4 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 22, 2016

K. A. Tucker - Bir Küçük Yalan || Kitap Yorumu




Künye 

Orjinal Adı: One Tiny Lie
Seri Bilgisi: Ten Tiny Breaths #2
GoodReads Puanı: 4.32
Türkçe Yayın: Hyperion Kitap
Sayfa Sayısı: 320
Çevirmen: Zeynep Ünalan 
Puanım: 5/4


 Yorum

On Küçük Nefes kitabıyla tanıdığımuz K. A. Tucker'ın ikinci kitabı Bir Küçük Yalan kitabını sonunda bitirebilmek nasip oldu. Yanlış anlamayın bitirememiş olmama kitap kötü olduğu için değil. Aksine hikaye ve işleyiş açısından çok hoşuma giden bir kitap oldu. 

Fakat okumamı zorlaştıran ve kendi açımdan akıcılığına en büyük balta vuran konu hikayenin şimdiki zamanda (-yor dili dediğimiz şekilde) yazılmış olmasıydı. Di'li geçmiş zamanda yazılan hikayelere o kadar alışmışım ki ilk 80 sayfa adaptasyon sorunu yaşadım. Sonrasında ise farkına varmadan kendimi konuya kaptırmış buldum. Ne şimdiki zaman gözüme battı ne de kağıdın griliği. Evet kağıt gri renkliydi. Anlayacağınız kitap adeta beni okuma dese de istikrarla okumaya devam ettim ve bitirdim. 

Perşembe, Ağustos 20, 2015

RKBT 3. Gün || Rachel Gibson "Her Güne Bir Öpücük" || Yorum


Rachel gelir de çıkar çıkmaz okunmaz mı? Elbette çıktığı anda alınarak kitaplığın en nadide köşelerinden birine okunarak konuldu bile.

Kitabın konusuna ya da diline değinmeden söylemek istediğim ilk şey kapağı. Allah'ım bu kadar mı sevimli bir kapak yapılır. Evet sade bir resmin üstüne eklenen yazı ve bir öpücük resminden oluşsa da albenisi yüksek olmuş. Daha konusuna gelmeden insanı çeken bir etkisi var ki grafikerin etkisi azımsanamaz. Kapak zaten 10'lu puan sisteminde 3 puanı baştan kazandırdı.

Konusuna gelince zaten seri bir kitap ve tanıdığımız bir yazar olduğundan tarzı ve kalemi ile çok şaşırtıcı bir kitap değildi. Evet, konu olarak orijinal bir kitap kalmasa da Rachel ne yapıp edip artık klişe olmaya yaklaşmış bir kitabı yine güzel yapabiliyor.

Stella ve Beau ikilisini okumaya başladığım anda sevimli gelmeye başladılar. Stella barmen ama otoriter bir kişilik. Beau'ya değinmeye bile gerek yok ki zira kendisi eski bir asker diyeyim siz anlayın. Sanırım ikisinin bu kadar iyi anlaşmasının bir nedeni de Stella'nın mesleği. Çünkü kız o kadar dert dinleyip dertli insana içki siparişi yapmış ki her akşam her duruma alışmış. 

Beau  arkadaşına verdiği söz yüzünden Stella'yı bulmak için yollara düşer. Bulduğundaysa genç kızın hayatını düzeltemeyeceği şekilde değiştirmiştir bile. Sonunda beraber bir yolculuğa çıkarlar. Onlara göre Stella'nın kız kardeşine yapılan bu yolculuğun aslında aşka uzanan bir otobandan olduğundan habersizdirler. 

Çarşamba, Mayıs 20, 2015

Okuma Etkinliği 2 || Kübra Türker - Aşkın Naz'lı Hâli || Yorum

Aşkın Naz’lı Hâli okuma etkinliğimizin yorumundan herkese merhaba. 

Aşkın Naz’lı Hâli kısaca ANH uzun zamandır çıkmasını beklediğim bir kitap aslında. Henüz hikâye halindeyken okumuş ve çıkacağı günü merakla beklemiştim. Neyse ki sonunda raflardaki ve ellerimin arasındaki yerini aldı.

Öncelikle söylemem gereken şu ki, kapağının yapım aşamasında az da olsa izleme fırsatı bulduğum için kapağı çok beğendiğimi söylemeliyim. Kübra gerçekten de kılı kırk yaran yazarlardan ve gerek o gerekse yayınevi gerçekten iyi bir şey ortaya çıkmasını istiyormuş ki gerçekten iyi bir şeyler ortaya çıkmış. 

Cuma, Nisan 17, 2015

Okuma Etkinliği 1 || Beth Hoffman - Sevginin Büyüsü || Yorum ve Çekiliş


Künye
Orjinal Adı: Saving CeeCee Honeycutt
Seri Bilgisi: -----
GoodReads Puanı: 3.90
Türkçe Yayın: İndigo Kitap
Sayfa Sayısı: 400
Çevirmen: Esra Yüksel
Puanım: 5 / 4


Yorum

İlk okuma etkinliğimden herkese merhaba. 
Daha önce bir etkinlik yaptım aslında ama bunu düzenli hale getirmek konusundaki ilk etkinliğim bu. Umarım ki gelir (:

İlk etkinlik konuğumuz Sevginin Büyüsü kitabı. 

Çarşamba, Nisan 15, 2015

Erik Bertrand Larssen - Son Nokta Sen || Yorum


Künye
Orjinal Adı: No Mercy - Be Your Best with Mental Training
Seri Bilgisi: -----
GoodReads Puanı: 4.01
Türkçe Yayın: Kahve Yayınları
Sayfa Sayısı: 192
Çevirmen: Nazlı Özgür
Puanım: 5/ 4

Cumartesi, Ocak 24, 2015

Emily Snow - Medcezir || Yorum

Künye
Orjinal Adı: Tidal
Seri Bilgisi: ---
GoodReads Puanı: 3.99
Türkçe Yayın: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 304
Çevirmen: Gülfem Çırak
Puanım: 5/4
Kitabın Mottosu: Seni seviyorum
Ama sen olmadan da yaşayabilirim
Sadece sensizliği reddediyorum

Yorum:

Willow Avery ünlü - ya da eskiden ünlü - bir oyuncu. Anne ve babası kızlarının üstünden geçinen cinsinden. Böyle bir ortamda Willow yaşadığı çalkantılara daha fazla dayanamıyor ve kötü alışkanlıklar baş gösteriyor. Sonundaysa en dibi görüyor. Yani rehabilitasyon merkezini. 

Perşembe, Ekim 09, 2014

Jane Casey - Acımasız (Yorum)

Dedektif Kerrigan'ın hikayesi Acımasız kitabı ile devam ediyor.

Maeve Kerrigan serisinin ilk kitabı 5. Kurban'ı okumuştum daha önce. Araya giren uzun süreden sonra şenliği de fırsat bilerek ikinci kitabı da bitirdim. 

İlk kitabı ortalama bulmuştum. Şaşırtıcı olayların yanında anlatım açısından beni biraz zorlamış ve Maeve'yi pek sevememiştim maalesef. Ancak sevgili yazarımız ikinci kitapta stil mi değiştirdi yoksa yeni yeni mi açılmaya başladı bilmiyorum resmen ilk kitabı sollayan bir kitap yazmış.

Cumartesi, Ağustos 30, 2014

RKBT 1. Gün || Çağan Dikenelli "Kör Fahişe Bıçağı" || Yorum ve Çekiliş


Yeni turumuzdan herkese merhaba.
Bu sefer "Bir Melek Teyze Polisiyesi" serisinden çıkan iki kitabı inceledik.
Öncelikle Kör Fahişe Bıçağı.

Melek teyzeyle tanıştınız mı? 
Eğer tanışmadıysanız çok şey kaybediyorsunuz.
Benim okuduğum en ilginç karakter kendisi oldu. 

Öncelikle Melek teyzeden bahsedeyim. 
Kendisi Beyoğlu karakolu için çeşitli davalar çözmüş yaşlı dedektifimiz.
Yanına küçük oğlu Oğul'u da alarak suçlu avına çıkıyor. 
Büyük oğlu Tuğrul ise aynı karakolda polis olmakla birlikte annesinin katkılarına
sinir oluyor. 
Melek teyze aynı zamanda komisere kadar herkese baktığı fallar ve getirdiği böreklerle de
sevilirken, çözdüğü davalar onu yardımına başvurulması gereken ilk kişi konumuna getiriyor.

Kör Fahişe Bıçağı'nda da hayat kadınlarını öldüren katilin peşine düşüyor.
Tabi ki Oğul'la birlike. Oğul hım nasıl desem birazcık zeka problemi olan biri.
Bence kitabın en komiklerinden biri kendisi.
Kitabı okurken ve hatta okuduktan sonra bea sözü yine dilime pelesenk oldu.
Memleket dolayısıyla zaten kullanırdım ama dozajı iyice arttı :D

Yazarımız bir de sonuna yeni bir bölüm eklemiş ki Melek teyzeyi çok fena durumlara
sokmuş, düşman başına :D

Kitabın argosu çok vardı, kurgusu biraz akıllara zarardı ama ben esprili kitapları sevdiğim için beğendim. 

Puanım: 10/8

Çekiliş;

a Rafflecopter giveaway

Facebook sayfamızdaki çekilişe katılmayı unutmayın.

Cumartesi, Ağustos 02, 2014

Rachel Gibson - Yaz Aşkım (Yorum)


Orijinal Adı: True Confessions
Seri Bilgisi: Gospel, Idaho #1
GoodReads Puanı: 3.89
Türkçe Yayın: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 350
Çeviri: Güzin Pelin Direnoğlu

Yorumum:

Sizde yazma isteği uyandıran yazarlar var mı? Benim aklıma bu fikirleri sokan birkaç yazar var. Ve nedense çok okuyan insanlarda bu tarz fikirlerin şekillenmiş olabileceğini düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Cuma, Temmuz 18, 2014

Cassandra Clare - Mekanik Prenses (Yorum)


Orjinal Adı: Clockwork Princess
Seri Bilgisi: The Infernal Devices #3
Cehennem Makineleri 3
GoodReads Puanı: 4.58
Türkçe Yayın: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 696
Çeviri: Bilge Gündüz

Yorumum:

Dikkat!!! Bu yorum büyük oranda spoiler ve bir miktarda serzeniş barındırmaktadır. 

Salı, Temmuz 01, 2014

YK 2. Gün || Celeste Bradley "Hayallere Kapılma" || Yorum


Orjinal Adı: The Impostor
Seri Bilgisi: Liar's Club #2
GoodReads Puanı: 3.92
Türkçe Yayın: Epsilon Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 352
Çeviri: Özge Burçak Aydınalp

Yorumum:

Yalancılar Kulübü'nün ikinci kitabında, emekli olan Simon'un yerine gelen Dalton Montmorency yer alıyor. 

Dalton, yerine geçtiği konumda adamlarına kendini ispatlamak için saha görevine katılmaya karar verir. Bunun içinde son dönem karikatürleriyle sosyetenin istenmeyen kısmına ışık tutan ve kimliğini gizleyen Sör Thorogood'u ortaya çıkarmak için onun kılığına bürünür. Ne de olsa Sör Thorogood kimse tarafından tanınmamaktadır ve Dalton yaptığı bu numaranın adamı kızdırarak ortaya çıkaracağını düşünmektedir. Tabi hesaba katmadığı bir şey vardır ki o da Sör Thorogood aslında bir kadındır.

Pazartesi, Haziran 23, 2014

Sherryl Woods - Kaderim Sensin (Üşengeç Yorumcu 18)


Orjinal Adı: Tea And Destiny
GoodReads Puanı: 3.75
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Çeviri: Zehra Tapunç

Yorum:

Ann evinde 6 çocukla birlikte - ki hiç biri kendisine ait değil - bir inşaat mühendisi ile yaşayan bir psikolog. Geçmişinde acı çekmiş ama şimdi verici bir ruh. Hank ise depresik olduğunu zanneden ama özünde sevgiye aç ve bunu verecek birini bulduğunda korkmadan veren bir erkek. 

Woods zaten kalemini sevdiğim bir yazar kesinlikle. Bu kitap da diğer kitapları gibi dolu doluydu. Sanki beyaz dizi değil de roman okuyor gibi hissettim kendimi. Kitabın öyle bir akıcılığı vardı ki sonunun nasıl geldiğini bile anlamadım. Genelde bir hikayede çocuklar geçerse o kitabı daha çok seviyorum ve bu kitap da tam 6 çocuk vardı. Hepsi özünde birbirinden sevimliydi ama beni can evimden vuran Melissa oldu. O ağzındaki parmağı ve buruk bakışıyla kitaba girip sevesim geldi.

Ann ve Hank iki sevimli karakter ki bence Hank tam aşık olunası bir adam. Hem tatlı, hem aşık, hem de iyi bir baba figürü. Ann ne kadar kararsızsa Hank o kadar kararlıydı. O nedenle favori erkek karakterlerimden birisi olmayı başardı. 

Puan: 10/8



Ann Davies kalbini hastalarına vermeye alışıktı. Yardıma ihtiyacı olan birine elini uzatmakta hiçbir şekilde tereddüt etmezdi. 
İnşaat mühendisi Riley, Ann’den çok şey istiyordu. Vücudunu, kalbini ve tüm hayatını. Ann’in bir yanı ona istediği her şeyi vermesini söylüyordu. Arzu edilmek, onun ilgisini hissetimek muhteşem bir duyguydu Ancak diğer bir yanı Hank Riley’nin yaşattığı karmaşadan korkuyordu. Kontrolünü kaybetmek, mantığına veda etmek, anı yaşamak ve boyun eğmek. Bütün bunları yapmasına izin verdiği takdirde, Hank Riley zamanı gelip de kendi dünyasına döndüğünde, Ann’e ne kalacaktı?


Perşembe, Haziran 12, 2014

Julia Quinn - Biz Evleniyoruz (Yorum)


Orjinal Adı: On the Way to the Wedding 
Seri Bilgisi: Bridgertons #8
GoodReads Puanı: 3.81
Türkçe Yayın: Epsilon Yayınları 
Sayfa Sayısı: 453
Çeviri: Tuğba Şabanoğlu

Yorumum: 

Uzun direnişim nihayet sona erdi ve son kitabı da okudum. Serilere özellikle 4-5 ve yukarı sayıda kitapları olan serilere veda etmek çok zor oluyor.

Dile kolay daha önce 7 Bridgerton kardeşi okuduk. İlk kitabı okurken hatırlıyorum da Gregory ve Hyacinth masanın ucunda oturan, birbiriyle didişen küçücük veletlerdi. Önce Hyacinth'i, şimdi de onun bir büyüğü Gregory'i everdik.
Quinn'in kalemini çok seviyorum. Bazı kitaplarını diğerlerine göre daha da çok seviyorum ama. Mesela Colin, Anthony ve Hyacinth'in kitaplarında olduğu gibi. Diğerleri de geçer not alan ama aşık oldum diyemediğim kitaplar. Gerçi Frances'in hikayesi Sana Muhtacım çok kötüydü ama o da nazar boncuğu olsun :D

Pazartesi, Haziran 09, 2014

Lynne Graham - Mutluluk Uzakta Değil / Aşk Sarmalı (Üşengeç Yorumcu 17)


Orjinal Adı: The Billionaire's Trophy / Challenging Dante
Seri Bilgisi: A Bride For A Billionaire #3 / #4
GoodReads Puanı: 3.22 / 3.60
Türkçe Yayın: Harlequin Yayınları
Sayfa Sayısı: 114 / 110
Çeviri: Zeynep Arda


Yorum:

Serinin ilk iki kitabına nazaran daha çok sevdiğim bir kitaptı. Karakterler olarak da, konu olarak da çok hoş bir kitaptı. Bastian ile ilgili çoğu yerde öküz bu adam diye sorasım vardı fakat zor tuttum kendimi. Adam bir aşık olası kıvama geliyor, sonra fırt deyip avuçtan kayıp sapıtıyor. Yahu adam hem kızı eskort sanıyorsun hem de ben Yunanlıyım sert erkeğim diye geziniyor. O zaman sorarım sana haşin erkek, sen ne ayaksın? Hele şu erkeklerin kitap boyu yanılıp yanılıp sonra "Ah pardon yanlış anlamışım" demesi yok mu öldürüyor beni. Brian'da tam bu ayak okumadan bildiriyim dedim. Peki neden beş verdin diye sorarsanız bende anlamadım. Çünkü Brian her ne kadar öküz olsa da Emmie tam aksine çok sevimli. Üzüldüm kıza ben. Okuyunca anlarsınız spoiler vermiyim şimdi. 

Diğer kitaba gelince AŞK SARMALI açıkçası beni pek sarmadı. Uzun tamandır Topaz kadar 'Hoppa' bir kız okumamıştım. Allah'ım kız daha ilk sayfalarda resmen adamın kucağına atladı. Aslında olan şey başka da şimdi burda yazmıyım yoksa blog banlanır mazallah. Kendi adıma ne kitabı ne de Dante ve Topaz'ı sevdim. Benim için tek güzel nokta önceki karakterlerin de burada geçmesiydi. Onun dışında kitap yanlış anlaşılmalar rekoru kırdı. Öyle bir noktaya geldim ki ben bile konuyu acaba yanlış mı anladım diye düşündüm. Dante kıskanç ama saklıycam diye şekilden şekile giren bir adam. Topaz ise sözüm ona gururlu ve akıllı. Peh... Yemişim onun gururunu. Valla kendi adıma iki dakikada hayatında adam görmemiş gibi eriyen birisi pek de gururlu değildir bence. Tabi takdir okuyanların.

Puan: 10/8
İki kitabın ortalaması

* * *

MUTLULUK UZAKTA DEĞİL

Stajyerinin fotoğrafı eskort acentesinin web sitesinde ne arıyordu?
Bastian Christou, stajyerinin ikili hayat sürmesine mi, muhteşem fotoğrafına mı yoksa herkesten sakladığı vücut kıvrımlarına mı daha çok şaşıracağını bilememişti! Emmie Marshall onu bir türlü yakasından düşmeyen eski nişanlısından kurtarabilecek en iyi silahtı. Emmie, patronunun talepleri karşısında öfkeden deliye dönmüştü. Fotoğrafının o eskort sitesinde nasıl yayınlandığını bilmiyordu ancak patronu onun için ödemeyi yapmış, şimdi de hizmet almak istiyordu. Yunanistan’da sadece bir hafta sonu geçireceklerdi. İlişkileri sahte olabilirdi ama Emmie’nin, onu gördüğünde içinin titremesi, son derece gerçek gibi geliyordu genç kadına. 


AŞK SARMALI

Annesinin yeni yardımcısından hiç de etkilenmeyen Dante Leonetti, bu kadını şatosundan atmaya kararlıydı. Bu güzel ve zeki kadının tek derdi ailesinin servetinden pay koparmak olmalıydı. 
Topaz Marshall’ın babasını arayışı onu Dante’nin dünyasına kadar getirmişti. Şimdi Leonettiler’in meşhur gazabına doğrudan tanık olacaktı. Dante’nin onu servet avcısı olarak gördüğünü bilmesine rağmen onun cazibesine kapılmaktan kendini alamamıştı. Dante gerçeği ondan öğrenmek için elinden geleni yapsa da Topaz sonuna kadar direnmeliydi. Ancak gün geçtikçe bu zorlaşıyordu. Aşkını ne kadar daha inkâr edebilirdi ki?

Salı, Mayıs 06, 2014

Jennifer Weiner - Kardeşler Arasında (Yorum)


Orjinal Adı: In Her Shoes
GoodReads Puanı: 3.73
Türkçe Yayın: İnkılap Kitabevi 
Sayfa Sayısı: 511
Çeviri: Mehmet Gürsel

Yorumum:

Bahar Şenliğinde film-kitap kategorisi için okudum bu kitabı. Yazar uzun zamandır aklımda aslında ama bu tarz kitaplara çok yakın olmadığımdan hep uzak durmuştum. Hafif bir pişmanlığım var :(

Rose ve Maggie adlı iki kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Rose 30 yaşında hafif kilolu avukatlık yapan ve kardeşine nazaran hiç dikkat çekmeyen biri. Maggie ise ablasının aksine çok güzel, kendine bakan ve bu güzelliğinin farkında olan biri. İki kız küçükken annelerini kaybetmiş, babaları yeniden evlenmiş ve üvey annelerinden hiç hoşlanmıyor. Bu tarz sorunları da onları farklı şekillerde etkilemiş işte. Rose kendini yemeye verirken Maggie üniversiteye gitmeyip oradan oraya savrulmuş.

Benim de bir kız kardeşim olduğundan olaya biraz daha farklı yaklaştım. Her şeyde acaba kardeşim bana bunu yapsa ne olurdu dedim. Ve kitabın en azından yarısına kadar Maggie elimde kalırdı diye de düşündüm. Yok arkadaş böyle biri. Resmen ablasını sömüren, bir en sonda bir kardeşin değil kardeşine arkadaşına yapmaması gereken şeyleri yapıyor. Hoş ben Rose'a kızdım ama en azından o olayda gerekli tepkiyi vererek takdirimi kazandı. Yani onda da sessiz kalsa sanırım kitabı bırakırdım.

Tahmin edeceğiniz gibi yarısından sonra daha güzelleşti kitap. Kızların küçüklüklerinden beri görmedikleri anneanneleri var bir de. Onu anlatırken yarısından sonra dahil olmaya da başlıyor. Maggie de değişmeye başlıyor yavaş yavaş. En azından inandırıcı bir şekilde. Sonuçta ablasına kazığını unutmadım ama değiştiğine inandım. Yarısından sonrası su gibi aktı zaten. İlk yarı gibi gitse çok düşük bir puan alacaktı.

Filme gelirsek. O ne dandik bir filmdi ya. Kitabın en önemli kısmı olan üniversiteyi kesmelerine hayret ettim. Yani Maggie asıl orada değişmeye başlamıştı. Filmde onu göstermediler ve tüm inandırıcılığı öldü. Büyükannesinin çoğu  yerini de kesmişler. Kalmış sana film düdük kadar bir şey ki ona rağmen 2 saatti. Hakkından gelemiyoruzsunuz film yapmayın kardeşim şu kitapları. İyi ki önce filmi izlememişim hayatta okumazdım kitabı :D

Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşündüğüme göre beğenmişim demek ki kitabı :D

Puanım: 

* * *

Rose Feller, otuz yaşında, gizli gizli aşk kitapları okumayı seven, mesleğinde başarılı bir avukattır. Her pazartesi diyete başlamak için kendi kendine söz verir ve gözlüklerini sıyırıp, gözlerini kendinisen dikerek ne kadar güzel olduğunu söyleyecek bir erkeğin hayalini kurar. Bir diğer büyük hayali, hayatı alt üst olmuş kız kardeşinin kendine çekidüzen vermesidir. 

Kızkardeşi Maggie Feller, yirmi sekiz yaşında, sürekli iş değiştiren, muhteşem güzellikte bir kızdır. Bir müzik grubunda arka vokal yapmaktadır. Paraya ve üne kavuşma hayallerini Will Smith'in video klibinde göründükten sonra bile gerçekleştirememiş, ablasını da cilt bakımı yaptırması için bir türlü ikna edememiştir. 

Birbirleriyle aynı ayak numarasına sahip bu iki kız kardeş, bir çocukluk trajedisini paylaşacak, aileleri ile ilgili gerçeğin bildiklerinden çok farklı olduğunu anlayacaklardır.

Cuma, Nisan 25, 2014

Nora Roberts - Hain Ölüm (Yorum)


Orjinal Adı: Betrayal in Death
Seri Bilgisi: In Death #12
GoodReads Puanı: 4.27
Türkçe Yayın: Epsilon Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 384
Çeviri: Aslı Ağca
Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Yorumum:

Bu seriyle ilgili görüşlerime bir önceki yorumda yer vermiştim. Pek objektif olamadığım bir seri en nihayetinde. 

Serinin 12. kitabında Eve adını sanını bildiği ama yakalamadığı bir düşmanla karşı karşıya. Ünlü bir aktristin eşyalarının satıldığı balo gecesinde, yine balonun yapıldığı otel de bir cinayet işleniyor ve bir hizmetçi öldürülüyor. 25 yıldır cinayetler işleyen bir seri katille karşı karşıya olduklarını öğreniyor Eve. Hatta isim bile var ellerinde ama yakalamaya yetmiyor. Katilimiz de kendine fazla güvenli tabi ki. Cinayetin ardındaki sebep araştırılıyor ve mantıklı bir açıklama bulunmuyor. Ta ki yeni cinayetler işlenene ve en yakınlar tehdit edilene kadar. O kim mi? O kadarı kitapta (:

Söylemeden geçemeyeceğim, aynı zamanda Roarke'in Dublin sokaklarında kalan ve öldüğünü sandığı bir arkadaşı da ortaya çıkar. 

Bu dava gerçekten güzeldi. Katil oldukça soğuk kanlı ve okurken yüreğim dayanmadı. Acımasız ve sadist biri. Okuması da zor. Ürperdim. 

Puanım:


* * *

Teğmen Eve Dallas, tanıdık bir yerde, kocasının otelinde hunharca işlenen bir cinayeti çözmek zorunda.
Lüks Roarke Palace Otel'in 4602 numaralı odasına çarşafları ve havluları değiştirmek üzere adımını atan temizlik görevlisi, en kötü kâbusuna doğru yol almakta olduğundan habersizdir. Bir katil, ince gümüş bir kablo ile onu boğar. Katliamın sorumlusu ise yalnızca seçkin müşteriler için çalışan bir kiralık katil olan, müzik ve öldürme tutkunu Sly Host'tan başkası değildir. Teğmen Eve Dallas, katilin kimliğini bilse de bu, davayı çözmesinde yardımcı olmayacaktır. Çünkü bu işin arkasında bir kişi daha yer almaktadır ve bu cinayeti emretmesi için kişisel bir sebebi vardır. Eve korkunç bir ihtimalle yüzleşmek zorunda kalır; aslında gerçek hedef kocası Roarke'tır.


Perşembe, Nisan 24, 2014

Nora Roberts - Ölüm Yargısı (Yorum)


Orjinal Adı: Judgment in Death
Seri Bilgisi: In Death #11
GoodReads Puanı: 4.28
Türkçe Yayın: Epsilon Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 392
Çeviri: Aslı Ağca
Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Yorumum:

Bahar Şenliğinde uygun bir kategori düşünce hemen Dallas serisine sarıldım. 10 kitap okumuş sonra ara vermiştim. Aslında çok iyi oldu 5 kitap çıktı sonrasında. Patır patır üçünü bitirdim bile :D

11. kitabın konusuna kısaca değinirsem:
Her zaman ki gibi Roarke'a ait bir yerde cinayet işleniyor. Bir süre sonra ölen kişinin polis olduğu ortaya çıkıyor. Ve tabi ki bu daha hassas bir soruşturma gerektiriyor. Yıl 2059 olsa da polisler hala kendi içlerinden birine karşı daha duyarlılar. Eve bunu araştırırken başka ölümler de oluyor tabi ki. Yavaş yavaş bu ölümlerin ardındaki sır perdesini aralıyor. Yine Roarke'in yardımıyla.

Bir şeyi açıklığa kavuşturayım öncelikle. Bu seriyi okumamın en başlıca sebebi Roarke'dir. Polisiye kısmı çok ilgimi çekmiyor açıkçası. Bazı güzel hikayeleri oldu tabi ki ama hepsi değil. Her cinayet mahalinin ya da araştırılan yerin Roarke'nin çıkması bir yerden sonra sıkıcı olmaya başlıyor ama kendisi hikayeye daha çok dahil olduğu için seviyorum. Giderek olaylara daha fazla girmeye başladı çünkü Roarke.

Eve kısmı ise biraz muamma. Aslında bu sert karakteri seviyorum. Özellikle eşi çevresindeyken ki diyaloglarını. Ama... İşte bir aması var. Roberts'ın biraz daha çizgi dışına çıkmasını da istiyorum. Çünkü sadece bu seri değil Roberts'in genel olarak çoğu karakteri birbirine benziyor. Benim için sıkıntı oluyor bu maalesef. Hem polisiye kısmıda daha hoşuma giderdi. Eve fazla düşünüyor. Fazla...

Yine de okumayı seviyorum ama. Bazen atlıyorum zıplıyorum, bazen aynı sayfayı 2 kez okuyorum. Dedim ya Roarke bile 5 yıldız vermeme yeter. İnşallah ilerleyen kitaplarda ikisine daha çok yer veren hikayeler vardır. Biraz başbaşa zaman geçirmelerini istiyorum ya :D 

Puanım:


* * *

Bir polis, Araf adındaki kulüpte öldürülmüştür ve Eve Dallas suç dünyasının cehennemine inmek zorunda kalacaktır.
Üst düzey bir gece kulübünde, hunharca öldürülmüş bir polis bulunur.
Silah olarak beysbol sopası kullanılmıştır. Cinayet sebebi ise bir muammadır. Büyük bir acımasızlıkla işlenen bu cinayeti ise Eve Dallas hızla çözmek zorundadır. Ne var ki araştırmaları, bu özel kulübün bir gece kulübünden fazlası olduğunu ortaya çıkarır. Araf herkesin yargılanmadan önceki son şansıdır. Burada nihai kaderinizi en mahrem günahlarınız belirler. Ve Araf'taki bir polisin sırları, masum ruhların sonsuza kadar lanetlenmesine sebep olabilir...

Perşembe, Nisan 17, 2014

RKBT 2. Gün || Funda Mentaloğlu "S*ktirgitli Aşklar" || Yorum ve Çekiliş


Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Yorumum:

S*ktirgitli Aşklar, Olimpos Yayınlarının son dönem dikkat çekici kitabı. Böyle bir isimle dikkat çekmemesi mümkün mü ki? Kapak ve yazarın ismi de eklenince merak damarımı kabartan bir kitap oldu.

Kitap, ressam olan Funda'nın hayatından kısa kesitlerden oluşuyor. Tabi ki ilişkileri üzerine. Sanki Kişisel Gelişim'imsi bir kitap gibi ama aslıda değil. Düşündüğünde okuması zevkli ama yorumlaması zor bir kitap. Çünkü içinde pek çok şey barındırıyor. Sadece ilişkiler üzerine demek bana biraz haksızlık gibi geliyor. 

Tabu olan cinsellik, okumaya alıştığımız kadınlardan farklı rotalar çizen bir kadın, kendini bazen kaybetmesi bazen de bulması işlenmiş. Normalde parça parça duysam "Yok, canım. Bu kadar da olmaz" diyebileceğim pek çok şey yazarın anlatım şekliyle buluşunca daha bir yaşanılabilir geldi. Belki tamamı benim için fazla ama bir kısmı en azından "olabilir, neden olmasın" dedirtecek cinsten. Çünkü bence o kadar sivriliğine rağmen törpülenmeye elverişli bir kişilik. Güçlü olduğu kadar da kırılgan. Son bölümlerde bir bölüm vardı ki "hah, tamam işte, tipik durumlar onunda başına geliyormuş" dedim. Gerçi ayrıca kızdım ama o başka bir konu.

Dediğim gibi bence okuması oldukça zevkliydi. Argo kelimler fazlasıyla kullanılmıştı, ki bu birçok kişiyi rahatsız edecektir, en azından ettiğini söyleyecektir. Ama en gülünen esprilerin bile bel altı olduğu düşünülürse, hım bilemedim (: Bence eğlenceli anlatımıyla çok sivrilmeyen bir durum bu. Doğal akışında kullanılmış çünkü, bak ben küfrediyorum al sana tarzında değil.

Kitabı bitirdikten sonraki bir kaç gün içime Funda Mentaloğlu'nun kaçtığını da itiraf ediyorum. Yorumu kafamda tasarlarken tuhaf tuhaf şeyler düşünmeye başladım. O yüzden yorumun son dakikaya kalması iyi oldu, ne diyor bu manyak diyebilirdiniz şu an okurken (:

Genel kitap tavsiyelerim hiç yoktur. Bu kitapta da yapmayacağım. Ama şunu diyebilirim. Kitabı okurken sürekli aklımdan şu geçti: "Tur değil de başka bir şekilde kesişseydi yolumuz, bu kitabı almaktan ve okumaktan pişman olur muydum?" Ve okurken de kitabı kapattığımda da cevabım "Hayır, pişman olmazdım" idi. Tuhaf kitap zevklerim burada da kendini gösterdi anlayacağınız (:

Puanım: 



Çekilişe katılmak için;


Çarşamba, Nisan 09, 2014

RKBT 1. Gün || Anne Dayton & May Vanderbilt "Hiç Ayrılmayalım" || Yorum ve Çekiliş


Orjinal Adı: Breaking Up Is Hard to Do 
Seri Bilgisi: Miracle Girls #2
GoodReads Puanı: 3.91
Türkçe Yayın: Epsilon Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 312
Çeviri: Arzu Gürtuna 
Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Yorumum:

Mucize Kızlar serisinin ikinci kitabı olan Hiç Ayrılmayalım kitabı zevkle okundu ve bitti. Sıra geldi turumuzun ilk gününde yorumuma (:

Dediğim gibi kitap serinin ikinci kitabı. Ve maalesef yapmadığım bir şeyi yaptım ve araştırma yapmadan okumaya başladım. Daha ilk satırlardan da durumu idrak ettim. Gerçi kapağa bakmak bile yeterliymiş, bazen cidden aklım başımdan uçuyor (: Evet, beni biraz zorladı. Nedenlerine birazdan değineceğim.

Miracle Girls Zoe, Ana, Riley ve Christine adlı 4 arkadaşın yaşamlarını konu alıyor. Bu 4 kız tesadüfen bir araya gelmiş ve bir çok ortak noktası olduğunu keşfederek bir arkadaşlığa adım atmışlar. Ve kendilerine Mucize Kızlar diyorlar. Birbirinin her zaman yanında ve dayanak noktası arkadaşlar. 

İşte ilk kitabı okumamanın zorluğu da burada baş gösteriyor. Onları bir araya getiren olayları sadece Christine'in yâd etmesi kadar anlayabildim. Acilen ilk kitabı okumam lazım. 

Christine'in annesi 2 yıl önce bir trafik kazasında ölmüş. Kendisinin aksine babası artık yola devam etme kararı almış ve Candace isimli eski bir güzellik kraliçesiyle düğün planları yapmaya başlıyor. Tabi ki Christine bunlara karşı. Üstelik Candace'in Emma adında bir de kızı var. Her ne kadar Christine ikisini de istemediğini söylese de Emma'ya karşı daha ılımandı bence. Zaten bir ara hain planlarına onu da dahil ediyor. Ne için mi? Tabi ki babası ve Candace'i ayırmak için.

Aynı zaman da Mucize Kızlar da kendi dertleriyle uğraşmakta ve Christine onların yavaş yavaş elinden kaydığını hissediyor. Büyük bir boşluk hissi anlayacağınız. 

Hiç Ayrılmayalım beni lise yıllarıma götüren bir kitap oldu. Tabi ki bu tarz şeyler yaşamadım ama adaptasyon da sorun yaşamadım. Çok akıcı ve çevirisi de çok güzel. Yaş artık ilerlese de böyle gençlik romanlarını seviyorum çünkü umut veren bir yanları var. Bu kitapta öyleydi işte. Arkadaşlık, aile, kırıklıklar ve sevinçler üzerine güzel bir romandı. Ayrıca 2 yazarın olması da çok ilginç. 2 ve daha fazla yazarın birlikte çalıştığı kitaplar bana çok enteresan gelir. Uyum şaşırtıcıdır. Bu kitapta sanki tek kalemden çıkmış gibiydi. Bu açıdan yazarları tebrik etmek lazım.

İlk kitabı okumadan okumamanızı tavsiye edeceğim kitabı, sevdim. Hatta devamını da merak ediyorum. 3. ve 4. kitapların konuları için son gün bloga uğramayı unutmayın lütfen. Şimdilik benden bu kadar. Yarın alıntılar da görüşmek üzere.

Puanım:


* * *

Epsilon yayınların katkılarından dolayı teşekkür ederim.


Çekiliş

a Rafflecopter giveaway

* * *

Bir Mucize Kızlar Romanı

Christine Leenin o korkunç araba kazasında annesini kaybetmesinin üzerinden iki yılgeçti. Babası şimdi eski bir güzellik kraliçesi olan Candace ile nişanlı ve Christine bundanhiçde hoşnut değil. Üstelik davranışları okul hayatını da etkilemeye başladığı için rehberlik seanslarına katılmak zorunda.
Mucize Kızlar ise aralarındaki sorunlar yüzünden dağılmanın eşiğine gelmiş durumdalar. O güzel yaz günleri geride kaldı artık. Peki şimdi ne olacak?
Christinein öfkesi ve lisenin stresi Mucize Kızların birbirlerine en çok ihtiyaç duydukları zamanda dağılmalarına mı neden olacak? Yoksa hepsi elele verip Christinee annesinin ölüm acısını atlatması ve babasının yeni evliliğini kabullenmesi için yardım mı edecekler? Zor bir yılbekliyor Mucize Kızları. 
Zor ve uzun bir yıl. 

Arkadaşlık ve inanç gibi önemli temaları olan güçlü hayat dersleri anlatılmış. 
-Romantic Times

Perşembe, Nisan 03, 2014

Nicholas Best - Dünyayı Sarsan Beş Gün (Yorum)


Orjinal Adı: 
Five Days That Shocked the World: 
Eyewitness Accounts from Europe at the End of World War II
GoodReads Puanı: 4.17
Türkçe Yayın: Kahve Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
Çeviri: Bige Akçora
Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Yorumum:

Dünyayı Sarsan Beş Gün, Kahve Yayınlarının Mart ayında çıkan yeni kitabı. II. Dünya savaşının son 5 gününü anlatan kitap, tam bir dünya tarihi kitabı.

Tarihler 28 Nisan 1945, Cumartesi gününü gösterirken ilk gün başlıyor. Mussolini, Hitler, Sophia Loren, Audrey Hepburn, Otto Frank ve duyduğum duymadığım bir çok ismi konu alarak devam eden beş günü anlatıyor.