Salı, Aralık 31, 2013

2013'e Veda Ederken...


2013'ün son yazısından herkese merhaba!

Tabi yazıyı yetiştirebilirsem son yazım olacak. Olmazsa 2014'ün ilk yazısı yaparız :D

Herkesler 2013'ün kritiğini yaparken bende dayanamadım, bu sene neler okudum neleri çok sevdim kısaca yazmak istedim :D

Öncelikle 2013 yılı boyunca 153 kitap okumuşum. Bunlardan 113'ü Roman, 40'ı da Beyaz Dizi. Okuyamadığım aylar olduğu düşünülürse ben bu rakamı gayet hoş buldum :D Seneye daha fazlası olur inş :D

Puanlamaya da bakalım mı?

44 Romana, 10 Beyaz Dizi'ye 5 Puan vermişim,
34 Romana, 12 Beyaz Dizi'ye 4 Puan vermişim,
20 Romana, 10 Beyaz Dizi'ye 3 Puan vermişim,
11 Romana, 6 Beyaz Dizi'ye 2 Puan vermişim,
4 Romana, 2 Beyaz Dizi'ye 1 Puan vermişim.

Bence oldukça bonkörmüşüm ne dersiniz :D

Şimdi sıra gelsin Top 12'ye. Herkes 10 kitap seçiyordu ortalama olarak bende her ay için beğendiklerimi seçmek istedim. Bazı aylar çok zorlandım ya :(


Ocak
Christina Henry - Ölümün Soğuk Nefesi



Şubat
Susan Elizabeth Phillips - Sensiz Olmaz



Mart
Ka Hancock - Kırık Camlar Üzerinde Dans



Nisan
Lisa Kleypas - Nisan Yağmurları



Mayıs
Linda Howard - Gözyaşlarımı Sildiğim Gün



Haziran
Darynda Jones - Sağdan Birinci Mezar



Temmuz
Suzy Stewart Dubot - Asla Başkasını Sevme



Ağustos
Jamie McGuire - Ayaklı Bela



Eylül
Samantha Young - Dublin Caddesi



Ekim
Liane Moriarty - Yeniden Başlamak İçin Güzel Bir Gün



Kasım
Trinity Faegen - Mefisto'nun Öpücüğü



Aralık
Susan Elizabeth Phillips - Küçük Bir Hayal Kur 


İşte benim seçmekte zorlandığım listem böyle. Tanıyanlar kitaplara şaşırmamıştır sanırım ya da blogu takip edenler :D

Sizin bu kitaplarla ilgili düşünceleriniz nedir? Ya da siz bu yıl neleri sevdiniz :D


Herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu ve bol kitaplı yeni yıllar 




RKBT 3. Gün || Tawna Fenske "Yalancı Aşık" || Diğer Kitapları


Turumuzun 3. gününden ve 2013'ün son gününden herkese merhaba!

Enine boyuna incelediğimiz yazarımızın ve kitabının son aşaması diğer kitapları. Aslında çok kitabı yok ama hem daha önce çıkan kitabı hem de bir kaç kitabını sizlere sunacağım. Belli mi olur belki beğenip yayınevine baskı yaparız. Ben özellikle birini gözüme kestirdim mesela :D

Öncelikle yine Nemesis Kitap'tan çıkmış Dalgalar Hep Aşk Getirse kitabı. Hem yorumumu da ekleyeceğim ki belki hoşunuza gider ve yazara şans verirsiniz (:


Dalgalar Hep Aşk Getirse


Konusu: 

Deniz fobisi olmasına rağmen Juli'nin Virgin Adaları'na yolculuk yapması gereklidir. Dayısının vasiyetini gerçekleştirmek için oraya gidip, küllerini St. John'a savuracaktır. Kendine bir tekne gezisi planlar. Yola çıkacağı sırada bir kafede karşılaştığı Alex ona gezi boyunca eşlik edecektir çünkü Juli yanlış tekneye binmiştir ve Alex'in de o yolculukla ilgili planları ve sırları vardır.

Juli ve Alex görevlerini tamamlamak isterlerken, dalgalar arasında yaptıkları yolculuk onlara aradıkları aşkı da getirecek midir?

Hedefler mi daha önemlidir, yoksa aşk mı?

Yorumum:

İntikam için kötü adamlığa soyunan bir grup iyi adamla, uyum sorunu yaşayan sıradışı bir kadının, onların planına dahil olmasını anlatan eğlenceli öyküsü.

Dayısının küllerini dökmek için bir yolculuğa çıkan Juli, tesadüfler sonucu kendini Alex ve tayfasının arasında bulur. Ve olaylar bu şekilde hız kazanır. Denizde geçen hikayeleri pek sevmeyen biri olarak kitap beni bile resmen kendine bağladı diyebilirim. Öncelikle çok eğlenceli ve karakterlerin hepsi son derece kendine özgü. Tam olarak ayak parmaklarıyla muz soyup yiyebilen bir yazarın yazacağı tarzda (:
Yazarla ilk defa tanışıyorum ve yılın son sürprizi oldu bence. Yayıncıların son dakika sürprizlerini severim ama yine de bu kitaba yeterli hakkın verilmediğini düşünüyorum. Sessiz sedası çıksa da biraz daha duyurulmalıydı bence. 
Her şeye rağmen son anda karar değiştirip aldığıma memnun olduğum ve ilk kitabını başarılı bulduğum yazarı takibe alacağım bir kitap oldu. Eğlenceli zaman geçirmek isteyenlere de rahatlıkla tavsiye edebilirim (:

Puanım da 5 üzerinden 5, 10 üzerinden 10'du :D

Satın almak isterseniz tıklayın

* * *

Eat Play Lust


Konusu:

Cami Pressman ömrü boyunca abur cuburla gizli aşk yaşayan bir yoga eğitmenidir. 
Karşı konulamaz bir erkek bile, onun bu ağız sulandırıcı yiyeceklere düşkünlüğünü değiştiremez. 

Ta ki, Paul Hammond sınıfına kaydolana kadar. O, fitness ipuçları isteyen gurme bir şef ve Cami ile randevusu var. 
Aniden Cami, arzu duyduğu yiyeceklere karşı heyecanını kaybeder. 

Sadece bu günahkar şef ve ateşli yoga öğretmeni yemek, eğlence ve şehveti bir araya getirerek, takıntıyı yeni bir seviyeye taşıyabilir.

* * *

The Great Panty Caper - A Shultz Sisters Mystery


Konusu:

JJ Shultz iki ateşli erkek arasında kalır? Bir kız böyle bir durumda ne yapar? Tabii ki kararı uzatmak için Seattle'a kaçar. Özellikle kız kardeşi Lori onu bir moda fuarına davet etmişken.

Planı tüm haftasonunu kokteyllerle geçirmek ve kardeşlik bağlarını sıkılaştırmak için güneye inmektir, ta ki Lori'nin iç çamaşırı otel odasından kaybolana kadar. Herhangi bir çift iç çamaşarı değil - Lori'nin gösterime neredeyse hazır olan yeni ürünü.

Birkaç yeni tanıdık ve bazı arkadaşlarının yardımıyla, kendini durduramayan bir kedi tüm kanıtları sızdırmadan Lori'nin o değerli çamaşırını bulmaya kararlıdır.

The Great Panty Caper'da, Lori bir haftasonu kaçamağı düşünüyor ve uzun ve karanlık yakışıklıyla ne kadar ileri gidiceğine karar vermeye çalışıyor. Yemek, flört ya da daha fazlası? Size kalmış! Bu arada, JJ'nin hafiyelik ipuçları için hangi erkek arkadaşının rol alacağı konusunda yardıma ihtiyacı var. Telefondaki sıcak İngiliz erkeğine karşı koyabilir mi? Yoksa iri kıyım Amerikalılar onun ihtiyacını karşılayabilir mi?

* * *

Frisky Business


Konusu:

Marley Cartman, kendisine süprüntü gibi davranan kibirli zengin erkeklerden usanmış, parasını kazanırken tırnaklarının altı kirlenen erkeklerle çıkmaya yemin etmiştir. 

Yeni patronu William Barclay, tam olarak kaçınmak için uğraştığı türde bir erkek:  boru biçimli ayakkabılarıyla eksantrik bir milyoner ve ona karşı açıklanamayan bir kan davası.

Ama fallik eserler ve huysuz porsuk üzerine kafalarını toslayan Will ve Marley, ihtiyaçlarının bazen, istekdiklerinin tam tersi olduğunu keşfederler.


* * *

İşte böyle. Frisky Business 2014'de çıkacakmış. Hepsi bizde de çıksın ama hepsi birbirinden güzel bence (:


Pazartesi, Aralık 30, 2013

RKBT 2. Gün || Tawna Fenske "Yalancı Aşık" || Yorum


Orjinal Adı: Believe It or Not
GoodReads Puanı: 3.84
Türkçe Yayın: Nemsis Kitap
Sayfa Sayısı: 287
Çeviri: Tuğba Kırca Alptekin

Satın almak için tıklayınız

Yorum:

Dalgalar Hep Aşk Getirse ile tanıdığım yazarın kalemine, daha ilk kitabıyla aşık olmuştum. İkinci kitap için çokça bekledik ama bence değmiş. Yine bir çırpıda okuttu kendini.

İlk kitaptaki karakterlerin ne kadar enteresan olduğunu biliyorsunuzdur. Çok eğlenceli, akıldan silinmeyecek karakterlerdi. Yine kendine münhasır karakterlerle eğlenceli bir kitap vardı. Tabi biraz daha normal karakterlerle :D

Annesi bir medyum olan Violet ile haftanın 2 günü sahnesinde erkek striprizcilere yer veren Drew'un hikayesi çok eğlenceliydi. Violet'in annesi Moonbeam kaza geçirince yerine bir süre kızı bakmak zorunda kalıyor. Violet için bu tam bir işkence çünkü küçüklüğünden beri annesinin medyum işlerinden kaçmaya çalışıyor. O yüzden ki kendini sayıların gerçekliğine vererek muhasebeci olmuş. 
Drew ise Moonbeam ile kapı komşusu, aynı zamanda bu işlere zerre inancı yok :D

Aslında buraya kadar bir sorun yok çünkü Violet'te annesinin medyum işlerine o da güvenmiyor ama burada söz konusu annesi, tabi ki kimseye onu lafını ettirecek değil. Üstelik onun yerine bakarken bir kaç okkalı tahmin de yapınca... Tam okumalık bir kitap ortaya çıkıyor :D

Üstelik annesi hastane yatağında bile rahat durmuyor. Yakışıklı doktoru kızına ayarlama derdinde. Eh biraz rekabet fena olmaz değil mi :D

Gerçi benim iki erkek arasında kalan kızları sevmediğimi biliyorsunuz ve ben bu kitabı çok sevdim, bu da ufacık bir tüyo olsun :D 

İlk kitabın yeri bende ayrı olmakla birlikte ona yaklaşacak güzellikte bir kitaptı. Nasıl başladı ve bitti anlamadım bile. Haliyle yetmediğini bile söyleyebilirim. O yüzden yetkili mercilere sesimi duyurmak istiyorum, lütfen sonraki kitabı biraz daha hızlı çıkartın. 

Puanım:

* * * 

* * *

Violet McGinn, anormallikten ve soyut şeylerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan, mantıklı bir kadındır. Belki de bu yüzden kendine meslek olarak muhasebeciliği seçmiştir. Annesi ünlü bir medyumdur ve bir gün hastaneye yatırılır. Violet, annesinin işini bir süreliğine devralmak zorunda kalır ve hiç istemese de sahte medyumluk yapmaya başlar.

Drew Watson, yakışıklı bir bar işletmecisidir. Cumartesi geceleri barında çaldığı müzikler eşliğinde dans eden müşterileriyle ve arkadaşlarıyla mutludur.

Chris Abbott ise her kadının hayalini kurduğu genç, yakışıklı, kibar ve başarılı bir doktordur.

Violet birini seçmelidir. Kalbini mi yoksa mantığını mı dinlemelidir? 
Yolunu bulmaya çalışırken yapacağı bir hata, belki de üçünün kaderini toptan değiştirecektir.




Cumartesi, Aralık 28, 2013

Goce Smilevski - Freud'un Kız Kardeşi (Yorum)


Orjinal Adı: Freud's Sister
GoodReads Puanı: 3.36
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 240
Çeviri: Levend Amedov

Satın almak için tıklayınız

Yorumum:

Konusu ve gördüğüm yorumlarla ilgimi çeken bir kitaptı Freud'un Kız Kardeşi. Konusuna bakınca merak etmemekte çok zor sanırım.

Konusunu tekrar yazmayacağım. Ama bana kalırsa o çok yetersiz kalmış ya da eksik kalmış bir tanıtım. Evet Freud 4 kız kardeşini arkasında bırakıyor. Kitapta böyle başlıyor. Hatta 40 sayfa sonuna kadar evlerinden alınıp götürülmüş bile oluyorlar. Ben işte buraya kadar elimden bırakamadan okudum. O sıra hastanede muayene olmak için beklerken bırakmak zorunda bile kaldım. Çünkü yavaştan gözlerim doluyordu. Böyle de gider diye tahmin ettim ama aslında arka kapakta yazan konu burada son buluyor.

Bu sayfalardan sonra Adolfina Freud çocukluğundan başlayarak anlatmaya başlıyor. En sevdiği kardeşi Freud'la olan ilişkisi, bu ilişkinin bozulması, anlaşamadığı annesiyle tek başına yaşamak zorunda kalması, daha sonra akıl hastanesine yatması. 

Eğer böyle ilerleyeceğini bilerek devam etsem kesinlikle daha çok severdim. Tabi ki psikoloji seven biri olmadığımı gördükten sonra mükemmel diyemezdim ama yine de biraz daha hitap edebilirdi. Sürekli tekrar günümüze dönerek sömürge günlerini daha çok anlatacak diye bekledim o yüzden dönmeyince de biraz sorun oldu. 

Yine de sevdiğim yerler, yüreğime dokunan kısımlar vardı. Özellikle Adlofina'nın çocuk özlemi ve yaşadıklarında. Ve son 30 sayfa çok hoşuma gitti. Ama sonunda kitabı kapatınca derin bir nefes alıp bıraktım. Fazlaca umutsuzluk seziliyordu, her ne kadar gerçek olaylar olsa da.

Zevkler ve renkler yine farklılık gösterdi. Gri Gölgeler Arasında gibi bir kitap okuma moduna girince sonuç kötü oldu. Size tavsiyem okumayı düşünüyorsanız tanıtıma fazla bağlanmadan beklentisiz başlayın :D



Puanım:

* * *

Bağlayıcı olması beklenir kardeşliğin. Öyle umulur. Kardeşler birbirlerine borçludur ya; bir soluk, bir omuz, bir teselli...
Yine de düşünceler karmaşıklaşınca zihinde, unutulabilir borçlu addedildiğimiz görevler.
Bu kitap, dünyaca ünlü psikanalist Sigmund Freud'un ve onun dört kız kardeşinin gerçekte de yaşanmış sarsıcı öykülerini anlatmaktadır. Freud, İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler'in yaratacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülür. Ona Londra'ya geçmesi için yardım eden kimseler, yanına almak istediği insanların isimlerini bir liste haline getirmesini isterler. Freud o listeyi hazırlar. Eşi ve çocukları dışında eşinin ailesi, doktoru, doktorunun ailesi, hizmetçileri, hatta küçük köpeği bile vardır listede. Ancak dört kız kardeşi yoktur.
Freud'un seçimi kardeşlerinin kaderini nasıl şekillendirecektir? 
O karanlık günlerde verilen bir sınavdır belki de yaşananlar; kardeşlikle ilgili bir sınav. Belki de bir iç savaş; galibi de mağlubu da belli olmayan... 

"Nefis bir roman... Beni böylesine etkileyen başka bir kitap hatırlamıyorum."
-Vesna Mojsova-Cepiısevska (Makedonya)-

"Ustaca ve çarpıcı."
-Knack (Belçika)-

"Smilevski değişik ve ayırt edici tarzıyla, iç yaşamımıza ve fikir dünyamıza güzel bir bakış açısı getiriyor."
-Boek (Hollanda)-

"José Saramago gibi kuvvetli, çok yönlü ve detaycı bir yazar."
-La Repubblica Gazetesi (İtalya)

Pazartesi, Aralık 23, 2013

RKBT 4. Gün || Ali Harris "İlk Son Öpücük" || Filmler ve Diziler


Kitabımızın içinde çokça film ve dizi ismi geçiyor. Bazıları benim de duyduğum hatta izlediğim. Bir kaç tanesine göz atalım mı? Belki sizin favori filminiz de vardır. Film ya da dizi zevkimin uyuştuğu yazarlarla kinetiği baştan yakaladığıma inanırım (:

* * *

Ah Mary Vah Mary


Sonsuz kahkahalar ve inanılmaz komik olaylarla dolu bu romantik komedi, sizi öldüresiye güldürecek!.. 

Çekingen, etrafına kızgın genç Ted, üçüncü sınıf bir özel dedektifin yardımıyla, tam on üç sene sonra lisede aşık olduğu Mary'nin peşine düşer. Ne var ki, dedektifte kısa sürede Mary'e aşık olur. Kısa süre sonra ise, her iki erkekte Mary'le ilgilenen herkesin ona aşık olduğu ve onu elde etmeye çalıştığının farkına varır. 

Çılgın Farrelly Kardeşler yine sizi koltuğunuzda kahkahalara boğacak ve daha fazlasını isteyeceğiniz inanılmaz bir film çekmişler.

Titanic


Dünya üzerindeki hiçbir şey, Titanic'in destansı hikayesi ve nefes kesici ihtişamını geçemez. En İyi Film dahil olmak üzere 11 Akademi Ödülü sahibi olan bu aşk hikayesi, dünyadaki tüm sinema severlerin kalbine girdi ve tüm zamanların en popüler sinema filmi oldu. Uluslararası süperstar Leonardo DiCaprio ve Oscar Adayı Kate Winslet ekranı, sosyal sınıfların ayırdığı ama kaderlerinde birbirlerine "batması mümkün olmayan" R.M.S. Titanic'te bulmak olan Jack ve Rose rolleriyle aydınlatıyorlar. Ama kötü bir sona mahkum olan bu lüks gemi soğuk Kuzey Atlantik'te bir buzdağına çarpınca, onların tutkulu aşkı heyecanlı bir yaşam savaşına dönüşüyor! Beğenilen film yapımcısı ve birçok Oscar Ödülü bulunan James Cameron'dan, bir felaketle karşılaşan yasak aşkın ve cesaretin hikayesini anlatan gerçek bir sinema şaheseri geliyor.

Dünyanın hatırlamak istemediği türden felaketlerden olan "Titanik faciası", dev prodüksiyonların yönetmeni James Cameron tarafından çekilen görkemli bir film. Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. "Titanic" adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu "Düşler Gemisi" nin yolcuları arasında Avrupa`da bir kaç yıl geçirdikten sonra Amerika`ya dönmekte olan, Jack adlı genç bir ressam, nişanlısı ve annesiyle Philadelphia`ya giden Rose adlı genç bir kız da vardır. İki genç, şans eseri tanışacak, aralarındakı sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Bu arada doğa insanoğlunun günden güne artan kibirine bir nokta koymayı planlamaktadır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912`de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

James Cameron`un, seyirciye bir zaman makinesiyle yolculuk ettiği hissini uyandırırcasına gerçeğe yakın filmi "Titanic", bugüne kadar yapılan en pahalı prodüksiyon ünvanına sahip. Tam 14 dalda Oscar adayı oldu ve "En İyi Film" dahil 11 ödül kazandı. Ben-Hur`un 11 ödüllük rekorunu da egale etmiş oldu.


Roma Tatili


Audrey Hepburn'den ilk başrolünde Oscar'lı bir performans... 

Audrey Hepburn'e En İyi Kadın Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Roma Tatili, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma'yı keşfe çıkmasının hikayesini anlatıyor. Burada gazeteci kimliğini saklayarak ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteciyle (Gregory Peck) tanışıyor. Ancak planı ikilinin birbirine aşık olmasıyla suya düşüyor...

Kaza Kurşunu


Allison Scott (Katherine Heigl) hayatını dolu dolu yaşayan 24 yaşında bir magazin gazetecisidir. Ancak aşırı alkollü olduğu bir gece Ben Stone adlı (Seth Rogen) sorumsuz ruhlu bir gençle yaşadığı bir gecelik ilişki istenmeyen hamilelik sonucunu getirince hayatı raydan çıkar. Bebeğini tek başına büyütmek ile babasını daha iyi tanımak ikilemiyle yüz yüze kalan Allison, biraz aptalca gibi gözükse de genç adama bir şans vermeye karar verir. 

Hayatını belli bir düzene oturtma arzusu taşımayan çocuk ruhlu bir erkek olan Ben, çocuğunun annesiyle beraber olmak istiyorsa büyük bir karar vermek zorunda olduğunu öğrenir. Ya yoluna aynen devam edecek, ya da aile resminin içerisinde yer alacaktır. Ayrıca, bir gecelik ilişkiden sonra “Sen yoluna ben yoluma” diyerek ve kapıyı çarpıp terk ettiği bir kadınla evlilik yoluna girebilmek hayli zor bir iştir. Birbirleri hakkında daha çok ayrıntı keşfettikçe, hiç de ruh ikizi olmadıkları hatta ayrı dünyaların insanları oldukları gerçeği de acı verici şekilde ortaya çıkacaktır. 

Çevrelerinde örnek alabilecekleri tek çift, Allison’un dominant ruhlu kız kardeşi Debbie (Leslie Mann) ile kılıbık eniştesi Pete’dir (Paul Rudd). Bu durum herşeyi daha da karmaşık hale getirir. Bebeği beraber büyütmeyi başarabilecekler midir? Ömür boyu mutlu hayat ortaklığının sırrı nedir? İki kadeh içki eşliğinde tek gecelik ilişki yaşanıp bitmiştir, ama kafa karıştırıcı bir sürü karmaşık sorunun yanıtlarını bulmak dokuz aylık süreyi alacaktır.


Tomb Raider



Tehlike onun için sadece bir oyun!

Kayıp imparatorlukları keşfe çıkmak, paha biçilmez hazineler bulmak ve mücadele etmek. İşte Lara Croft'u (Angelina Jolie) tüm gün bekleyen maceralar. Bu defa ise Lara uzayda ve zamanda kaybolmuş çok eski çağlardan kalma bir üçgenin iki parçasını dünyanın en güçlü ve gizli tarikatı Illuminati'nin eline geçmeden önce bulmak zorunda. Eline geçtiği kişiye dünyanın en büyük gücünü verecek olan bu üçgen için Tomb Raider daha önce hiç karşılaşmadığı tehlikeleri atlatmak zorunda...

Heroes


ÖZEL GÜÇLERİNİ KEŞFEDENE DEK SIRADAN OLDUKLARINI DÜŞÜNÜYORLARDI. 

Amerikan televizyonlarında en çok heyecan yaratan dizi Heroes. Dizinin adının "kahramanlar" olmasına bakıp, alıştığınız süper kahraman karakterlerini bu dizide görmeyi henüz beklemeyin. Çünkü Heroes olağanüstü birtakım güçler geliştirdiklerini keşfeden sıradan insanları konu eden bir dizi. Dolayısıyla süper kahramanlığa dair farklı bir yaklaşıma, ilginç karakterlere ve çok sürükleyici bir öyküye sahip. 

Kahramanlarımız yeni gelişen özel güçlerinin hayatlarına etkisiyle baş etmeye, bu güçlerin kaynağını ve sebebini öğrenmeye çalışırken, onları teker teker bir araya getirecek büyük resim de aydınlanacak. Bedeni kendini hızla onaranından, geleceği tuale aktarana, zaman ve uzam içinde hareket edebilene kadar farklı özel yetenekler geliştiren insanların kaderi dünyanın kaderini belirleyecek. 

Friends


New York'ta yaşayan 20'li yaşlardaki üçü kadın, üçü erkek, altı kişilik bir arkadaş grubunun yaşamları ile ilgilidir. Çekimleri 10 yıl süren dizinin karakterleri gerçek hayatta olduğu şekilde dizide de aynı oranda yaşlandırılmışlardır.


DenizBank 3. Kısa Film Fest Yarışması, FastPay'i En İyi Anlatacak Yönetmenleri Bekliyor

DenizBank tarafından 3. kez düzenlenecek olan Deniz Film Fest ile mobil cüzdan fastPay’i en iyi anlatan viral seçilecek. “fastPay’i en iyi sen anlat, büyük ödülü sen kazan!“ konulu yarışmada dereceye girenleri 5.000 ile 15.000 TL arası ödüller bekliyor.

Yenilikçi ürün ve hizmetleriyle farklılaşan DenizBank, sektörde fark yaratan uygulaması fastPay’i en iyi anlatacak yönetmenleri bekliyor. DenizBank tarafından 3. kez düzenlenecek olan Deniz Film Fest ile DenizBank’ın mobil cüzdanı fastPay’i en iyi anlatan kısa film seçilecek. “fastPay’i en iyi sen anlat, büyük ödülü sen kazan!“ konulu yarışmada filmler maksimum 2 dakika sürecek. Yarışmacılar çektikleri filmlerde isterlerse viral, isterlerse gerçekten hayattan örnekler, isterlerse de sokak röportajları şeklinde bir film yapabilecek ve çekim için her türlü cihazı kullanabilecekler.

Başvuru yöntemi

Katılımcılar çektikleri videoları, video paylaşım sitesi Youtube’a yükleyecek ve linklerini DenizBank Facebook sayfasında bulunan 3. Deniz Film Fest uygulamasına girerek 20 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihleri arasında başvurularını yapabilecekler. İzleyiciler, 1 - 13 Mart 2014 tarihleri arasında, uygulamada bulunan ve beğendikleri filmleri “like” ederek oylayacak. En fazla “like” alan 30 film, 17 – 28 Mart 2014 tarihleri arasında jüri tarafından değerlendirilecek. Jüri Belgesel Sinemacılar Birliği Başkanı ve Belgesel Yönetmeni Hasan Özgen, Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak ve Yönetmen Taner Elhan’dan oluşuyor. İlk 3’e girecek filmler için DenizBank tarafından sırasıyla 15.000, 10.000 ve 5.000 TL ödül verilecek. Ödül töreni ise 8 Nisan 2014’te düzenlenecek.

Dijital bankacılıkta ezber bozan uygulama: fastPay

DenizBank’ın fastPay uygulaması özellikle gençlerin birbirlerine hızlı para transfer etmeleri, üye işyerlerinde, ellerini cebine atmadan sadece telefonlarından ödeme yapabildikleri inovatif bir mobil cüzdan uygulaması. Uygulama sayesinde DenizBank müşterisi olsun olmasın herkes cepten cebe 7/24 ücretsiz para gönderebiliyor. Kullanıcılar DenizBank Mevduat Hesabı’nı veya kredi kartını fastPay cüzdanına bağlayabiliyor, fastPay işyerlerinde alışveriş olanağına sahip oluyor. Alışverişlerde ödeme yaparken NFC, QR Kod gibi hiçbir ekstra teknolojiye ihtiyaç duyulmaması ise fastPay’in rakiplerinden ayrıldığı en önemli fark olarak dikkat çekiyor.

Ayrıca fastPay ile istenilen DenizBank ATM’sinden kartsız para çekilebiliyor. Uygulama AppStore, WindowsPhone Store ve Google play’den ücretsiz olarak indirilebiliyor.

Bilgi için:
Bersay İletişim Danışmanlığı / 0212 337 51 00
Rasim Yılmaz  /  Tel: 0212 337 51 49 / GSM: 0554 289 49 01 /  rasim.yilmaz@bersay.com.tr
Gül Mumcu Mutlay  /  Tel: 0212 337 51 79 / GSM: 0532 251 83 30 /  gulm@bersay.com.tr


Bir boomads advertorial içeriğidir.

DenizBank 3. Kısa Film Fest Yarışması

Pazar, Aralık 22, 2013

RKBT 3. Gün || Ali Harris "İlk Son Öpücük" || Benim Listem


Turumuzun 3. gününde "Benim Listem"le karşınızdayım. İlk Son Öpücük'te Molly bolca liste hazırlıyor. Biz de buradan yola çıkarak kendi listelerimizi oluşturmaya karar verdik. Aslında benim listem çokta uzun değil ya da enteresan ama hedef hedeftir değil mi :D


Cumartesi, Aralık 21, 2013

4 Blogger ile "Noel Babayı Beklerken"



Herkese merhabalar :D

Blogu takip ediyorsanız etkinlikleri ne kadar sevdiğimi biliyorsunuzdur. Mümkün olduğunda gördüğüm etkinliğe katılırım. Çok eğlenceli oluyorlar :D

Bugün bir değişiklik yaparak, ev sahiplerinden biri olacağım. 4 blogger (Bendeniz, Optik'in Kitap Blogu, Vampirella'nın Güncesi, Kitaplar ve Tutkunlar) sizler için 5'er soru hazırlayıp cevapladık. 

Ben çok keyif aldım. Umarım sizde keyif alır, cevaplarınızla katılırsınız :D
(Blog, facebook hesabı hiç olmadı yorum bırakarak)

Diğer cevaplar için 3 blogu da ziyaret etmeyi unutmayın (:

Vampirella'nın Güncesi'nin Soruları

1. Bu soğuk havalarda evde oturup devasa bir kitaba dalmaya karar verdin. Seçimin hangi kitap?
Diana Gabaldon - Yabancı

2. Her yılbaşı akşamı bir köşede somurtup oturan biri var ama suratını bir türlü seçemiyorum. Sen tanıyor musun onu?
Tabi ki. Bizzat kendimim (: Tamam tamam değilim de söylemiyim şimdi, görüp yine surat asabilir :P

3. Noel Baba kötülere hediye götürmez! Aklına ilk gelen üç kötü kitap karakterini söyle.
Hacer hanım. (Orhan Kemal - El Kızı)
MacKinnon’s Rangers Serisinden William (Pamela Clare)
Lone Star Sisters Serisinden Garth (Susan Mallery)

4. Sıcak çikolatayla iyi giden bir kitap biliyor musun? Ben de onu okumalıyım işte.
Tawna Fenske - Yalancı Aşık

5. Ve 2013'e veda vakti. Bu sene okuduğun en iyi kitap hangisiydi?
Samantha Young - Dublin Caddesi



Optik'in Kitap Blogu'nun Soruları

1. Uzak bir diyarda kostümlü bir yılbaşı partisi var. Hangi kitap karakteri olup gitmek isterdin?
Elizabeth Bennet

2. Yılbaşı akşamı 5 arkadaşına en sevdiğin 5 kitabı hediye edeceksin. Hangi kitapları hediye ederdin?
Nora Roberts - Çıplak Ölüm
Julie Garwood - Gelin
Samantha Young - Dublin Caddesi
Linda Howard - Hep Senin Yanındayım
Ka Hancock - Kırık Camlar Üzerinde Dans

3.Noel babadan yeni yıl için dileğin nedir?
Sağlık diyeyim noel baba beni anlar ;)

4. Yılbaşı akşamını hangi diyarda kimlerle geçirmek istersin?
Hogwarts olsun. Harry, Hermione falan takılırız öyle (:

5. Yılbaşına bir dakika kala durgun bir kar yağıyor dışarıda. Dışarıda hangi karakterle birlikte olmak isterdin?
Bol karakter sorulu bir liste olmuş. Bu sefer başka biri olsun, (Roarke demiştim değil mi tüh) Braden Carmichael diyeyim o zaman. (Dublin Caddesi)



Kitap İklimi'nin Soruları (Bendeniz :D)

1- Yılbaşında büyük bir parti var, hangi karakterle yeni yıla girmek isterdin?
Dean Winchester (Ama dizideki oyuncusuyla mümkünse :D)

2- Yeni yıl geliyor, mükemmel yılbaşı hediyen ne olurdu?
Ayakkabı kutusu :P

3- Kış geldi, herkes kitabını alıp köşesine çekildi. Senin hayalindeki okuma köşen nasıl, bize tarif et.
Pencerenin altında bir sedir, rahat bir döşeği yumuşacık yastıkları var. Kah oturarak kah uzanarak, elimde kahvemle dünyadan kopacağım bir nokta. Burada yaşar, yaşlanırım ben hiç sorun da olmaz :D

4- Kış henüz bitmedi ama geçen soğuk günlerde içini en çok ısıtan kitap hangisiydi?
Susan Elizabeth Phillips - Küçük Bir Hayal Kur

5- Yılın bitmesine çok az kalmışken hangi kitapla kapatmak isterdin, yılın çıkacak son kitabı hangisi olsun?
Trinity Faegen - The Mephisto Covenant serisinin 3. kitabı



Kitaplar ve Tutkunlar'ın Soruları

1)Bu yıl uslu durdun, Noel Baba ödül olarak sana kitap getirecekmiş! Hangi kitabı getirmesini istersin?
Julie Garwood - Sımsıcak.

2)Bugüne kadar okuduğun kitaplar arasında anlatılan “yeni yıl ruhunu” en iyi hangisi yansıtıyordu?
Zor bir soru. Direkt bu konuda okumadım. Aklıma Debbie Macomber - Melekler Korusun geldi.

3)Bu yıl birçok kitabın TV ve film uyarlamalarını izleyeceğiz. Hangisini bekliyorsun?
Kesinleşti mi bilmiyorum “Tatlı Bela.”

4)Senden yeni yılla ilgili bir kitap yazman istenseydi, anlatacağın hikâyede kahramanların kimler olurdu?
Roarke. (Eve Dallas’tan) Konusunu bile bilmeden onu eklerim (: Ve son okuduklarımdan Rachel. (SEP)

Not: Soruyu yanlış anlamış olabilirim evet ama yine değiştirmeyeceğim :D

5)Yeni yılda bir yazarla tanışma şansı elde etsen, hangi yazar olmasını istersin?
Linda Howard. Romantik Gerilimin Kraliçesi, baş tacım (:

RKBT 2. Gün || Ali Harris "İlk Son Öpücük" || Yorum ve Çekiliş


Orjinal Adı:  The First Last Kiss
GoodReads Puanı: 4.18
Türkçe Yayın: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 572
Çeviri: Zeynep Yeşiltuna

Yorum:

Konusunu okuduğumda aklımda kalandan aslında daha farklı bir kitap çıktığını söyleyebilirim. Evet, güzel bir aşk hikayesi diyorsunuz o kısacık olan konudan. Fakat aslı çok farklı. 

İlk sayfayı okuduğumda 'Ne alaka' dedim. İlk başta konuya adapte olmakta ve kendimi hikayenin akışına kaptırmakta bayağı zorlandım. Tabi bunda baş döndüren o zaman atlamlarının da faydası yok değil. Gerçekten!  Bazen kitabı elimden bıraktıracak kadar çok atlamış yazar zamanda. Geleceğe dönüş serisi bu kadar zamanda gezmemiştir. 

Zaman atlama olayını atlatırsanız elde kalan hikayeye bence yazar bile şaşırır. O kadar güzel ve o kadar yüreğe dokunan bir aşk hikayesini uzun zamandır okumamıştım. (Aşk hikayeleri tabi ki okuyorum, olayım bu zaten. Ama bu kitapta biraz daha fazlası vardı.) Molly ve Ryan insana aşkın ne kadar masum, kalıcı ve yalın olabileceğini gösterdi. Daha genç kızken Ryan'dan hoşlanan Molly okulun yakışıklı çocuğunun kendisine abayı yaktığını görünce o kadar şaşırdı ki benim bile 'Abartma kızım' diyesim geldi.

İkiliyi çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemleri boyunca birbirlerine aşık olarak okumak farklı bir tattı. Kitaplarda hep sadece bir zamanı okuyoruz. Fakat bu kitap 15 yılı aşkın bir aşk serüvenini içeriyor. Kavgalı-barışlı ve ayrılmalı-kavuşmalı bir aşk onların ki. 

Kitabı tüm bu aşk olayından sıyırdığınızda altından başka bir hikaye çıkıyor. Kitap aşk romanı olduğu kadar bir o kadar da dram romanı. Hele 400. sayfadan sonra kesinlikle yanınızda bir kutu mendil bulundurmanızı tavsiye ederim. Kitap sanki 400 den sonra asıl açılışını yapıyor. Sayfalar o kadar hızlı ilerliyor ki gözyaşlarınız arasındaki o zorluğa rağmen kısacık sürede bitiyor. 

Kitabı kapattığımda gözlerim o kadar doldu ki yaşlar akmak için adeta sıraya girdi. Molly tam bir kahraman ve Ryan da çok güçlü bir karakter. Kitap hakkında tüyo vermeden daha ne yazabilirim bilmiyorum. Çünkü kitap gerçekten okumaya değer bir kitap ve tüyo vererek okumak isteyenleri vazgeçirtmek istemem. O nedenle okursanız sıkılacağınız yerler olsa bile ağlamanın garanti olduğunu söyleyebilirim. 

Puan:

* * *

Avuçlarınızdan kayıp giden bir aşka nasıl tutunabilirsiniz?

Bana bir iyilik yapın ve bugün bir kuralı yıkın. 


Kendinizden geçin ve anı yaşayın!


Yüreğinizi açın. Şimdi lütfen biraz daha açın. Çok sevin, hiç sevmediğiniz kadar çok hem de. Dimdik ayakta durup aşkınızı haykırmaktan ve sesinizin duyulmasından korkmayın. SENİ SEVİYORUM diye bağırın. 

Aşkın hakkını verin. Ve sokakta, herkesin önünde nefesiniz tükenene kadar sevdiğinizle öpüşün, sanki her biri son defaymış gibi

Molly ile Ryan ilk öpüştüklerinde sonsuza kadar birlikte olacaklarını biliyorlardı, ta ki gelecek onlara hiç ummadıkları bir sürpriz hazırlayana kadar


İlk Son Öpücükü okuduktan sonra ne geçmişin ne de geleceğin, sadece şimdinin önemli olduğunu hatırlayacaksınız. Kahvenizi hazırlayın ve kendinizi aşkın, mutluluğun, hüznün ve şu anın kollarına bırakın.

Independent

Elinizde, aşksız bir hayatın ölümden farksız olduğunu sıcacık bir anlatımla sunan, yüreğinize dokunacak bir roman tutuyorsunuz. Modern çağın aşksızlığında yaşarken nefes almanızı sağlayacak bir kitap okumak hakkınız.

Marie Claire

Sevdiğinizle yapmak isteyip de ertelediğiniz planlarınız 

var mı? O zaman bu kitabı mutlaka okuyun.
Daily Mirror

Hayat dolu, sıcacık, ilham veren bir roman.

Cosmopolitan

Kayan bir yıldız yerine, bir öpücükle dilek tuttunuz mu hiç....?

* * *

Çekiliş;


a Rafflecopter giveaway

Cuma, Aralık 20, 2013

Orhan Kemal - El Kızı (Yorum)


GoodReads Puanı: 3.85
Türkçe Yayın: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 400

Yorumum:

Kitabı bitireli 1 hafta olmuştur. Ancak yorumla fırsatım oluyor umarım hakkıyla yorumlayabilirim. Hem de klasik sayılan bir eser yani işim zor.

Okuma aylarında bu ay Orhan Kemal okuyoruz. Hiç okuma fırsatım olmayan bir yazar olunca daha aya girmeden kütüphanemden kitabımı temin ettim. Aslında seçmek çok zor oldu. Bir sıra kitap, hangisini karıştırsam arka kapağını okusam bu olabilir diye çekiyorum en sonunda rafta 1-2 kitap kaldı onlarda seri diye yani yoksa sırtlayıp götüreceğim :D

En son kararım El Kızı'ndan yana oldu. Bilmiyorum tüm kitapları böyle midir ama çok sürükleyici, okudukça okutan bir kitaba denk geldim. Gerçi ilginç bir yanı da var okuyorum okuyorum olay çok, karakterler saç baş yolduruyor, bir bakıyorum 20-30 sayfa okumuş. Cidden dolu dolu bir kitaptı.

Kısaca konusuna değinirsem. Kitap bir cinayetle başlıyor. İlk dakikalarda adı geçen 1-2 isim var ki bence bunlara dikkat etmek lazım. Sonra benim gibi nasıl ya diyebilirsiniz. Cesedi bulunan kadının parmağındaki çok kıymetli yüzük dikkati çekiyor ve işte olaylar o yüzüğün alındığı günden başlayarak seyrediyor.

Şehrin ismi bilinen avukatlarından Mazhar bey, eşi Nazan için bir yüzük alıyor ve bana göre olaylar buradan sonra yokuş aşağı yuvarlanıyor. Karısına aşık ama gün geçtikçe kusurlarını farkeden bir Mazhar bey, artık saflığıyla insanı çileden çıkaran Nazan, gelinini oğluna yakıştıramayan bir kaynana Hacer hanım, bu insanların arasında büyümeye çalışan çocukları Haldun.

Konudan en ufak bir şey spoiler olacağı için çok değinemiyorum o yüzden bari karakterlere dem vurayım.

Mazhar: Romanın erkek kahramanı. Bana göre en dengesiz karakterdi. Bir kere kitabın başında karısına o kadar aşık biri olarak o kadar çabuk çark etti ki inanamadım. Kadın bilmem kaç yıldır senin karın şimdi mi farkettin be adam. Anan aynı ana, karın aynı kadın. Ben kendisini sevemedim ve sonunda ettiğini buldu ya oh olsun dedim. 

Nazan: Hani ben bazı kadın karakterlere sinir olurum saflıklarından alttan almalarından dolayı. İşte Nazan kat be katı. Kitap yazılalı bile 58 yıl olmuş, olayların başlangıcı çok daha eskisi. Okurken yadırganacak bir yanı yok aslında. Ana-babası olmayan, okumamış, tabiatı itibariyle sessiz ve mülayim bir kadın. Ama onca yıl o kaynana yanında hiç mi değişmez insan. Üzüm üzüme baka baka derler. Fıtık oldum ya kadını okurken. Hele evinden ayrıldıktan sonra başına gelenler. Hani sanki içinde varmış hatunun, istemem yan cebime koy. Tam anlamıyla 2 eksik 3 fazla durumu vardı ki baştaki tüm düşünceleri yalanlar nitelikteydi.

Hacer hanım: Ah ah yok böyle bir kadın. Peygamber sabrı olanı bile katil eder. Kadın başını seccadeye koyarken bile kafasında hinlikler yalanlar. Bilemiyorum yazarın tarzı mıdır sanki biraz gözümüze sokmuş gibi bu durumu. Aslında benim hoşuma da gitti. Zamanın kadını çarşaflı, namazında niyazında ama öyle yazmış ki şeytanı yolundan saptırır. Sonunda biraz oh çeksem de az daha sürünse içimin yağları erirdi :D

Haldun: Zavallıcık arada kalan, yarı yolda bırakılan, umursanmayan o oldu. Neyse ki sonunda iyi yere denk geldi yoksa bu aileyle mafyaya falan katılması kaçınılmazdı.

Kitabın sonunu çok sevdim. Gözlerim dolarak okudum. Baştaki kısımla bağlantıyı kurunca da uzun bir aaaa nidası çıktı ağzımdan. Ne olursa olsun ana. Şimdi yazarken bile doldu gözlerim pes yani.
Uzuuun yazımı okumaktan sıkılanlar için kısaca beğendim kitabı. Uzun süre akılda kalacak bir kitap. Ne varsa eskilerde var zaten. Bir de filmi olduğunu öğrendim ki nasıl bulur da izlerim diye kara kara düşünüyorum. Kitap hakkında daha fazla özet isteyenler içinde bir link bırakıyorum. Daha detaylı yazılmış. Ben küfür yememek için yazmadım isteyen okusun :D
Puanım:

* * *

Toplumsal alanda bireyin tüm yönlerini ustalıkla dile getiren Orhan Kemal, yalnızca sokaklarda ekmek kavgası veren insanları değil, evlerin içinde süren aile çekişmelerini de en iyi anlatan yazarlardan biridir. Orhan Kemal'in ev içi yaşamlara ilişkin yazdığı en yetkin kitaplardan biri olan El Kızı, toplumun aile içindeki yansıyışını da mükemmel biçimde ele alır.

Çarşamba, Aralık 18, 2013

Susan Elizabeth Phillips - Küçük Bir Hayal Kur (Yorum)


Orjinal Adı:  Dream a Little Dream
Seri Bilgisi:  Chicago Stars #4
GoodReads Puanı: 4.16
Türkçe Yayın: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Çeviri: İpek Hüyüklü

Bulgarian and English

Fransız, Alman, İtalyan, Sloven, İspanyol ve Tayland

 Yorumum:

Sırada 2 tane kitap var aslında yorumlamam gereken ama SEP taze bitmişken dayanamadım :D

Chicago Stars serisi benim en, en sevdiğim serilerden biri. Seriye ilk kitaptan beri hayranım ve giderek büyüyor bu hayranlık. Aslında yazarın ülkemizde çıkan ilk kitabı Aşk Kapıyı Çalıncayı hiç ama hiç sevmediğim düşünülürse her kitap sonunda aşırı derecede şaşırıyorum :D

Genel inanışın aksine :P, aslında baya sevdiğim kitap ve yazar var. Ama bazılarının yazdıkları var ki sanki; "Pınar'cım, ne yazayım canım ne istersin? Kadın burada ne yapsın? Erkeğin odunluğu iyi midir?" der gibi :D SEP'te bu seride sanki öyle yazıyor.

Chicagos Stars serisi aslında çok bağlantılı değil ama 4. kitap, bir önceki kitaptan tanıdığımız Cal'in kardeşi Gabe'i anlatıyor. Gabe bir kaç yıl önce yaşadığı kayıplarla içindeki bazı şeyler ölmüş bir adam. Deyim yerindeyse bir kabuktan ibaret. Rachel ise geçmişiyle bağlantılı kasabasına geri dönmek zorunda kalan ve çocuğuna bakmak zorunda olan bir anne.

Gabe ve Rachel ilişkisi daha ilk dakikadan kötü başlıyor. Ama işe ihtiyacı olan Rachel işin peşini bırakmıyor. Bence çokta iyi oluyor. Gabe o kadar dünyadan soyutlanmış ki birileri dürtmeden tekrar silkelenmesi imkansız gibi. Ve yazar bunu o kadar iyi yansıtmış ki Gabe'i okurken içim acıdı, gözlerim doldu. Tabi ki bir kaç yerde beni kızdırmadı değil. Tam "ama bunu da yapma dediğim" yerlerde (Edward'a olan tavrında özellikle) yazarımız öyle şeyler yazıyor ki ben kızamadım.

Rachel. Amanın kadına bayıldım. Öyle lafı gediğine koyuyordu ki ayakta alkışlayacaktım. Düşünün kadın neredeyse tecavüze uğraşayacak hala çenesi durmuyor :D Ve bunu son sayfaya kadar yaptı. Hani güçlü insanlar bile sonunda bir bocalar ya kesinlikle yoktu. Yani demem şu ki eğer güçlü kadınlara sempatiniz yoksa Rachel sizlik bir karakter değil.

Ve yine geleneği bozmayarak 2 hikaye sunmuş bize yazar. Gabe ve Cal'in kardeşi Ethan'da bolca yer alıyordu. İtiraf etmeliyim ki bazı yerlerde hiç hoşlanmadım, inanmadım ama Phillips sağolsun yine konuşturmuş sonunda sırıta sırıta kapattım onun olduğu sayfaları :D

Seriyi okumanın tek kötü yanı sıradaki kitabı bekleme derdi. Nasıl bekleyeceğim şimdi bilmem kaç ayı. En büyük sıkıntım bu. Umarım ki seri hız kazanır, belki 2014 yılında seriyi bitiririz bile, zaten şunun şurasında 3 kitap kaldı :D

Puanım:

* * *

Bir anne çocuğu için her şeye göğüs gerebilir:
geçmişin acı verici anılarına, aşağılanmaya.
Peki aşkından vazgeçebilir mi?

Rachel Stone kötü anılarla ayrıldığı kasabasına, bozuk arabasıyla ve beş parasız geri döner. Üstelik bu kez yanında oğlu da vardır. Ama kötü şöhrete sahip bu inatçı genç dul, bir savaşçı olmayı öğrenmiştir… ve oğlunu korumak için her şeyi yapmaya hazırdır.

Tek isteği yalnız kalmak olan Gabe Bonner, hayatına ansızın giren bu güzel yabancıdan hoşlanmaz ama huysuz ve başını derde sokma konusunda oldukça yetenekli kadın, belki de Gabe’i aşka inandırabilecek tek kişidir.

Duygularını yitirmiş bir adamın, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir kadınla buluştuğu Salvation, Kuzey Carolina’ya hoş geldiniz… Burada hayaller gerçeğe dönüşüyor!