap yazar Braver'in değişik tarzıyla yazılmış.

Yazar hakkında başlığında 13 bakış açısı yazdığını görmüşsünüzdür. Uygunsuzlarda birçok bakış açısıyla hem değişik gelen hem de zorlayan bir tarzda yazılmış. Alışılagelmiş biyografilerden zaten farklılık gösteriyor, bir de bu tekniği de ekleyince ilginç bir kitap çıkmış ortaya.

Kitabı bitirdikten sonra keşke hayatını araştırsaydım diye düşündüm. Bu benim hatam tabi ki ama kitapta bunları bulacağımı bekliyordum. Hani klasik biyografilerden. Ama yazar daha çok bir belgesel havasında, kısa kısa kesitler vermeyi yeğlemiş. Monroe'nin hayatındaki tüm isimleri dahi okuyucular biliyormuşçasına anlatmış. Maalesef bu da beni zorlayan bir unsur oldu.

Kitapla aynı isimde bir filmde mevcut. Zaten yarısından sonra bu filme, çekimlerine ve Monroe'nin o dönemki ruh haline oldukça yer veriyor. Mesela filmi çekmek konusundaki ya da oyunculardan Gable ile ilgili heyecanına. Ayrıca bu film Monroe ve Gable'ın ölmeden önceki son filmleri olduğundan daha da ilgi çekici.

Dediğim noktalarda kitap beni zorladı, tarzıma çok uyduğunu da söyleyemem. Ama Monroe'nin hayatını bilen, filmlerini izleyen ya da takipçisi olan biriyseniz sizi daha çok memnun edecektir. Belgesel havasında olması da size kitapla ilgili fikir verebilir. Bunlar aradığım ya da sevdiğim özellikler diyorsanız doğru kitaptasınız.

Puanım:


Çekiliş için buyrun

a Rafflecopter giveaway


Cuma, Ocak 17, 2014

Rachel Gibson - Adı Aşk Olmalı (Yorum)

Orjinal Adı: It Must Be Love
GoodReads Puanı: 3.80
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 288
Çeviri: Güzin Pelin Direnoğlu

Satın almak için tıklayın

Yorumum:

Beni tanıyanlar nasıl bir Gibson hayranı olduğumu çok iyi bilirler. Kitaplarını çıkar çıkmaz alır, ablama bile elletmeden okurum. Bu kitabı taaa fuarda alıp okumayı ertelemem boşuna değilmiş. Sanki içime doğmuş.

Her ne kadar ılıman yorumlar da görsem, hatta çok beğenildiği söylenen yorumlarda görsem bence olmamıştı. Konu çok iyi ama karakterler hiç Rachel'a yakışır cinsten değildi. 

Gibson'un bir çizgisi var benim gözümde. Kızları ve erkekleri tabi birebir kopya değil ama genelde bir stil sahibiler. Hadi adamı geçtim de Gabrielle gibi bir kadın karakteri yazmaya eli nasıl varmış anlamadım. Öyle bön bön kızları ona yakıştıramıyorum. Rachel kızları çatlak olur bu açıdan doğru ama böyle pısırık olmazlar. Olursa da böyle beğenilmez işte.

Umarım bu bir anlık gafletle yazılan bir kitaptır ve diğerlerinde eski performansına döner. Hayır insan hayranı olduğu bir kalemden beklemiyor. Herkese Gibson tavsiye eden ben sanırım bu kitabı en sona yazacağım bundan sonra. Hatta baştan uyarımı da yapacağım; aman diğer kitaplarını seversen çok beklenti yapma diye.

Bir çift sözümde çevirisine var. Aslında teknik olarak hatasız bir çeviriydi. Bazı kelime yanlışları dışında edisyon hataları yoktu. Ama duygu eksikti. Çok mekanik ve monoton bir çeviriydi. Maalesef kayıp gitmiyordu. Tamam bu tercih olabilir, ben beğenmemiş olabilirim ama sürekli genç adam-kadın kelimelerini görmekten bıktım. Ya ismiyle ya da böyle sıfatlarla bahsedilmesi baydı. Saymadım ama sayfa başına düşen genç adam-kadın sayısı oldukça yüksekti. Bunlar okumaya gölge düşüren hatalar bence. Umarım sonraki kitaplarda aynı hataları görmeyiz.

Puanım:

* * *
Joe Shanahan, dedektiflik günlerine geri dönebilmek için teşkilatın gözüne girmelidir. O günlerde gerçekleşen büyük bir soygun, ona istediği fırsatı verir. Suçluyu yakalayarak eski günlerine geri dönmeye kararlı olan Joe, baş şüpheli olarak görülen Gabrielle Breedlove’ı takip etmeye başlar. Sonrasında işler karışır. Çünkü Gabrielle takip edildiğini anlamıştır. Joe ise herkesin konuşmaya başladığı bu hırsızlık olayındaki suçluyu bulmaya kararlıdır. Üstelik planı da hazırdır.

Joe’nun hesaba katmadığı bir tek şey vardır: aşk. 

'Heyecanlı, sıcak ve romantik.'
Susan Andersen


Cumartesi, Aralık 28, 2013

Goce Smilevski - Freud'un Kız Kardeşi (Yorum)


Orjinal Adı: Freud's Sister
GoodReads Puanı: 3.36
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 240
Çeviri: Levend Amedov

Satın almak için tıklayınız

Yorumum:

Konusu ve gördüğüm yorumlarla ilgimi çeken bir kitaptı Freud'un Kız Kardeşi. Konusuna bakınca merak etmemekte çok zor sanırım.

Konusunu tekrar yazmayacağım. Ama bana kalırsa o çok yetersiz kalmış ya da eksik kalmış bir tanıtım. Evet Freud 4 kız kardeşini arkasında bırakıyor. Kitapta böyle başlıyor. Hatta 40 sayfa sonuna kadar evlerinden alınıp götürülmüş bile oluyorlar. Ben işte buraya kadar elimden bırakamadan okudum. O sıra hastanede muayene olmak için beklerken bırakmak zorunda bile kaldım. Çünkü yavaştan gözlerim doluyordu. Böyle de gider diye tahmin ettim ama aslında arka kapakta yazan konu burada son buluyor.

Bu sayfalardan sonra Adolfina Freud çocukluğundan başlayarak anlatmaya başlıyor. En sevdiği kardeşi Freud'la olan ilişkisi, bu ilişkinin bozulması, anlaşamadığı annesiyle tek başına yaşamak zorunda kalması, daha sonra akıl hastanesine yatması. 

Eğer böyle ilerleyeceğini bilerek devam etsem kesinlikle daha çok severdim. Tabi ki psikoloji seven biri olmadığımı gördükten sonra mükemmel diyemezdim ama yine de biraz daha hitap edebilirdi. Sürekli tekrar günümüze dönerek sömürge günlerini daha çok anlatacak diye bekledim o yüzden dönmeyince de biraz sorun oldu. 

Yine de sevdiğim yerler, yüreğime dokunan kısımlar vardı. Özellikle Adlofina'nın çocuk özlemi ve yaşadıklarında. Ve son 30 sayfa çok hoşuma gitti. Ama sonunda kitabı kapatınca derin bir nefes alıp bıraktım. Fazlaca umutsuzluk seziliyordu, her ne kadar gerçek olaylar olsa da.

Zevkler ve renkler yine farklılık gösterdi. Gri Gölgeler Arasında gibi bir kitap okuma moduna girince sonuç kötü oldu. Size tavsiyem okumayı düşünüyorsanız tanıtıma fazla bağlanmadan beklentisiz başlayın :D



Puanım:

* * *

Bağlayıcı olması beklenir kardeşliğin. Öyle umulur. Kardeşler birbirlerine borçludur ya; bir soluk, bir omuz, bir teselli...
Yine de düşünceler karmaşıklaşınca zihinde, unutulabilir borçlu addedildiğimiz görevler.
Bu kitap, dünyaca ünlü psikanalist Sigmund Freud'un ve onun dört kız kardeşinin gerçekte de yaşanmış sarsıcı öykülerini anlatmaktadır. Freud, İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler'in yaratacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülür. Ona Londra'ya geçmesi için yardım eden kimseler, yanına almak istediği insanların isimlerini bir liste haline getirmesini isterler. Freud o listeyi hazırlar. Eşi ve çocukları dışında eşinin ailesi, doktoru, doktorunun ailesi, hizmetçileri, hatta küçük köpeği bile vardır listede. Ancak dört kız kardeşi yoktur.
Freud'un seçimi kardeşlerinin kaderini nasıl şekillendirecektir? 
O karanlık günlerde verilen bir sınavdır belki de yaşananlar; kardeşlikle ilgili bir sınav. Belki de bir iç savaş; galibi de mağlubu da belli olmayan... 

"Nefis bir roman... Beni böylesine etkileyen başka bir kitap hatırlamıyorum."
-Vesna Mojsova-Cepiısevska (Makedonya)-

"Ustaca ve çarpıcı."
-Knack (Belçika)-

"Smilevski değişik ve ayırt edici tarzıyla, iç yaşamımıza ve fikir dünyamıza güzel bir bakış açısı getiriyor."
-Boek (Hollanda)-

"José Saramago gibi kuvvetli, çok yönlü ve detaycı bir yazar."
-La Repubblica Gazetesi (İtalya)

Çarşamba, Aralık 04, 2013

Nicola Cornick - Yalancı Sevda (Yorum)

Orjinal Adı: The Scandals of an Innocent
Seri Bilgisi: The Brides of Fortune #2
GoodReads Puanı: 3.64
Türkçe Yayın: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 384
Çeviri: Esra Doyuk

Yorumum:

Cornick'in dilini sevdiğimi ilk kitap yorumumda yazmıştım. Fikrim değişmedi aksine daha çok pekişti. Diline, anlatım şekline hayranım. Aksi takdirde bu kitabı bitirmem en azından sinir harbi yaşamadan bitirmem çok zordu.

Spoiler yazmaktan mümkün olduğunca kaçınırım ama bu sefer kendime mukayyet olamayacağım. Tam olarak konuya değinmeyeceğim için okumayanların bir göz atmasını da isterim. Sonra siz de benim gibi fıttırabilirsiniz.

İlk kitapta hizmetçi Alice'e kalan mirası okumuştuk. Hatta tüm bu tantana ona kalan miras ve taliplisini reddetmesi sonucu ortaya çıkmıştı. Ve yine bildiğimiz üzere Laura'nın kuzeni Miles hafiften Alice'e yazıyordu. İşte kitabımız da o durumlardan biraz ileri safhada başlıyor. Öyle ki Alice Miles'tan hiç hoşlanmıyor. Ama maalesef Miles tüm yaptıklarına rağmen üstüne bir de eline şantaj fırsatı geçiriyor ki ben ilk sövmemi burada yaptım. Haydi diyelim konu olması lazım illa bir araya getireceğiz ama böyle pişkin, utanmaz, aymaz, akıl almaz bir karakter ve absürd olay örgüsü olmak zorunda mıydı? Yahu adamın borcu dağları tepeleri aşmış, kızın 80 binine konacak üstüne o para borcu bile kapatamıyor ve evlendikten sonra kıt kanaat yaşayacaklar! Alice gibi cin bir kızı bırak hangi gerizekalı bunu kabul eder??? Tabi ki Miles ya evleniriz ya da hapse girersin dedi ama akıl var mantık var böyle yaşamanın hapse girmekten ne farkı var. Severek evlenmiyorlar ama dikkat! Şantaj sonucu. Vallahi parayı bırakan kadının yerinde olsam mezarımda ters dönerim. Adam bir de üstüne basa basa söylüyor bunu. Paranın peşindeyim diye. Üstelik senin anan var abin var. Onlar ne olacak. Kendin mi kazandın da birine böyle kolay teslim ediyorsun o parayı. Gidip Morty'le evlensen daha iyiydi!

Çok kızgınım çok. Miles ne yaparsa yapsın bir türlü toparlanamadı gözümde. Alice'i de aklı başında bilirdim. İki öpücüğe tav oldu ve böyle karakterlerden nefret ediyorum. Eline koluna sahip çıkamıyor bunlar ya. Bir de o dönem ha günümüzde yaşasa bu kız kesin yollu olurdu! 

İşte yazarın dili ve anlatımı var ki tek kurtaran unsur buydu. Yoksa 1 puan vermem işten bile değildi. Gerçi o cicim kelimesini çözemedim. Bir erkek cicim der mi yahu? Kafasını gözünü patlatırım vallahi.

Ve şu da var ki her ne kadar para esas nokta olsa da diğer tarihi romanlardan daha acımasız bir bakış açısı olmasını da seviyorum. Para sıkıntısı bazen işlenir ama Cornick boyutunda işleyen çok azdır. Siz misiniz bu türü seven alın size deyip kazın ayağının nasıl olduğunu güzelce gösteriyor. 

Son kitap umarım ki karakterler açısından toparlamıştır. Hoş bu kitapta Lizzie saçma sapan hareketler yapıyordu o yüzden çokta umutluyum diyemiyorum. Tek güvencem anlatımı...

Puanım:

* * *

Alice, Lister'ı istiyordu. Bu basit bir fiziksel çekim konusuydu. Ayrıca parasını da istiyordu. Bu da basit bir ekonomi konusuydu.


"Çok feci bir şekilde istediğin bir şeyden kendini uzaklaştırırsan ne olur biliyor musun?" diye mırıldandı.
Fenerin aydınlattığı odada Alice'in mavi gözleri Miles'ınkilerle buluştu.
"Nefsini eğitmiş olursun?" dedi.
Miles gülümsedi. "Hayır," dedi. "O şeyi çok daha fazla istersin sadece."

* * *

Bir yalancı aşk için, Dürüst olmaya değer mi? Eskiden hizmetçi olan Bayan Alice'e son işvereninden büyük bir miras kalır. Bu nedenle şehirdeki birçok servet avcısı peşine düşer. Taliplisi olan Miles onu evlenmeye zorladığında ise hemen teslim olmamaya karar verir. Miles'la her karşı karşıya gelişinde onu daha iyi tanımaya başlar. Hatta âşık olur. Ancak Alice'in Miles'la evlenebilmesi için bazı şartları vardır. 

Çekici olduğu kadar yalancı olan bu hovarda üç ay boyunca yalan söylemeyecektir! Şimdi aşk zamanı! 

"Duygusal ve romantik bir ziyafet!" 
-Romantic Times-