W. Bruce Cameron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
W. Bruce Cameron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ocak 25, 2014

W. Bruce Cameron - Canım Köpeğim (Yorum)



Satın almak için tıklayın

Orjinal Adı: The Dogs of Christmas 
GoodReads Puanı: 4.02
Türkçe Yayın: Yabancı Yayınevi
Sayfa Sayısı: 256
Çeviri: Seda Çıngay

Yorumum:

Can Dostum ve Can Dostumun Yolculuğu yazarından yepyeni bir hikaye geldi. Can Dostumu henüz okuyamasam da Can Dostumun Yolculuğu'nu nasıl sevdiğimi yorumumdan görmüşsünüzdür. Eh yeni kitabı okumakta kaçınılmazdı. Üstelik bunu RKBT olarak mini bir etkinliğe dönüştürdük. Çekilişimiz ya da diğer tur başlıklarımız yok. Sadece beraber yapmaktan zevk aldığımız bir aktivenin yorumlarını aynı zamana denk getirdik. Ara ara böyle birlikte kitap okumaktan keyif alıyoruz. (tabi ki tur dışında.) Eh ne de olsa biz tur üyesi olmaktan önce arkadaşız :D

Bir yazarı (dili ya da anlatımı) çok sevdiğinizde beklenti kaçınılmaz oluyor. Öncelikle beni hayal kırıklığına uğratan 1-2 noktayı yazayım. İlk olarak Can Dostumun Yolculuğu'ndan birazcık farklı. Temamız köpekler olsa da reenkarnosyon yok. İkinci de köpek bakış açısından anlatmıyor. Bunlar normal kitaplarda tabi ki sorun olmaz ama yazarın tarzını bilince ufak pürüzler yaratıyor. Bunu bilip okursanız bence sorun da ortadan kalkar. Tadına vararak okursunuz.

Konu hakkında hiç bilgi olmadığı için kısaca bir açıklama yapayım. Kitabımızın kahramanı Josh, barda tanıştığı Ryan isimli biri evine bir köpek, hem de hamile bir köpek bırakınca ne yapacağını şaşırır. Daha önce hiç bir köpekle deneyimi olmamıştır, öyle ki köpekleri sevdiğini bile düşünmemektedir. Ama birden bu sorumluluğun altına girer. Üstelik Lucy'nin (köpeğimizin) doğumu da yakındır. Josh bir süre önce sevgilisinden ayrılmıştır üstelik ve ailesinin dağ evinde tek başına yaşamaktadır. Lucy ve yavrular bu süre zarfında ona büyük destek olur. Yavru kısmı biraz karışık aslında ama Josh içindeki köpek sevgisini keşfeder. Tabi bu sırada yardım almayı da ihmal etmez. Hayvan barınağından Kerri. Vuhuuu :D

Sade, yalın, fazla sorun barındırmayan ve duyguların ön planda olduğu bir kitaptı bence. Özellikle 6 tane köpek söz konusuyken, üstelik 5'i yavruyken içimizde bir yerlere dokunmaması mümkün mü? Lucy, Sophie, Lola, Oliver, Rufus ve Code öyle tatlı canlılar ki. Bizimde köpeğimizin 5 yavrusu olmuştu bana onları hatırlattı. Gerçi ben Kerri'yi azıcık duygusuz buldum ama o işte çalışıyorsanız her canlıya bağlanamazsınız, onu da düşünmek lazım bence. 

Diğer kitapları gibi olduğunu düşünerek başlamazsanız sıcak bir dostluk hikayesi okursunuz. Birçok bakımdan tatmin de eder. Ben hayvanları çok sevdiğim için sevmemem zordu zaten. Tüm köpeciklere ayrı ayrı aşık oldum :D

Puanım:
* * *
2006′da Ulusal Köşe Yazarları Derneği’nden En İyi Mizah dalında ödül alan ve 2011′de YILIN KÖŞE YAZARI seçilen W. Bruce Cameron’dan yepyeni bir roman. Yazar bu romanında, diğer romanlarının aksine bir köpeğin varlığının amacını bulma serüvenini değil, daha önce hiç köpek sahibi olmamış birinin yaşam amacını bulma serüvenini anlatıyor. Hiç beklenmedik bir anda, hayatınız köpekler tarafından değiştirilse ne olurdu? “Köpekleriniz varsa, sizi severlerdi. ‘Yeni bir ilişki’ aramayı akıllarının ucundan bile geçirmezlerdi.”Yine elinizden düşüremeyeceksiniz.


Salı, Eylül 10, 2013

RKBT 3. Gün || Köpekler Hakkında Her Şey || Can Dostumun Yolculuğu (W. Bruce Cameron)





400 ırk ve bu sayı artmaya devam ediyor.



Köpekler ırk ve davranış açısından gezegendeki diğer tüm türlerden daha çok çeşitlilik gösteriyor.



Günümüzdeki ırkların %80’i bundan 130 yıl önce yoktu.




19. yy Avrupa’sında köpek ırkları bir anda patladı. Köpekler orta sınıfın yeni bir statü sembolü oldu ve özel yapım köpek modası başladı. Bu bir orta sınıf hobisine dönüştü.  Ve 19. yy ortalarında köpek merakının ilk belirtilerini görüyoruz. İnsanlar ıkları seçiyor ve bu köpeklerin hangileriyle çiftleşeceğini kontrol ediyordu. Böylece her ırkı diğerinden ayrıştırmayı denediler. Bu günümüzdeki modern türlerin hızla çoğalmasına neden oldu. 19. yy. Doberman Pinscher’ı, Bulldog’u, Bull Terrier’i üretti. Bu cinsler bu dönemde yaratılan yüzlercesinden sadece üçü.









Köpekler doğduklarında yürüyemez, göremez ve duyamazlar. Ama koku duyularını kullanarak annelerini anında bulurlar ve emmeye başlarlar.





Çoğu hayvan köpekten daha iyi duyar. Çoğu insanın gözleri daha kuvvetlidir. Köpeklerin üstünlüklerini ilan ettikleri alan koklama duyusudur. Bizim 5 ile 10 milyon koku alma reseptörümüze karşın 220 milyon reseptörü bulunan köpeğin koklama duyusu bizimkinden oldukça iyidir.


Tıp araştırmacıları köpeklerin kişinin nefesini veya idrarını koklayarak belli kanserlerin kokusunu alabildiklerini keşfettiler. Bazı çalışmalarda köpeklerin kanseri erken teşhis etmedeki başarısı röntgeni ve bilgisayarlı tomografiyi geride bıraktı. Bu araştırmalar hala deneysel ama kanser savaşında umut vaat ediyorlar.




Hassas koku alma yeteneği köpeğin burnundan ve beyninden kaynaklanıyor. 

Köpeğin burnundaki nem koku moleküllerini yakalar. Burun delikleri kokuyu içeri çekmek için açılır. Köpeğin burnu aynı anda birkaç farklı kokuyu alabilir. Köpekler manzarayı aynı bizim gözlerimizle yaptığımız gibi burunlarıyla inceler.




Dünyanın dört bir yanında zor durumda kalan insandan yasadışı uyuşturuculara ve patlayıcılara birçok şeyi koklayarak bulmaları için keskin burunlu köpekler üretiliyor. Dr. Sulimov tarafından yaratılan ve Sulimov diye bilinen köpekler özel bir amaçla yaratıldılar. Patlayıcıları teşhis etmek. Onlar eşsiz bir ırk.





Köpekler yılda iki kez yavrulayabildiği için mutasyon çok hızlıydı. Her yeni doğumla birlikte özellikler güçleniyor.




Irk iyileştirilmesi deneyi sorunlara yol açtı. Ve genetik hastalıklarda hızlı bir artışa neden oldu. Örneğin Dalmaçyalılarda istenen siyah beneklerin altındaki beyaz kürkü oluşturan gen sağırlığa neden olan bir genetik mutasyonla bağlantılı. Kanser, körlük, epilepsi insanların köpeklerle paylaştıkları hastalıkların sadece birkaçı. Binlerce yıl aynı ortamı paylaşmanın bir sonucu.




Çoğu köpek doğuştan diğer hiçbir hayvanda olmayan bir zekâya sahip gibi görünüyor. İnsanları kolayca taklit etmek, hareketleri tekrarlamak, bir insanın liderliğini izlemek. Miklosi’ye göre taklit kültürün temeli. Bir kuşaktan diğerine bilgi bu şekilde aktarılıyor. Köpeğin taklit becerisi yadsınamaz bir iletişim biçimi.





Köpekler insana hizmet etmeye heveslidir. Öğrenme işinde çok iyiler. İletişim içinde her zaman insanlardan ipucu alabiliyorlar.





Bir hevesle alınan köpekler terk edildiğinde üzülüyor ve depresyona giriyor. Veteriner hekimler barınaklara bırakılan köpekler için şunu diyor. “Barınağa gelen insanları sahipleri sanarak üzerlerine atlıyorlar, sahiplerini göremediklerinde de hayata küsüyorlar. Yani insanlar hayata nasıl küsüyorsa köpekler de aynı şekilde hayata küsüyor. Köpekler de insanlar gibi terk edilmiş duygusunu yaşayarak mutsu oluyorlar. Burada gözlemliyoruz, terk edilen köpekler psikolojik sorunlar yaşıyor, kıyıda, köşede hareketsiz yatarak sahiplerini atıyorlar,” diyor.



İnsan elinin değdiği çoğu şeydeki tahribat maalesef hayvan dostlarımızda da görülüyor. Buraya yazamadığım daha bir çok durum var. Psikolojik rahatsızlığından dolayı her gün ilaç almak zorunda alan köpeklerden, doğuştan görme yetisi olmayana kadar bir sürü örneği var. Gün geçtikçe hayvanlara yapılan zulüm artarken bu yazıyı yayınlamak benim için ayrı bir anlam taşıyor. Unutmayalım; onlar sadece sevilmeyi istiyor, sadece sevilmeyi...


(Çocuklara, gelecek nesillere hayvan sevgisini aşılamayı unutmayalım lütfen. )






Pazartesi, Eylül 09, 2013

RKBT 2. Gün || W. Bruce Cameron - Can Dostumun Yolculuğu || Yorum



Orjinal Adı: A Dog's Journey
Seri Bilgisi: A Dog's Purpose #2
GoodReads Puanı: 4.37
Türkçe Yayın: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Çevirmen: Seda Çıngay




Yorumum:

Bir kitap sever olarak beğendiğim oldukça çok kitap var. Her ne kadar aksi yönde görüşler olsa da okuduğum çoğu kitabı beğenirim. Ama bu kadar beğeniye rağmen en derine dokunan kitap çok azdır. O yüzden öyle kitapların benim için yeri çok özeldir. 

İşte Can Dostumun Yolculuğu da benim için öyle oldu. Sadece sevdiğim değil ruhuma dokunan kitaplardan biri olarak kalbime kazındı.


Öncelikle kısaca nedeninden bahsedeyim. Hayvanlara karşı aşırı bir sevgim var. İnsanlara sevdiğimi söylemezken bir köpekle ya da kediyle büyük aşk yaşarım. Zaten neredeyse 15 yıldır hayvanlarla iç içe olduğum için bu biraz kaçınılmaz oluyor. Kedilerle haşır neşirken son 2 yıldır da 2 köpeğimizle sevgim iyice perçinledi. O yüzden hayvan dostlarımızı konu alan her kitaba ayrı bir sempati besliyorum. (Gargoyle ve Ejderhayı bile evcil hayvan gözüyle görüp bağrıma basmıştım, siz düşünün.)


İlk kitap Can Dostum'u henüz okuyamadım maalesef. Her ne kadar bağımsız gibi görünse de, sıralamayı takip etmek isterdim. Sonuçta kafa karışıklığı yapmasa da okurken sıkıntı yaşatmasa da, geçmişini okumak isterdim.


Can Dostumun Yolculuğu daha ilk sayfalarda gözlerimi dolduran, bazı yerlerinde hüngür hüngür ağlatan bir kitap oldu. Özellikle köpeğin gözünden anlatılması olaya bambaşka bir boyut katmış. Ve yazar bunu mükemmel bir şekilde aktarmış. Öyle bir masumiyet vardı ki okurken canımı acıttı. Bailey'yi, Molly'yi, Max'i ve Toby'yi içime sokasım geldi. O sevgili kızım dedikçe yüzümde bir gülücük oluştu (:

Henüz Can Dostum'la tanışmayanlar olduğu için kitapla ilgili spoiler vermek istemiyorum. O yüzden de konuya fazla değinmeyeceğim. Hayvan dostlarımıza özellikle köpeklere birazcıkta olsa bir sevginiz varsa okumanızı tavsiye ederim. Tam tersine de etmek isterim aslında. Kimbilir belki içinizde farkında olmadığınız bir sevgiyi açığa çıkarır. Çünkü ben kendi adıma hayvan dostlarımıza sevgi beslememeyi hayal bile edemiyorum. 


Yazım da bittiğine göre gidip dostlarımla ilgileneyim :D Kitabı düşünmek bile onları hatırlatıyor :D

Yabancı yayınlarına hem bu güzel kitap için hem de tur imkanı sağladığı için teşekkürler (:


Değerlendirmeme gelirsek:

5 -  Bayıldım. Böylesi zor bulunur...







Can Dostumun yolculuğu sürüyor!

New York Times çok satanlar listesinde tam bir yıl kalan Can Dostumun devam kitabı olan Can Dostumun Yolculuğunda, hem keyifli ve eğlenceli hem de son derece düşündürücü olan dostluk öyküsü kaldığı yerden devam ediyor. 

Sevecen bir köpeğin, birkaç farklı yaşam boyunca varlığının amacının peşinde koşmasının hikâyesiydi Can Dostum... Bu roman, insanla en iyi dostu arasındaki kopmaz bağa köpeğin bakış açısından bir yorum getiriyor ve yeryüzündeki her varlığın bir amaçla doğduğunu gösteriyordu. Şimdi yeni sürprizlerle süslenen bu sıradışı öyküye devam etme zamanı... Can Dostumun Yolculuğu, tıpkı ilk kitap Can Dostum gibi mizah ve hüzünle dolu.

Köpekler hakkında bir roman, insan hayatının en derin meselesi olan "Neden buradayız?" sorusuna cevap verebilir mi?


Çarşamba, Mayıs 29, 2013

W. Bruce Cameron - Can Dostum (Tanıtım)



Yabancı Yayınları Sokak Kedisi Bob'dan sonra yine bizlerin gönlünü fethedecek bir kitapla devam ediyor. Bob'la kedileri sevdirdiler, Can Dostum ile de köpeklere sevgimiz artacak sanırım. Ben de bir hayvansever olarak zevkle okuyacağım bu kitabı. Çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Gerçi 2 köpeğimiz varken daha da seversem ne olacak bilmiyorum :D

Ayrıca şu da dikkatimi çekti. Sokak Kedisi Bob, Nasıl Kadın Olunur, Tatlı Bela ve en son Can Dostum. Değişik bir portföyü yok mu yayınevinin? Benim çok hoşuma gidiyor bu. Yeni olmalarına rağmen hem çok hızlılar hem de herkes hitap edecek yayınlarla bizi mutlu ediyorlar :D

SOKAK KEDİSİ BOB'un ardından şimdi de CAN DOSTUM geliyor! Köpekler ve insanlar hakkında bu kadar dokunaklı bir kitap yazılmadı!
1 yıl boyunca New York Times Bestseller listesinde kalarak rekor kıran CAN DOSTUM yakında sinemaya uyarlanacak.
Yazarı B. Cameron ise 2006’da Ulusal Köşe Yazarları Derneği’nden En İyi Mizah dalında ödül aldı ve yine aynı dernek tarafından 2011’de YILIN KÖŞE YAZARI ödülüne değer bulundu.

Kitabı bitirdim ve hemen yeniden okumak istedim. Pek titiz bir köpeğin komik, büyüleyici ve kesinlikle inandırıcı birkaç hayatının hikâyesi olan bu kitap, reenkarnasyonun olduğuna ve yazar W. Bruce Cameron’ın bundan önceki hayatında bir köpek olduğuna ikna etti beni. Başka türlü, dört patili bakış açısından hayatı, sevgiyi ve sadakati bu kadar dokunaklı bir biçimde nasıl anlatabilirdi ki?
Victoria Moran

Bu kadar parlak bir zekâyla kaleme alınmış kitapları okuduğumda genellikle keşke bunu ben yazsaydım derim ama bu defa kitabın yalnızca yazılmış olmasına bile minnet duyuyorum.
Cathryn Michon