Susan Elizabeth Phillips etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Susan Elizabeth Phillips etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Aralık 18, 2013

Susan Elizabeth Phillips - Küçük Bir Hayal Kur (Yorum)


Orjinal Adı:  Dream a Little Dream
Seri Bilgisi:  Chicago Stars #4
GoodReads Puanı: 4.16
Türkçe Yayın: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Çeviri: İpek Hüyüklü

Bulgarian and English

Fransız, Alman, İtalyan, Sloven, İspanyol ve Tayland

 Yorumum:

Sırada 2 tane kitap var aslında yorumlamam gereken ama SEP taze bitmişken dayanamadım :D

Chicago Stars serisi benim en, en sevdiğim serilerden biri. Seriye ilk kitaptan beri hayranım ve giderek büyüyor bu hayranlık. Aslında yazarın ülkemizde çıkan ilk kitabı Aşk Kapıyı Çalıncayı hiç ama hiç sevmediğim düşünülürse her kitap sonunda aşırı derecede şaşırıyorum :D

Genel inanışın aksine :P, aslında baya sevdiğim kitap ve yazar var. Ama bazılarının yazdıkları var ki sanki; "Pınar'cım, ne yazayım canım ne istersin? Kadın burada ne yapsın? Erkeğin odunluğu iyi midir?" der gibi :D SEP'te bu seride sanki öyle yazıyor.

Chicagos Stars serisi aslında çok bağlantılı değil ama 4. kitap, bir önceki kitaptan tanıdığımız Cal'in kardeşi Gabe'i anlatıyor. Gabe bir kaç yıl önce yaşadığı kayıplarla içindeki bazı şeyler ölmüş bir adam. Deyim yerindeyse bir kabuktan ibaret. Rachel ise geçmişiyle bağlantılı kasabasına geri dönmek zorunda kalan ve çocuğuna bakmak zorunda olan bir anne.

Gabe ve Rachel ilişkisi daha ilk dakikadan kötü başlıyor. Ama işe ihtiyacı olan Rachel işin peşini bırakmıyor. Bence çokta iyi oluyor. Gabe o kadar dünyadan soyutlanmış ki birileri dürtmeden tekrar silkelenmesi imkansız gibi. Ve yazar bunu o kadar iyi yansıtmış ki Gabe'i okurken içim acıdı, gözlerim doldu. Tabi ki bir kaç yerde beni kızdırmadı değil. Tam "ama bunu da yapma dediğim" yerlerde (Edward'a olan tavrında özellikle) yazarımız öyle şeyler yazıyor ki ben kızamadım.

Rachel. Amanın kadına bayıldım. Öyle lafı gediğine koyuyordu ki ayakta alkışlayacaktım. Düşünün kadın neredeyse tecavüze uğraşayacak hala çenesi durmuyor :D Ve bunu son sayfaya kadar yaptı. Hani güçlü insanlar bile sonunda bir bocalar ya kesinlikle yoktu. Yani demem şu ki eğer güçlü kadınlara sempatiniz yoksa Rachel sizlik bir karakter değil.

Ve yine geleneği bozmayarak 2 hikaye sunmuş bize yazar. Gabe ve Cal'in kardeşi Ethan'da bolca yer alıyordu. İtiraf etmeliyim ki bazı yerlerde hiç hoşlanmadım, inanmadım ama Phillips sağolsun yine konuşturmuş sonunda sırıta sırıta kapattım onun olduğu sayfaları :D

Seriyi okumanın tek kötü yanı sıradaki kitabı bekleme derdi. Nasıl bekleyeceğim şimdi bilmem kaç ayı. En büyük sıkıntım bu. Umarım ki seri hız kazanır, belki 2014 yılında seriyi bitiririz bile, zaten şunun şurasında 3 kitap kaldı :D

Puanım:

* * *

Bir anne çocuğu için her şeye göğüs gerebilir:
geçmişin acı verici anılarına, aşağılanmaya.
Peki aşkından vazgeçebilir mi?

Rachel Stone kötü anılarla ayrıldığı kasabasına, bozuk arabasıyla ve beş parasız geri döner. Üstelik bu kez yanında oğlu da vardır. Ama kötü şöhrete sahip bu inatçı genç dul, bir savaşçı olmayı öğrenmiştir… ve oğlunu korumak için her şeyi yapmaya hazırdır.

Tek isteği yalnız kalmak olan Gabe Bonner, hayatına ansızın giren bu güzel yabancıdan hoşlanmaz ama huysuz ve başını derde sokma konusunda oldukça yetenekli kadın, belki de Gabe’i aşka inandırabilecek tek kişidir.

Duygularını yitirmiş bir adamın, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir kadınla buluştuğu Salvation, Kuzey Carolina’ya hoş geldiniz… Burada hayaller gerçeğe dönüşüyor!


Pazartesi, Nisan 01, 2013

Susan Elizabeth Phillips - Sensiz Olmaz (Alıntı)


(Chicago Stars # 3)



* * *


Çenesine tıraş kremini sürerken Jane'in Snoopy'li kiraz kırmızısı geceliğini gördü.
"Profesör, ne zaman merhamet edip bana bu seksi geceliklerle işkence etmekten vazgeçeceksin?"
"Yarın akşam Winnie-the-Pooh giyeceğim."
"Harikasın."


* * *


"Bunu iç." Uçuş görevlisi uzaklaşır uzaklaşmaz şampanya kadehini Cal'a uzattı.
"Bunu neden yapayım?"
"Çünkü hamileyim ve içemem. Yoksa herkesin bunu da öğrenmesini mi istersin?"
Ateş saçan gözlerle ona baktıktan sonra kadehi boşalttı ve ona geri verdi. "Demek beni bir alkoliğe de çevireceksin."
"Seninle birlikte olduğum bütün anlarda elinde zaten içki olduğuna göre şu ana kadar olmadıysan şaşarım zaten."
"Bir bok bilmiyorsun."
"Etkileyici bir söz dağarcığı. Keskin."
"En azından sözlük yutmuş gibi konuşmuyorum. Bildiğin bütün kocaman kelimeleri kusman ne kadar zaman alır sence?"
"Emin değilim ama yeterince yavaş söylemeyi başarırsam belki aralarından birkaç tanesini anlamayı başarırsın."


* * *


Jane hızla ona döndü. "Sen bana bir şey yapmadın! Sen bunu benim çocuğuma yaptın, bunu göremiyor musun? Senin yüzünden masum bir çocuk bir ucube olarak büyüyecek."
"Sana aptal olduğumu hiç söylemedim. Bunu sen varsaydın."
"İlk buluştuğumuz gece tam bir aptal gibi konuşuyordun!"
Dudağının kenarında bir kas seğirdi. "Yerel renk diyelim. Özür dilemiyorum."
"Evin her yanında çizgi romanlar var!"
"Beklentilerini pekiştiriyordum."


* * *


"Sana hiçbir şey söylemek zorunda değilim." Rahatsız olmuştu ama tehlikeli görünmüyordu.
Bu Jane'i sakinleştirmedi. Tam tersine yeni bir histeri krizine girmek üzereydi. "Bana hemen söyle yoksa yemin ederim seni öldürmenin bir yolunu bulurum! Yemeğine cam tozu karıştırırım! Uyurken seni kasap bıçağıyla bıçaklarım! Duşa girmeni bekler ve suya elektrikli bir alet atarım! Kapıdan içeri girerken kafana beyzbol sopasıyla vururum!"
Kotunu temizlemekten vazgeçerek endişeden çok, meraklı gözlerle onu süzmeye başladı. Jane gittikçe daha mantıksız davrandığının farkındaydı ve bu onu daha da ateşlendirdi. "Söyle bana!"
"Sen kana susamışsın." Hafif bir şaşkınlıkla başını iki yana salladı. "Şu elektrikli alet işi için... Duşa yetişmesi için uzatma kablosuna ya da öyle bir şeye ihtiyacın olacak. Ya da belki de prize takmayı düşünmüyorsundur."
Jane kendini iyice aptal gibi hissederek dişlerini gıcırdattı. "Prize takılı olmazsa seni çarpmaz, değil mi?
"Doğru bir gözlem."


* * *


O yonca yeşili gözlerde gördüğü bir kıvılcım mıydı yoksa bu hayal gücünün bir oyunu muydu? "Komik olma. Çirkin bulduğum şey nezaketsizliğindi. Senin gibi bir genç için son hızla arkadaşlarının yanına koşup skorunu anlatmak hoş olabilir tabii ama görgü kurallarına uymaz."
"Görgü kuralları mı? Beş kutu hadım edilmiş Lucky Charms'ın sebebi bu mu?"
"Evet."
Güzel bir atış. Toplantısına geç kalmıştı ama iyi bir atış yapmadan oradan ayrılması da mümkün değildi. "Yeryüzünün en aşağılık insanının seviyesine inmek üzeresin."
"Bunun biraz abartı olduğunu düşünmüyor musun?"
"Hem de hiç." Ellerini başının üzerinde sallayarak nefretle ona baktı. "Bir mısır gevreği katiliyle evlenmişim."


* * *


Kapıdan çekildi, canı tartışmak istemiyordu. İpek sabahlığını önüne tutarken çıplak sırtını bitişik duvara yasladı.
Cal önünde mayın tarlası varmış gibi temkinli adımlarla içeri girdi. "İyi misin sevgilim?"
"Bana bu şekilde hitap etmekten vazgeç! Hiç bu kadar utanmamıştım."
"Utanma, tatlım. Zavallı Ethan'ın gününü şenlendirdin. Hatta bütün bir yılını. Benimkinden bahsetmeme gerek bile yok."
"Kardeşin beni çıplak gördü! Orada, merdivenin tepesinde çırılçıplak durdum ve kendimi inanılmaz bir aptal durumuna düşürdüm."
"İşte yanıldığın nokta burası. Çıplak görüntünde aptallığa dair en ufak bir şey yoktu. Başına bir şey gelmeden sabahlığını yerine asmama ne dersin?"
Sabahlığı karnının önüne daha da sıkı bastırdı. "Onca zaman boyunca bana bakıyordu ve sen tek kelime bile etmedin. Neden beni yalnız olmadığımıza dair uyarmadın?"
"Beni bu sürprizinle gafil avladın, sevgilim. Düzgün düşünemedim. Ve Eth de bakmadan duramadı. Güzel, çıplak bir kadın görmeyeli seneler olmuştur. Bakmasaydı onun için endişelenirdim."
"O bir rahip!"
"Bu kutsal bir olaydı. O sabahlığı asmamı istemediğinden emin misin?"
"Bu konuyla dalga geçiyorsun."
"Kesinlikle geçmiyorum. Sadece duygusuz bir serseri bu travmatik aran komik olduğunu düşünebilir. İstersen hemen aşağı ineyim ve uzaklaşamadan onu öldüreyim."


* * *


"Rosebud..."
"Bana o isimle hitap etme, pislik! Seks senin için bir spor, değil mi? Futbol oynamadığın ya da arkadaşlarınla içmediğin zaman yapılacak bir aktivite. Bense hiç öyle bakmıyorum. Benimle seks mi yapmak istiyorsun? Güzel, seninle seks yapacağım ama kendi kurallarımla."
"Peki, bu kurallar nelermiş?"
"Önce beni seveceksin! Hem de çok!"
"Seni zaten çok seviyorum!" diye kükredi.
"Acınacak haldesin!" Öfke ve hayal kırıklığı içinde çığlık atarken yataktan yastığı kaptı ve Cal'ın kafasına fırlattı sonra da odasına kaçtı.


* * *


"Sana hiçbir şey söylemek zorunda değilim." Rahatsız olmuştu ama tehlikeli görünmüyordu.
Bu Jane'i sakinleştirmedi. Tam tersine yeni bir histeri krizine girmek üzereydi. "Bana hemen söyle yoksa yemin ederim seni öldürmenin bir yolunu bulurum! Yemeğine cam tozu karıştırırım! Uyurken seni kasap bıçağıyla bıçaklarım! Duşa girmeni bekler ve suya elektrikli bir alet atarım! Kapıdan içeri girerken kafana beyzbol sopasıyla vururum!"
Kotunu temizlemekten vazgeçerek endişeden çok, meraklı gözlerle onu süzmeye başladı. Jane gittikçe daha mantıksız davrandığının farkındaydı ve bu onu daha da ateşlendirdi. "Söyle bana!"
"Sen kana susamışsın." Hafif bir şaşkınlıkla başını iki yana salladı. "Şu elektrikli alet işi için... Duşa yetişmesi için uzatma kablosuna ya da öyle bir şeye ihtiyacın olacak. Ya da belki de prize takmayı düşünmüyorsundur."
Jane kendini iyice aptal gibi hissederek dişlerini gıcırdattı. "Prize takılı olmazsa seni çarpmaz, değil mi?
"Doğru bir gözlem."